BEBEK VE UYKU - BEBEK BAKIMI -

Bebeklerde uyku düzeninin oturtulması ailenin en önemli sorunlarından biri olmaktadır. Bu ıda sizlere bu konuda birkaç öğüt verilecektir.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Fizik Tedavi de Serebral Paralizi Fizyoterapistin Rolü

Yorumlar

Fizik Tedavi de MULTIPL SKLEROZ REHABİLİTASYONU

Yorumlar

Cilt Bakımı

Zen Cilası
Zen cilası cildinize benzersiz bir ışıltı verir. Ölü tuzları, sadece City Zen’de bulabileceğiniz birbirinden güzel kokulu masaj yağları harmanlarıyla karıştırılır ve muhteşem bir arındırma deneyimi için tüm vücudunuza uygulanır. Kan dolaşımını arttıran bu özel karışım aynı zamanda, topukları, dirsekleri, kuru ve sertleşmiş bölgeleri yumuşatır. Uygulama, size ışıltılı, tazelenmiş ve saten gibi bir bırakarak, rahatlatıcı ve yatıştırıcı bir masaj ile sona erer.
45 dakika

Read the rest of this entry »

Yorumlar

HAMİLELİKTE AĞIZ DİŞ BAKIMI NASIL OLMALIDIR?

HAMİLELİKTE AĞIZ DİŞ BAKIMI NASIL OLMALIDIR?
Eğer iyi bir ile beraber yeterli ağız diş ı yapılırsa hamilelik döneminde normal dönemden farklı bir diş sorunu ile karşılaşılmaz. Hamilelik sırasında hem annenin hem de bebeğin genel sağlığı ve ağız diş sağlığı için oldukça önemlidir. Bakınız: 1-Diş Sağlığı ve Vitaminler, 2-Dengeli BeslenmeHamilelikte bebeğin diş gelişimi 5. ve 6. haftalarda başlar. Ağız ve diş sağlığı açısından tüm hamilelik döneminde: A,C,D vitaminleri ile fosfor ve kalsiyumdan zengin temel yiyecekler alan meyvalar ve sebzeler, tahıl , süt ve mandıra ürünleri ile ile , et , balık ve yumurta dengeli olarak alınmalıdır. Şeker mümkün olduğu kadar alınmamalı (özellikle aralarında). Kurutulmuş meyve ve karemel gibi yapışkan şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi? Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olan ilk üç ayda etkili dental tedaviden kaçınılmalıdır. Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir. Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve bir jinekoloğun önerileri doğrultusunda dental yapılmalıdır. Son üç ayda için gerekli olan pozisyonları rahat alalaması ve koltukta uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir. Hamilelik sırasında ekstra bir ağız-diş ı gereklimidir? Gk ağız ve diş ım kesintiye uğratılmamalıdır. Hamilelik öncesi tam bir ağız muayenesinden geçerek optimal ağız hijyenine kavuşmalı ve bunu sürdürme alışkanlığını kazanmalıdır. Çünkü plak birikimi, ve diş eti hastalıkları ile hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında direkt vardır. Hamilelik sırasında oluşan hormon ışı ağız mukozasını dış etkenlere karşı özellikle bakteri plaklarına karşı daha hassa yapar. Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş ı yapılarak plak birikimine olunmalıdır. (Bakınız, Diş Fırçalama) Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır. Hamilelikte dental anestezi yapılabilir mi? Diş rontgeni çekilebilir mi? Hamilelik esnasında birçok ilacın kullanılmaması ya da kontrollü kullanılması önerilmesine karşın, dental tedavilerde kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Lokal anestezi kullanılmasında üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir. Herhangi bir uyarı yoksa lokal anestezik kullanmada bir sakınca yoktur. Anestezi altında yapılan tedavide hasta ağrı duymayacak ve daha az stres yaşayacaktır. Diş çekimi yada herhangi bir müdahale için sırasında lokal anesteziklerin kullanılmasında üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir. Herhangi bir uyarı yoksa kullanmada bir sakınca yoktur. Antibiyotik kullanımı özellikle Penisilin ve türevleri (amoxicilline vs. ) kullanımını için herhangi bir sakıncası yoktur. Tetrasiklin gurubu antibiyotikler alınmamalıdır. Tetrasiklin sırasında alınırsa bebeğin dişlerinde “tetrasiklin renklenmeleri” dediğimiz renklenmeler oluşur. Ağrı kesici kullanmada dikkat edilmeli ve kesinlikle üretici firmanın önerilerine uyulmalıdır. Diş hekimliğinde kullanılan röntgen makinalarında radyasyon çok düşük seviyede olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır.Ağız ve diş sağlığının devamlılığını sağlamak için boyu etkili ve yeterli gereklidir. Ancak kadınlarda ağız diş ı , yaşamlarının belirli bölümünü alan puberte, emzirme, hamilelik, mensturasyon ve menapoz , dönemlerinde ayrıcalık göstermektedir. “Her doğumda bir diş kaybedilir” düşüncesi doğru mu? “Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak annesinin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı ” düşüncesi tamamen yanlıştır. Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Bu dönemde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı olabilmesi için annenin gk 1200-1500 mg kalsiyuma gereksinimi vardır. Hamilelik döneminde süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum dan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimini karşılamalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır. Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Zorunluluk yoksa bu işlem doğum sonrasına ertelenmelidir. Eğer acil bir için kesinlikle röntgen filmi çekilmesi gerekiyorsa : Anneye özel koruyucu önlük giydirilmeli, hızlı film kullanarak ve düşük doz uygulaması yapılmalıdır. Hamilelik gingitisi (Pregnancy gingivitis) Hamileliğin erken safhalarında diş etlerinde şişlikler, kızarıklıklar gözlenebilir. Bu şekildeki diş eti oldukça hassastır ve kolayca kanar. Hamilelik sırasında ın diş etlerinde oluşan bu değişiklikler nedeni östrejen ve progesteron hormonlarının salgılarının artmasından kaynaklanmaktadır. Hamilelik gingivitisi genellikle hamileliğin 2.Ayında başlayıp 8.Ayında en üst seviyeye çıkar, doğumdan sonra kendiliğinden iyileşir. Gk düzenli ağız diş ı yapmayan kişilerde oluşan ve diş etinin tahrişine neden olan bakteri plağı ya da diştaşı gibi etkenler hamilelik gingivitisi tablosunu daha ciddi boyutlara taşıyabilmektedir. Eğer dişlerde derin tartar birikimi varsa diş hekimi tarafından elimine edilmelidir. Diğer diş tedavilerinde olduğu gibi tartar temizliği de özellikle hamileliğin ikinci üç ayında yapılamalıdır. (Gebeliğin ilk üç ayında bebeğin organları gelişme aşamasındadır. Bu safhada neden olunan bir bakteriyemi bebeğin organ gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.) Üçüncü üç ayda da anne koltuğa rahat oturamaz ve aşırı stres erken doğuma neden olabilmektedir. Hamilelikte diş çekilir mi?Hamilelik tüm vücudun fiziksel ve psikolojik yönden pek çok değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Ağzımız ise vücudun bu tür değişikliklerine karşı çok hassas olan bir bölgesidir. Anne adayı hamilelik süresince ister istemez devamlı bebeğini düşündüğü için kendi ını ihmal edebilir. Mide bulantıları ve kusmalar ağız içinde zararlı etkilere neden olur. Bazı yiyecek ve içeceklere karşı aşırı ilgi veya aşırı tiksinme duyulması sonucu ağız da bundan etkilenir. Hormonal etkiler sonucunda ağız içinde bazi degisimler olur. Örneğin kandaki ve tükürkteki asit miktarı arttığ için dişlerin çürümesi kolaylaşır. Çünkü en basit anlatımıyla , dişin çürümesi demek , bakterilerin salgıladığı asitlerle yumuşaması demektir. Diş eti rahatsızlıkları da eskisinden daha kolay ve daha sık oluşacaktır. Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli , ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu hem annenin hem de çocuğunun sağlığı için çok önemlidir. Hamilelik kabaca üç dönemde incelenir: İlk üç aylik dönem: Bu dönem bebeğin çok hassas olduğu bir dönemdir. Gereksiz müdahaleler düşüğe sebep olabilir. Fakat ağrıya sebep olmuş ve/veya müdahale edilmediği taktirde daha çok zarara neden olabilecek durumdaki dişlerin çekim, kanal tedavisi gibi acil olarak edilmesi gereken durumlarında, çekinmeden diş hekimine gidilmelidir. Diş hekimi , bebeğe zarar vermeyen ilaçlarla tedaviyi sağlayacaktır. İkinci üç aylik dönem: Bu dönem , hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimi, dolgular, kanal tedavileri vb. pek çok tedavinin yapılması için en uygun olan dönemdir. Duruma göre üçüncü 3 aylık dönemde de tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır. Hamilelik sırasında yapılmaması gereken işlemler var mıdır? Genellikle acil olmayan işlemler de hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman 4. Ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının eşlik ettiği acil durumlarda hamileliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır. Hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır? Üçüncü üç aylık dönem: Bu dönemde anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmıştır. Aynen ilk üç aylık dönemde olduğu gibi, acil tedaviler dışında diş hekimi müdahale etmeyecektir. Hamilelik ağız sağlığını nasıl etkiler? Hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve her hamilelikte annenin bir dişini kaybedeceği yanlış bir inanıştır. Fakat hamilelik sırasında ağız sağlığında bazı değişikliklerin olacağı da bir gerçektir. En önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki ış olup, bu durum da dişler üzerindeki plak birikiminin artması ile bağlantılıdır. Eğer plak uzaklaştırılmazsa dişeti iltihabına (gingivitis) neden olur. Bu durum “hamilelik gingivitisi” adını alır. Dişeti kırmızı, hacim olarak artmış, hassas ve kanamalıdır. Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde hamile ın çoğunluğunu farklı şiddette etkiler. Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve edilmezse periodontitise ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda “hamilelik tümörü” riski de vardır. Bunlar dişeti büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla beraber, hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme, fırçalama ve diğer ağız ı işlemlerini engelliyorsa dişhekimi tarafından alınmalıdır. Bu problemler nasıl önlenebilir? Dişeti iltihabı dişlerin etkin olarak ı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az iki kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Her gün tüm dişlerde diş ipliği ile temizlik işlemi de yapılmalıdır. Sabah diş fırçalamak rahatsızlık veriyorsa ağız su veya anti-plaque ve floridli gargaralarla çalkalanmalıdır. Dengeli ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri de ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Dişhekimine daha sıklıkla gidilmesi de etkin plak kontrolünü sağlayarak gingivtis gelişimini önler. Plak kontrolünün sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu ve hamilelik tümörlerinin oluşma riskini de azaltır. Dişhekimine ne zaman gitmelidir? Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir. İlk 3 aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Dişhekimi hamileliğin kalan dönemi için bir takvimi hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında meydana gelen değişikliklerin ve ağız ının etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar temizlik önerilebilir.Bu dönemde için çok gerekli ise ağız içinden 1-2 film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük kullanılması gerekir.Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanı sıra genel gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili ,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Bebeğin diş ı ve beslenmesi ile ilgili edininiz. (Bakınız, Çocuklarda Diş Sağlığı)”Hamileyken antibiyotik kullandım” bebeğimin dişleri etkilenir mi? Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu “tetrasiklinler”dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır.Yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekir. Dişler hamilelik sırasında daha çabuk mu çürür? Daha öncede de belirtildiği gibi “hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği” inancı kesinlikle doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır; beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız ına yeterince özen göstermeyebilir. hormonlarının (östojen, progertron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir. Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemler var mıdır? Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein,A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanı sıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.

Yorumlar

GÖGÜS KANSERİNDE TEDAVİ FAKTÖRLERİ

GÖGÜS KANSERİ NEDİR TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?

Orta yaşlı ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek köşedeki masaya oturur.Garsona sipariş vermek için beklerken yan masadaki gençlerin kendisine bakarak güldüklerini fark eder. Belli ki yakasına taktığı küçük pembe kurdele şeklindeki rozetine gülmektedirler. Bu alaylı bakışları görmezden gelen adam yan masadakilerin bu ısrarlı sırıtmalarına dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasındaki rozete götürerek, “Bu mu?” diye bakışlarıyla sorar. Bunu üzerine yan masadakiler yüksek sesle gülerek, “Küçük güzel pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pekte yakışmış!”diyerek sırıtmaya devam ederlerYaşının çok genç olduğunu düşünerek ihmal etmiş göğsünde fark ettiği kitleyi, bu nedenle geç kaldık”. Genç delikanlı, yüzündeki utangaç ve üzüntülü bir ifadeyle “Çok üzgünüm beyim özür dilerim” der. “ımın anısına öğünerek takıyorum bu küçük pembe kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de aydınlatabiliyorum. Şimdi evine git ve karınla, ınla,annenle konuş” diye devam eder orta yaşlı adam, yavaşça elini cebine uzanarak çıkardığı küçük pembe kurdele rozetini uzatırken. Delikanlı yavaşça öne uzanarak “Yardım edebilir misiniz?” diye mahcup mahcup sorar. Bu ay Ekim ayı, sağlığı bilincini ayı. 40 yaşına gelen her her yıl bir defa muayene olmalı ve mamografi denilen filmini çektirmeli, bunu çevresindeki da anlatarak onları bu konuda teşvik etmeli. .
Orta yaşlı adam yan masadan bu sözü söyleyen delikanlıya dönerek, “Lütfen masama buyurun bunu tartışalım” der. Biraz önce tüm sevimsizliğiyle sırıtan delikanlı sebebini anlayamadığı bir utanma ve sıkıntı hissine kapılsa da gelip masaya oturur. Orta yaşlı anlayışlı ve yumuşak bir sesle, “Bu rozet tüm dünyada, içinde olduğumuz Ekim ayında, ın kanseri bilincini yaygınlaştırmayı ifade ediyor. Ben bu rozeti annemin adına takıyorum.” der Bu açıklama karşısında şınlaşan delikanlı, “Çok üzüldüm, anneniz kanserinden mi öldü? diye sorar. “Hayır” diye cevaplar orta yaşlı adam , “Annem sağ, ama beni bebekliğimde göğsüyle besledi.Bu yüzden annemin göğsü için ve sağlığı için tanrıya şükür ediyorum” diye devam eder. ” hımm” diye kekeler delikanlı. “Peki” “Bu rozeti karım için takıyorum” diye devam eder orta yaşlı adam. “Karınız da herhalde iyi?” diye sorar delikanlı . “Evet evet” diye cevaplar orta yaşlı adam. “Karımın göğsü her ikimiz için ve kaynağı olmuştur her zaman, ayrıca 23 yıl önce sevgili ımızı beslemiştir göğsüyle. Karımın göğsü ve sağlığı için de tanrıya şükür ediyorum” diye devam eder. ” Sanırım ınızın sağlığı için de takıyorsunuz?” diye sorar delikanlı. “Hayır” diye cevaplar orta yaşlı adam üzüntüyle. “ımı bir ay önce kanseri nedeniyle kaybettik.
Bu ay Ekim ayı, sağlığı bilincini ayı. 40 yaşına gelen her her yıl bir defa muayene olmalı ve mamografi denilen filmini çektirmeli, bunu çevesindeki da anlatarak onları bu konuda teşvik etmeli.
”BİR MUMUN DİĞER BİR MUMU YAKARAK AYDINLATMASIYLA KAYBEDECEĞİ HİÇ BİR ŞEY YOKTUR. LÜTFEN BU HİKAYEYİ ÇEVRENİZDEKİLERE YAYARAK DİĞER MUMLARI DA AYDINLATIN.TÜM AYDINLIKLAR KADINLARIN OLSUN”.

Yorumlar

KALP SAĞLIĞI ÖNEMLİDİR ?

KALP SAĞLIĞI ÖNEMLİDİR ?

Bakın bugün biz, kalp hastalıklarından korunmak için boy ve kilo oranı konusunda ne kadar çok spekülasyon yapıyoruz. Ve bu konu üzerine, özel bir önem verdiğimiz kitle indeksinden söz ediyoruz. Bu indeksin yetişkin insanlarda 20 ile 25 arasında tutulmasını öneriyoruz. Neden? Ağaç yaş iken eğilir de ondan.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

>AĞIZ KANSERİ NEDİR AŞISI NEDİR ?

>AĞIZ KANSERİ NEDİR AŞISI NEDİR ?

Tüm dünyada rahim ağzı kanseri kadınlarda görülen en yaygın ikinci kanser türüdür. Kadınlarda kanserden kaynaklı ölümlerde ikinci sırada yer alır.Bir doktor muayenehanesinde ya da bir klinikte yapılabilen basit bir test olan Pap testi (Pap smear de denir) ile anormal ya da kanseröz servikal hücreler tespit edilebilir. Pap testi, servikal değişimleri kansere dönüşmeden önce tespit edebilmektedir, 1950′lerde yaygın şekilde kullanılmaya başlamasıyla rahim ağzı kanserinden kaynaklanan ölümlerin belirgin şekilde azalmasını sağlayan güvenilir bir testtir. 1950 -1970 yılları arasında ABD’de rahim ağzı kanserinden kaynaklanan ölümler yüzde 70 oranında azalmıştır. Tüm rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 80′i gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir. Küresel olarak, her yıl yaklaşık 500.000 kadına tanı koyulmakta ve 300.000 bu hastalık nedeniyle ını kaybetmektedir.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

KOKU HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

KOKU HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

Araştırmacılar deney hayvanlarında burundan aldıkları kök hücreler ile böbrek, karaciğer, kalp ve sinir dokusu geliştirmeyi başarmışlar. Bu çalışmalar şimdilik deneysel olarak yürütülüyor ancak gelecekte KBB Uzmanlarının koku bölgesinden diğer uzmanlık alanlarının isteği üzerine alacakları doku parçası çok işe yarayacak gibi gözüküyor. Bu yüzden burnumuza iyi bakmamız gerekiyor çünkü ileride bir doku bankası olarak da ona ihtiyacımız olabilir.
Bu durum tipik olarak koku alma yeteneğinin azalması ile birliktedir ve bu durumdaki hastalar güzel kokuları bile kötü kokular olarak yorumlarlar. Hayalet koku alma denilen antosmi ise olmayan kokuların alınmasıdır ki bu durum bir çeşit koku halusinasyonu olarak kabul edilir. Bu durum aralıklı ya da sürekli olabilmektedir.Koku ve kaybı arasındaki nasıl bir var?Koku kayıplı hastaların üçte ikisinde duyusunda da kayıp görülüyor. Bu çoğu kez azalması şeklinde oluyor ama bazen tam kaybı da olabiliyor.Koku hastalıklarının sebepleri nelerdir?Koku hastalıklarının en sık rastlanılan sebepleri kafa travmaları, geçirilmiş olan üst solunum yolu enfeksiyonları ya da burun ve sinüs hastalıklarıdır. Bu hastalıkların her biri yaklaşık aynı sıklıklarda görülmekte ve tüm koku hastalıkları sebeplerinin %60′ını oluştururlar. Kafa travmalarının %5′inde koku kaybı görülür.Koku hastalıkları nasıl edilir?Koku kaybı kaza veya darbeyi takiben hemen gelişmiş, tam koku kaybı oluşmamışsa tedaviden 1 yıl kadar sonra düzelmeler olabilir. Üst solunum nın viral enfeksiyonlarını eden koku kayıpları ise hastanın önemli bir şanssızlığıdır. Daha çok ileri yaşlarda görülür ve çoğu kez koku duyusunun azalması şeklinde kendini gösterir. Başka neler koku kaybına neden olur?Toksik madde ve dumanlara bağlı olarak gelişen koku kayıpları da vardır. Bazı kanser ilaçları ve radyoterapi de koku kaybı yapabilirler. Bazı beyin tümörleri, hipofiz tümörleri, beyin anevrizmaları gibi kafa içi hadiseleri koku kaybı ile kendilerini gösterebilirler.Psikolojik nedenlerle koku kaybı olabiliyor mu?Koku kaybı olmadığı halde koku alamamaktan yakınan hastalar da vardır. Koku kaybı yaşayan hastaların %20’sinde ise her hangi belirgin bir sebep ortaya konulamaz.Burun ve sinüs hastalıkları neden koku kaybına yol açıyor?Burun tıkanıklığı yapan tüm sebepler koku duyusu ile ilgili bozukluk yaparlar. Koku bozukluğuna en sık polipli sinüzitler ve alerjik nezle ve sinüzitler yol açar. Burun içerisindeki konka şişlikleri ve ileri derecede kemik eğiklikleri de koku bozulması yapabilir. Burun içi, kafa tabanı ve sinüs tümörlerinde de koku kaybı olabilir.Burun ve sinüs dışı hastalıklar dışında hangi hastalıklar koku kaybına neden olur?Koku kaybı gösteren hastaların üçte ikisinde depresyon belirtileri mevcuttur. Depresyonlu hastalarda koku duyumu azalması da söz konusudur. Hayattan zevk alamama, mutsuzluk hali, içine kapanma, özgüven azalması, hafıza azalması, yorgunluk gibi belirtiler görülebilir.Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarda koku kaybı ilk belirtilerden birisi olabilir. Hatta uygulanan koku testleri ile bu hastalıkların erken yakalanması konusunda çalışmalar yapılmıştır. Şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarda koku bozuklukları görülebilir. Bazı saralı hastalarda nöbet gelmeden önce bir öncü belirti olarak ortamda bulunmayan bir koku -sıklıkla yanmış lastik kokusu gibi bir koku -alınabilir. Bazı romatizmal hastalıklarda, şeker hastalığı, karaciğer ve böbrek hastalıkları ve tiroit bezi hastalıklarında koku duyusu değişimleri olabilir. Kulak burun boğaz dışı bazı kanserler de koku kayıpları olduğu saptanabilmektedir. Gebelikte yaşanan koku duyusu ile ilgili değişiklikler herkesçe bilinmektedir.Koku bozukluğu nasıl teşhis edilir?Koku kayıplı hastada olası genel sebepler sorgulandıktan sonra burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı gibi belirtiler sorgulanır. Bundan sonra burun içerisi ince ve açılı endoskopların yardımı ile incelenerek burun ve sinüs içerisindeki olası sebepler araştırılır. Burun tıkanıklığı yapan tüm sebepler koku duyusu ile ilgili bozukluklar yapabilir. Gereken durumlarda hastalardan sinüs tomografisi ve/veya beyin tomografisi istenilir. Gereken durumlarda hastalara koku alma testleri uygulanır.Koku testi nasıl yapılır?Bu testler ya çok ayrıntılı bir şekilde ince kokuları ayırt etme yeteneği ve düzeyini saptamak için çok değişik kokuların verilmesi ile ya da daha az hassas bir şekilde kaba kokuların verilmesi ile yapılır. Burada değişik kokular test materyalinin kazınarak koklanılması ile ya da kaleme benzer bir koku salıcısının koklanılması ile yapılır.Koku bozuklukları nasıl ediliyor?Koku bozukluklarının tedavisi altta yatan sebebin ortaya konulması ile yapılır. En yüz güldürücü burun ve sinüs hastalıklarına bağlı olan koku bozukluklarında olmaktadır. Burun içerisine uygulanan steroidli spreyler ya da tablet ya da injeksiyon yolu ile yapılan steroid tedavileri özellikle alerjik nezle ve sinüzitli hastalarda daha fazla üzere uygun hastalarda etkili olmaktadır. Ameliyat tedavisi özellikle polipli sinüzitli hastalarda uygulanan endoskopik sinüs cerrahisi ile koku bölgesinin açılması sağlanarak başarılı olmaktadır. Bazı çok ileri deviasyon gibi burun kemiği eğikliklerinde deviasyon ameliyatı gerekebilmektedir. Burun içi dokularının şişmiş olduğu alerjik nezle ya da burun damlası bağımlılığı gibi koşullarda ise yada radyo frekans yardımlı girişimler burun tıkanıklığını açarak azalmış olan koku işlevini düzeltebilmektedirler.Yeni yöntemleri mevcut mu?Çinko, östrojen ve A vitamini tedavilerinin etkisi tartışmalıdır. Koku kaybı ile ilgili geliştirilmekte olan fakat aşamasında yeni ilaçlar da söz konusudur.Koku kaybının edilemediği durumlar var mı?Eğer koku kaybı tam olarak ve koku sinirlerinin kaybı nedeniyle oluşmuşsa ne ık ki günümüzde belirgin bir şansı bulunmamaktadır.Koku kayıplarının ını nasıl etkiler?Çoğu hasta koku alma duyusunun değerini ancak onu kaybedince anlamaktadır.Koku duyusunu kaybeden kişilerde ı, zehirli dumanlardan, sızmakta olan gazlardan ya da yangına dönüşecek bir tencere dibi tutmasından koruyan bir uyarı sistemi çalışmaz. Yine kişiler arası ilişkilerde rol oynayabilen özellikli bir duyu olarak önemli olmasına karşın koku kayıplı hastalar en çok kalitelerinin ciddi bir şekilde düşmüş olduğundan yakınırlar.Koku kaybı olan kişilerin ında ne gibi sorunlar yaşanır?Koku kayıplı hastaların %73′ü pişirme güçlüğü, %68′i ruh hali değişiklikleri, %56’sı iştahta azalma, %50’si kötü yemekten, %41′i kendi kokusunu alamamaktan, %30′u ği sürekli yakmaktan şikâyetçi olmuşlar fakat sadece %8′i iş hayatlarında sorun yaşamaktan şikâyetçi olmuştur.Yaşa bağlı farklılıklar var mı?Koku kayıpları gençlerde daha çok klere yol açarken yaşlılardaki incinme endişesini arttırmaktadır.Ama bu grup hastada kokuları yanlış yorumlama da sıkça görülmektedir. Burun ve sinüs hastalıklarına bağlı koku kayıpları ise sıkça görülür, çoğu kez koku duyusunun azalması ya da zaman zaman azalması sonra düzelmesi şeklinde görülür. Bu hastalarda koku kaybı zamanla ve yavaş gelişir ve en iyi sonuçları bu grupta alınır.Koku kaybı geri döner mi?Koku duyusunun geri dönmesi yıllar sonra bile olasıdır ancak tam koku kayıpları genellikle geri dönmez.Doğuştan koku kaybı olabilir mi?Koku kayıplarının daha az rastlanılan diğer sebeplerinden birisi doğumsal koku kayıplarıdır. Burada adeta doğuştan bir koku körlüğü söz konusudur.Burun damlası kullanmak koku kaybına yol açar mı?Zararsız gibi görünen burun açıcı damlalar çok uzun süre kullanıldıklarında koku duyusunun azalmasına yol açabilmektedirler.
Koku kaybı cinsiyete göre değişiklik gösteriyor mu?Koku kaybı yaşayan bu durumdaki erkeklerden daha fazla şikâyetçi oluyorlar. Bu kokunun için çok daha önemli olmasından kaynaklanabilir ya da kokulu bir dünyayı erkeklere kıyasla daha anlamlı buluyorlar.Tam koku kaybı olan hastalar neler yapmalı?Tedavisinin günümüz koşullarında olanaklı olmadığı saptanmış koku kayıplı hastalar evlerinde yangın ve duman detektörü bulundurarak güvenliklerini sağlamalılar. Yine bu hastalar sigara içimini bırakmalılar. Yemeklerden alabilmeyi sağlamak açısından yemeklere ölçüsüne dikkat edilerek hardal, kırmızıbiber, ekşi ve acı soslar ilave edilebilir. Bu durumda uyarılmayan koku siniri yerine diğer sinirler uyarılmaktadır duyusu koku almanın ne gibi bir ilişkisi var? Tatların ayırt edilebilmesi için koku alınması gerekli. almayı sağlayan alıcı hücreler dilimizin belirli bölgelerinde bulunuyor. Tuzlu ve tatlı dilin ön kısımları da, ekşi yan kenarlarında, acı ise arka kısımlarında algılanır. duyusu da beyne koku duyusu gibi iletilir.Koku bozukluklarının üzerine ne gibi bir etkisi var?Koku bozuklukları duyusunu olumsuz etkilediğinden bazı sorunlarının olabileceği düşüncesi yapılan çalışmalarla doğrulanmadı.Kokunun davranışları üzerine etkisi nedir?Güzel bir koku kişiyi canlandırıyor, coşku, mutluluk, öz güven gibi iyi hissetme duyguları verebiliyor. Bazı kokuların yatıştırıcı, dinlendirici etkileri var. Kokusunu beğenmediğimiz bir yere bir daha gitmek istemiyoruz. Kokusu yüzünden yaklaşmak istemediğimiz hatta sırf bu yüzden görüşmekten kaçındığımız kişiler olabiliyor. Toplu taşıma araçlarında oturacağımız yeri bile çoğu kez bu duyumuz belirliyor.Çocuklukta çevremizde duyduğumuz korular ileri ki yaşantımızı etkiliyor mu?Kokunun ın anılarını canlandırıcı etkileri mevcut. En çok çocukluk yıllarında ve ev ortamında alınmış kokularla yeniden karşılaştığında güçlü bir hafıza canlanması oluyor.Kokular ını olumlu ya da olumsuz etkiliyor mu?Koku ile ilgili çalışmaların en karışık ve heyecan verici kısmı davranış ve duygular üzerine olan etkileri ya da bunun tam tersi olarak duygulanmalar sırasında koku duyumunun etkilenmesi üzerinedir.Araştırmacılar problemleri çözmekte olan gruplar üzerinde çalışmışlar. Çözüm öncesi lavanta kokusu verilen grup diğer farklı kokular verilen gruba kıyasla daha sakin ve hızlı bir şekilde ve daha az hata ile problemleri çözmüşlerdir. Uykusuzluk sorunu olan yaşlılarda da lavanta kokusu verilenler, uyku hapı alanlardan daha erken uyguya dalmış ve daha uzun uyumuşlardır.Koku ile ilgili meslekler var mı? ve şarap üretiminde çalışan ve ürünleri denetleyen koku alma hassaları gelişmiş kişilere bu camiada kısaca “burun” denilir. Bu “burunlar” yıllar içerisinde yetişir ve koku ayırt edebilme yetenekleri ortalamanın çok üzerine çıkmıştır. Burada kalıtsal bir eğilim de söz konusu olabilir. Babadan oğla aktarıldığı sıkça görülür.Bu tür kişilere en yapmalarını önerirsiniz?Bu tür meslek mensupları burunlarına gözleri gibi bakmak zorundadırlar. Ağır sigara alışkanlığı koku duyusu üzerine olumsuz etkili olduğu unutulmamalıdır. Koku kaybı şanssızlığına uğrayan bu meslek mensupları ık çalışamazlar. Bunun istisnası aşçılarda görülmüştür. Deneyimli bir şef tariflerini harfiyken uygulayarak çalışmasını sürdürebilmektedir. Koku duyusunu nasıl gelişir?Her ın koku alma yeteneği farklıdır. Fakat bunun geliştirilmesi olanaklıdır. Koku eğitimi bebeklikten başlar. Annesinin ve babasının kokusu bir için kokunun mutluluğa çıkardığı yolun başlangıcıdır. Koku molekülleri ağırdır ve bu yüzden yere yakındır. Çimenlerin üzerinde, bitkilerin arasında ve toprağa yakın çok ilginç kokular vardır. Emekleyen bir için bir koku cenneti yaratmak olanaklıdır. Kokunun ince nüanslarla ayırt edilmesi çok seçici ve yüksek bir işlevin sonucudur. Ama toplumsal anlamda hep bunun tersi işlenmiştir insanlara. Örneğin çevresindekileri özellikle yemekleri koklayıp duran bir çocuğa aileler yeni bir koku keşfediyor olmasını kutlayacakları yerde bunun kibar bir hareket olmadığını söyleyerek tekrarlamamasını isterler. Böylelikle evrimsel olarak zaten körelmiş bir duyu toplumsal olarak da bastırılmış olmaktadır.Koku duyusunu özel bir eğitimle geliştirmek mümkün mü?Beyin her zaman algılama duyarlığına sahiptir ve kokuya açık olursanız yani onu arar bulursanız koku ayırt etme yeteneğinizi geliştirebilirsiniz. Her bir burun deliği kokuları farklı saptayabilir. Bu neden iki burun deliğine sahip olduğumuzu açıklayabilir. Beynin duyuları stereo aldığı bilinmektedir. Her bir koku molekülünün kendi reseptörüne ulaşmasını kolaylaştırmak adına iki taraflı koku alma alışkanlığını geliştirmek önerilebilir.Koku duyusunun, diğer dört duyudan farkı nedir?Koku dışında başka hiç bir duyu çalışırken beynin başka bir işini engellemez. Örneğin bakarken konuşabiliriz ya da düşünebiliriz, dinlerken okuyabiliriz. Oysa koklarken konuşamayız. okurken odaya verilen kokuyu alamayız. Bu yüzden koku duyumuzu en iyi kullanmak istediğimizde çevresel faktörlere dikkat ederek tüm dikkatimizi koku almaya vermemiz gereklidir. Bir koku çeşidi bir kez öğrenildiğinde kolay kolay unutulmaz.Koku duyusun cinsellikle ilişkisi var mı?Araştırıcılar koku ile arasındaki ilişkiyi çalışırlarken “feromon” adını verdikleri bir maddeyi buldular. Bu kelimenin kökeni eski Yunancada “ferein: geçirmek, aktarmak ve “hormon: heyecan kelimelerinden geliyor. Feromonlar salgılandığı aynı türün canlılarını etkilemekte ve çoğu canlıda burun boşluğu orta bölmesindeki bir yerden algılanılarak beyine iletiliyor.Bazı araştırmacılar burun içerisindeki bu bölgeyi 6.duyu olarak tanımlıyorlar. Bununla birlikte bu bölgenin işlevleri hala kesin olarak anlaşılamadı.Kokular cinsel ımızı nasıl etkiliyor?Kraliçe arıdan tutun yengeçlere varıncaya kadar çok değişik canlı türünün feromon salgılayarak kendi bölgelerini işaretledikleri düşünülüyor. Feromonların davranışları üzerine olan etkileri incelendiğinde ilginç sonuçlar çıktı.Örneğin bir çalışmada yatılı okullarında kalanların adet zamanlarının aynı günlerde olduğu saptandı. Eş seçiminde koku ve ten uyumunun önemi çok eskilerden beri konuşulmaktadır. kullanımın çekicili arttırdığı herkesçe biliniyor. Sadece ABD’de ünlü bir markasının yıllık cirosu 6 milyar .Koku bozukluğu tedavisini gelecekte nasıl olacak?Koku kayıplarının tedavisinde kök hücre ile onarımlar önemli bir rol oynayabilir. Koku bölgesi çok değişik amaçlarla bir kök hücre temin etme yeri olabilir. Koku duyusunun tam olarak aydınlatılması beynin nasıl çalıştığını anlamak açısından çok yararlı olacaktır. Koku ile ilgili bilgilerimiz arttığında nasıl yaşadığımıza dair bilgiler de elde etmiş olacağız.Burundaki koku bölgesi bir kök hücre yatağı mı?Araştırmacılar hiç beklemedikleri bir yerde erişkindeki koku bölgesinde bol miktarda kök hücre bulunduğunu saptadılar. Daha önceleri bu hücrelerin sadece kemik iliği ve beyinde bulundukları düşünülmekteydi. Kök hücreler bilindiği gibi son yıllarda organ nakilleri ve organ onarımları için kullanılıyor.
Koku hastalıkları 5 ayrı grupta tanımlanabilir. Bunlardan anosmi denilen tam koku kaybında hasta hiçbir kokuyu alamaz. Dr. Erhun Şerbetçi yazdı;Diğer adı hiposmi olan koku azalması (ise kokuya karşı duyarlılığın azalması ve bazı kokuları ayırt edememe durumudur. Hiperosmi denilen koku bozukluğunda ise kokuya karşı bir hassasiyet ışı söz konusudur. Parosmi ise ortamdaki kokuların olduklarından farklı algılanmaları anlamına gelir.

Yorumlar

Azra Akın, Elele dergisine cesur pozlar verdi

Azra Akın ve Kıvanç Tatlıtuğ çifti, üç yıl önce Elele’ye verdikleri röportajda, “Dünya güzeli bir ve şahane bir ; siz hayal misiniz?” sorusuna şu yanıtı vermişti: “Herkes gibi ız. Ve birlikteliğimiz bir tesadüf değil.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;

eXTReMe Tracker