2008 İlkbahar Yaz Moda Trend Raporu
Paris, Milan, New York, ve Londra 2008 İlkbahar Yaz defileleri biteli bir hayli oluyor. Hatta 2008-2009 Sonbahar-Kış defileleri başladı bile. Ama ben moda dünyasında olduğu gibi bir sene öncesinde modanın neler getireceğini takip etmekte güçlük çekiyorum. Sıcak havaların yaklaşmasına hayli bir vakit olduğu halde vitrinlerin yavaş yavaş baharlık kıyafetlerle dolması benim için artık 2008 İlkbahar-Yaz trendlerini araştırıp bir trend raporu hazırlamama sebep oldu. İşte önümüzdeki bahar ve yaz aylarının trendleri.Çeşitli magazinlerden ve internet sitelerinden araştırmalarıma göre her büyük moda şehirinin top 10 trendleri birbirinden farklı görünse bile hepsinin taşıdığı ortak temalar vardı. Paris, New York, Milan ve Londra´daki dikkatimi çeken 8 trend…AÇIK Ten TRENDİGeçen sene Halluley “Gece Elbisesi mi? İç Giyim mi?” diye sormuştu bize. New York´taki defilelerde iç giyimi andıran saten ve dantelli elbiseler bu senede moda olmaya devam ediyor. Milan´da ise transparan kumaşlar kullanılmış. Londra´da ise asimetrik kesimlerle ten biraz daha […] Read the rest of this entry »
EKLAMPSİ NEDİR ?
EKLAMPSİ NEDİR ?
SİZ BİREY OLARAK NE YAPABİLİRSİNİZ sorusuna gelince; Her birinizin çevresinde anne adayı vardır muhakkak..Annenizdir ablanızdır eşinizdir…Birey olarak şunu yapabilirsiniz..Eklampsi hastalığı konusunda sadece 5 dakika zaman ayırarak ne olduğunu öğrenir ve çevrenizdeki anne adayına bu konuda dikkatli davranması gerektiğini ve gittiği doktoru yada sağlık personelini uyarmasını sağlayabilirsiniz..
MS NEDİR YORGUNLUĞU VE TEDAVİSİ VARMIDIR ?
MS NEDİR YORGUNLUĞU VE TEDAVİSİ VARMIDIR ?
Halk arasında “Kendi başını yemek” diye bir söz vardır, sıkça kullanılan… Sağlığımız bağlamında otoimmun hastalıklarımızı tanımlamaya uygun bir özdeyiştir bu. Romatizma, şeker, böbrek, tiroid hastalıklarında sık rastladığımız gibi. Bu hastalıkların nedeni olan otoantikorlar, aslında trans olmuşlar yani asıl işlevlerinden vazgeçip “dönmüşler”dir. Böylece kendi varoluşlarına(bedenimize) düşman kesilmekte, kendi kendilerini yiyip bitirmektedirler. Toplumsal yaşamda da örneklerine sık rastlanır bu tür transların. Misal entel iken, “Transentel” mertebesine yükselenlerin yurtseverliğe duruş vaziyetleri.
Meg White ve bir adet seks kasedi
The White Stripes adlı grubun davulcusu Meg White bu aralar canı oldukça sıkkın. 2007 turnesini iptal ettiler. Eylül zaten iptal edilmişti, ama 2007 komple iptal edildi. Bilet alanlara geri ödemeler yapılıyor. Sebebi ise aşağıda. Bir şekilde internete sızan ve Meg White ‘ın yer aldığı bu gizli çekim, internette dolaşmaya başlamış durumda. Biz tabii ki yayınlamıyoruz, ama çok merak eden varsa bulmak çok zor değil.
Cinsellik öznel bir yaşantıdır
- 32 yaşında cinsellikle geç tanışmış bir bayanım. Ben eşimle evimizde yatak odamızda değilde açık mekanlarda veya değişik araçlarda beraber olmayı istiyor bazende zorluyorum. Başkalarının olduğu ortamlarda ona dokunmaya ve okşamaya bayılıyorum. Sırf bu nedenle her hafta eşimi sinemaya götürüyorum. O film seyrederken ben onunla adeta seks yapıyorum. Read the rest of this entry »
Anne Baba Cinselliği
Bir insanın, bir başka insana olan sevgisini çeşitli eylemler, jestler, mimikler, tavırlar vs ile gösterebilmesi hem duygusal ve sosyal olgunlaşmasının göstergesidir, hem de karşılıklı ilişkilerde esnekliği ve anlayışı getiren bir koruma mekanizmasıdır. Bazen dokunma, sarılma, okşama, öpme gibi bedensel temas eylemleri, bazen gülümseme, göz kırpma vb jestler, mimikler, konuşma içindeki sevgi cümleleri, birtakım iltifatlar vs hepsi ikili ilişkilerde sevginin gösterildiği aracılardır. Üstelik birçok sevgi davranışı türe özgüdür, yani insan türü dışındaki hayvan türlerinde de benzer eylemler görülebilir. Bir anlamda sevgi ifadesinin genetik, hormonal, biyokimyasal boyutları da vardır. Özetle, kişinin karşısındakine sevgisini sunabilmesi biyolojik bir zeminde duygusal ve sosyal olgunlaşmanın göstergesidir.
diyet yaparken
diyet yaparken
Diyet yaparken nelere dikkat etmeli!
Diyet yaparken,Sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olur. Kilo fazlası olanlar genelde öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böyle bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve ‘kıtlık’ moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Bu nedenle başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmaması ve 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmesi gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılı sağlık raporunda şişmanlık, “vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu” olarak tanımlanıyor. Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalık. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık… şeklinde sıralanabilir. Çağımızın bu önemli sağlık sorununu çözmek için ne yapmalıyız? Her gün gazete, dergi, televizyon, internet gibi kitle iletişim araçlarında onlarca “şok diyetler” ile karşılaşıyoruz. Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka “kişiye özel” olarak hazırlanmalı. Çünkü herkesin metabolizması farklılıklar gösterir, tıpkı parmak izi gibi. Öte yandan kilo fazlası olanlar genelde aç kalarak, öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışır. Böylesi bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “kıtlık” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Buna karşılık sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olur. O nedenle başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmamalı, 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmelidir. Katı margarin, tereyağı, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi enerji değeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici değeri olmayan yağlı yiyeceklerden, kızartma ve kavurma işlemlerinden olabildiğince kaçınmakta yarar var. Şeker ve şeker içeren besinler (bal, reçel, pekmez, hazır meyve suları, gazlı içecekler, tatlılar vs) kana tamamen ve hızla karışırlar. Pankreastan salınan insülin hormonu ile kan şekeri düşer ve tekrar tatlı yeme isteği doğar. Dolayısıyla şeker ve şeker içeren besinler kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Halbuki şeker tadından vazgeçemeyenler için üretilen, şeker yerine kullanılabilen, aynı tadı verebilen, sağlık açısından sakıncası bulunmayan, düşük kalorili veya kalori içermeyen yapay tatlandırıcılar ile kan şekerindeki dalgalanmaları ve tatlı isteğini ortadan kaldırmak mümkün olabilir. Suyun; alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri bulunur. Bu nedenle günlük sıvı tüketimi arttırılmak gerekir. Katkısız, en iyi çözücü su olduğu için günde 8-10 bardak su içilmesi tavsiye edilir. Diyet yaparken çay, kahve, bitki ve meyve çaylarını şekersiz ya da en azından yapay tatlandırıcılar ile gazlı içeceklerin de light olanlarını tercih edin. Ayrıca posalı yani lifli besinlerin tüketimi arttırın. Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardımcı olur. Midede, su ile birlikte hacimlerinin 20 katı kadar şişerler; tokluk, doygunluk hissi sağlarlar. Ayrıca dışkılama sayısını ve sıklığını arttırırlar. Kabızlık şikayeti varsa ortadan kalkar, böylelikle kilo vermeye de yardımcı olurlar. Kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkileri de mevcuttur. Bu yüzden haftada 2-3 kere kurubaklagil yemeği yenilmesi önerilir. Buğday ekmeği yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeğini; pirinç yerine de bulguru tercih etmeniz önerilir. Hatta pirinç, makarna, erişte ve unun da kepekli olanlarını kullanmak daha sağlıklı olur. Sebze ve meyveler de posa içerir. Ancak posaları kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek her zaman için daha yararlı olur. Diyete ilave olarak mutlaka spor da yapılması gerekir. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürüyüşü öneriyor. Bunun dışında; çok hafif tempoda koşma, bisiklete binme, yüzme, tenis, aerobik ve jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar yapılması da uygun görülüyor. Sporu asla ödev olarak görmeyin. Unutmayın amaç; metabolizma hızını düşürmemek, kilo verirken bir noktada ağırlığın sabit kalmasını önlemek, verilen kiloların kalıcı olmasını sağlamak ve en önemlisi sağlıklı yaşama adım atmaktır. Sonuçta “1 saat” dediğimiz günün sadece % 4’üdür.
« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası
POT-Creation-Date:
PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200
Last-Translator: Hasan Karaboga
