Kadınlar seksi sevmez mi?

Yazı Serena Ölmezoğlu

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Kısırlık tedavi edilebilir

-Merhabalar. 2 yıllık evli 20 yaşında bir ım. Henüz çocuk istemiyorum. Cinselliğimi yaşamayı çok önemsiyorum. Eşimin ön sevişmeden sonra prezervatif takması sırasında beklemek zorunda kalıyorum ve tüm isteğim sona eriyor. Hem bu açıdan hem de çocuk olmaması için prezervatiften başka ne kullanılabilir?

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Cinsellik öznel bir yaşantıdır

- 32 yaşında cinsellikle geç tanışmış bir ım. Ben eşimle evimizde yatak odamızda değilde açık mekanlarda veya değişik araçlarda beraber olmayı istiyor bazende zorluyorum. Başkalarının olduğu ortamlarda ona dokunmaya ve okşamaya bayılıyorum. Sırf bu nedenle her hafta eşimi sinemaya götürüyorum. O film seyrederken ben onunla adeta yapıyorum. Read the rest of this entry »

Yorumlar

Eşler Doyumu Yaşamalıdır

— Âdet döngüsü içinde, hamilelik riskinin olmadığı, güvenli ilişkiye girilecek günler var mı?

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Anne Baba Cinselliği

Bir ın, bir başka insana olan sevgisini çeşitli eylemler, jestler, mimikler, tavırlar vs ile gösterebilmesi hem duygusal ve olgunlaşmasının göstergesidir, hem de karşılıklı ilişkilerde esnekliği ve anlayışı getiren bir koruma mekanizmasıdır. Bazen dokunma, sarılma, okşama, öpme gibi bedensel temas eylemleri, bazen gülümseme, göz kırpma vb jestler, mimikler, konuşma içindeki cümleleri, birtakım iltifatlar vs hepsi ikili ilişkilerde sevginin gösterildiği aracılardır. Üstelik birçok davranışı türe özgüdür, yani türü dışındaki hayvan türlerinde de benzer eylemler görülebilir. Bir anlamda ifadesinin genetik, hormonal, biyokimyasal boyutları da vardır. Özetle, kişinin karşısındakine sevgisini sunabilmesi biyolojik bir zeminde duygusal ve olgunlaşmanın göstergesidir.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Cinsel Sorularınıza Cevaplar

KALÇALARIMDAN UTANIYORUM.

- RUMUZ:-AHMET: Ben 18 yaşında bir erkeğim. Benim kalçalarım biraz büyük. Bundan utanıyorum. larım gibi giyinemiyorum. Bunu estetikle küçültebilir miyim? Bana yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Kızlık Zarı

Kızlık zarının latince adı hymendir ve HYMEN Yunan mitolojisinde Tanrısının ismidir. Kızlık zarı ülkemizde ve dünyanın belli bölgelerine halen ve kültürel önemini korumaktadır. Kızlık zarının henüz bozulmamış olması hatalı olarak ın bekaretinin, yani bir erkekle birlikte olmadığının sembolü ve yine hatalı olarak ilk ilişkide kanama olmaması ın daha önceden bir erkekle cinsel ilişkide bulunmuş olduğunun kanıtı olarak görülmekte ve birçok masum genç bu yüzden tüm yaşamlarını etkileyecek olaylarla karşılaşabilmektedir. Bu durum yalnız bizde değil, birçok kültürde geçerlidir.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

ERKEKLERDE SERTLEŞME SORUNU

öncesi ilişkiye giren çoğu gencin başına gelen sertleşme sorunun ana nedeni heyecandır. Eğer bir bir kere başarısızlığa urarsa hep uğruyacağını düşünür. Bu nedenle ondan sonraki tüm ilişkilerde bu sorunun tekrarlanacağını düşünürler.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

KIZLIK ZARI http://www.jinekolognet.com/kizlik-zari.aspSosyolojik ve Tarihsel BoyutKızlık zarı yani Latince adı ile HYMEN, Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan " ve düğün tanrısı" dır. Gerdek gecesi bu Tanrı’ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)Hemen hemen bütün

Yorumlar

diyet yaparken

diyet yaparken
Diyet yaparken nelere dikkat etmeli!

Diyet yaparken,Sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yenilmesine neden olur. Kilo fazlası olanlar genelde öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böyle bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve ‘kıtlık’ moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Bu nedenle başta kahvaltı üzere asla öğün atlanmaması ve 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmesi gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılı sağlık raporunda şişmanlık, “vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka edilmesi gereken bir sağlık sorunu” olarak tanımlanıyor. Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, düzeyi, , doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de süresini kısaltan ve kalitesini düşüren ciddi bir . Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalıkları, , şeker hastalığı, bazı türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık… şeklinde sıralanabilir. Çağımızın bu önemli sağlık sorununu çözmek için ne yapmalıyız? Her gün gazete, , televizyon, gibi kitle iletişim araçlarında onlarca “şok diyetler” ile karşılaşıyoruz. Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka “kişiye özel” olarak hazırlanmalı. Çünkü herkesin metabolizması farklılıklar gösterir, tıpkı parmak izi gibi. Öte yandan kilo fazlası olanlar genelde aç kalarak, öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böylesi bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “kıtlık” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Buna karşılık sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yenilmesine neden olur. O nedenle başta kahvaltı üzere asla öğün atlanmamalı, 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmelidir. Katı margarin, tereyağı, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi enerji değeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici değeri olmayan yağlı yiyeceklerden, kızartma ve kavurma işlemlerinden olabildiğince kaçınmakta yarar var. Şeker ve şeker içeren besinler (bal, reçel, pekmez, hazır meyve suları, gazlı içecekler, tatlılar vs) kana tamamen ve hızla karışırlar. Pankreastan salınan insülin hormonu ile kan şekeri düşer ve tekrar tatlı isteği doğar. Dolayısıyla şeker ve şeker içeren besinler kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Halbuki şeker tadından vazgeçemeyenler için üretilen, şeker yerine kullanılabilen, aynı tadı verebilen, sağlık açısından sakıncası bulunmayan, düşük kalorili veya içermeyen yapay tatlandırıcılar ile kan şekerindeki dalgalanmaları ve tatlı isteğini ortadan kaldırmak mümkün olabilir. Suyun; alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri bulunur. Bu nedenle gk sıvı tüketimi arttırılmak gerekir. Katkısız, en iyi çözücü su olduğu için günde 8-10 bardak su içilmesi tavsiye edilir. Diyet yaparken çay, kahve, bitki ve meyve çaylarını şekersiz ya da en azından yapay tatlandırıcılar ile gazlı içeceklerin de light olanlarını tercih edin. Ayrıca posalı yani lifli besinlerin tüketimi arttırın. Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardımcı olur. Midede, su ile birlikte hacimlerinin 20 katı kadar şişerler; tokluk, doygunluk hissi sağlarlar. Ayrıca dışkılama sayısını ve sıklığını arttırırlar. Kabızlık şikayeti varsa ortadan kalkar, böylelikle kilo vermeye de yardımcı olurlar. Kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkileri de mevcuttur. Bu yüzden haftada 2-3 kere kurubaklagil ği yenilmesi önerilir. Buğday ekmeği yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeğini; pirinç yerine de bulguru tercih etmeniz önerilir. Hatta pirinç, makarna, erişte ve unun da kepekli olanlarını kullanmak daha sağlıklı olur. Sebze ve meyveler de posa içerir. Ancak posaları kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek her zaman için daha yararlı olur. Diyete ilave olarak mutlaka da yapılması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürüyüşü öneriyor. Bunun dışında; çok hafif tempoda koşma, bisiklete binme, yüzme, tenis, aerobik ve jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar yapılması da uygun görülüyor. Sporu asla ödev olarak görmeyin. Unutmayın amaç; metabolizma hızını düşürmemek, kilo verirken bir noktada ağırlığın sabit kalmasını önlemek, verilen kiloların kalıcı olmasını sağlamak ve en önemlisi sağlıklı yaşama adım atmaktır. Sonuçta “1 saat” dediğimiz günün sadece % 4’üdür.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;

eXTReMe Tracker