Fizik Tedavi de MULTIPL SKLEROZ REHABİLİTASYONU

Yorumlar

UNUTKANLIK NEDEN OLUR ?

UNUTKANLIK NEDEN OLUR ?
Ancak son zamanlarda yapılan çok disiplinli çalışmalar Alzheimer’in tipik bulgularının dışında ilerleyici konuşma bozukluğu ile karakterize olan bu bunama türüne dikkat çekmektedir. Henüz sınırlı sayıda olgular bildirilmesi, az görülüşünden değil yeterli çalışmalar yapılmayışındaR.Hani var ya…Şeyin müdürü! Sinsice ve gizliden bir seyir izleyen unutkanlık çoğu zaman masum kabul edilebilir ancak bazen de önemli bir rahatsızlığın habercisi olabilir”Hani o var ya Şeyin müdürü.. Uzun boylu,hay Allah! Söyleyiver canım adını birazdan hatırlarım”Neydi onun ismikapıyı açan..” İşte o’nu çağırmışlar” diye devam ederken büyük bir sevinç ve coşkuyla hatırlamış olmanın keyfini en yüksek tonla dile getiren bir serzeniş: “Çilingir yaa Çilingir işte!”"Nasıldı o gece ama… Müthiş bir performans vardı… İşte o günün akşamı sen söyleyiver şubat mıydı nisan mı?..” Anımsatılırsa derin bir rahatlama ve söylemine devam arzusuya anımsatılmazsa? Giderek derinleşen bir mahcubiyet ve kaygıÖylesine sinsice, öylesine de gizliden bir seyir izleyen unutkanlık.Kaybolan kelimeDil, düşüncelerimizi şifreleyerek kodlar ve karşımızdakine aktarır. ve cümle dilin evrensel ıdır.Dil, beynimizin bir taraflarına depolanmış değişmez cümle kalıplarının anımsanarak sese dönüştürülmesi değildir.Dil, zihnine yansıyıp düşünce olarak olgunlaşan somut gerçeğin kelimeler ve onların oluşturduğu zincir ile anlatılmasıdır.Kelimeler halka, zincir ise cümledir. Doğuştan ya da sonradan bir hastalık olmadan bu halkaların ya da zincirin ifade edilemediği durumlar elbette bozulmuş bir konuşma ile karşımıza çıkarlar. Çoğu zaman masum kabul edilir. Olabilir de… Hani anahtarı nereye koyduğunu unutmak gibisinden.Ama anahtarı bulunca “Bunu buraya kim koymuş?” deniyorsa burada durmak lazım. Uyanık ve dikkatli gerek! Bunu bir demans işareti olarak kabul etmek ve süratle tedbirlerini almak gerek!Çalışmalar yetersizBugün üzerinde durmaya çalışacağımız bilinen klasik bunamanın tıbbi terminolojide kabul gören yepyeni bir türü: Dil esaslı bunama… Kısaca dil bunaması da denebilir.Daha düne kadar bunamanın en büyük nedeni olarak Alzheimer hastalığı gösterilmekteydi. Dilden gelen bu konuşma bozukluğuna tıbbi terminolojide afazi adı verilir. Bir başka deyişle uyanık, zihinsel bakımdan tam ve organ ından kusursuz bir kişide konuşma bozuksa buna afazi denir.Başlangıçta her zaman için değil ama zaman zaman nesnelerin ismini hatirlayamama sonucu zincir kopar.Kaybolan bulunup yerine konmazsa kişi söylemek istediklerini ifade edemez.Bu yüzden hasta yukarıda betimlediğimiz kendini zorlayan sıkıntılı davranışlar göstermeye başlar.İlk iki yıl önemliBu yakınmalar en az iki yıldan beri devam ediyorsa önemli bir işaret olarak algılanmalıdır.Klasik bunama yada Alzheimer hastalarında görülen duygusal ilgisizlikler, yargıda bulunamama ve görsel algılama bozuklukları ilk iki yıl dil esaslı demansda görülmez.Basit işlemlerini ve basit çizimleri yapamaz duruma gelebilirler.Doktorun tarif ettiği bir hareketi yerine getirmekte zorlanabilirler.İşte bu nedenlerden dolayı erken tanı ile uygun önlemlerin alınması büyük bir önem taşımaktadır Dil Esaslı Demans yada İlerleyici Konuşma Bozukluğu için…Konuşma merkeziDilin komuta merkezi beynimizin sol yarısına yerleşmiş bir sinir ağıdır. İnsanların % 96’sında durum böyledir. Hiçbir gramatik özellik göstermeyen işaret dili de beynimizin sol yarı küresi tarafından kontrol edilir. Bundan 2.5 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen homo habilis’in ilk dilini kullandığı tahmin edilmektedir.Nasıl tanı konur?Dil esaslı bunamalarda :Sözcük hatırlamada zorlanma,Konuşma biçiminde anormalleşme,Telaffuz hataları esas olarak doktora başvurma nedenleridir.Gk olayları hatırlamakta ve mantıklı kararlar üretmekte bir sorunları yoktur.Yaratıcı faaliyetlerine sonuna kadar devam ederler. Resim, heykel, bahçe işleri gibi. Oysa Alzheimer hastaları bu faaliyetlere başından itibaren küskün ve ilgisiz kalırlar.Manyetik rezonans ve SPECT adı verilen görüntüleme yöntemleri ile organik hastalık nedenleri dışlanır.İlk iki yıl içinde Alzheimer bulgularının olmayışı önemli bir kriterdir.Nasıl edilirGk aktivitelerinde bozulma her hastada farklı olabileceğinden kişiye özel bir stratejisi oluşturulur.Bir konuşma terapisti tarafından değerlendirilerek özgün ve alternatif iletişim teknikleri sağlanır.( kullanımı gibi)Alzheimer’dan farkı vurgulanıp ve çevrenin psikolojik ve desteği sağlanır.Bugün için tedavide etkili bir ilaç bulunamamıştır.Hastalığın iyi anlaşılması ve benzerlerinden ayırt edilmesiyle birlikte etkili ilaç arayışları da devam etmektedir.Bunama nedir?Öğrenme, yer-zaman tayini, hafıza, konuşma ve kişilik gibi zihinsel işlevlerin bozulmasıdır.Önemle bir kez daha vurgulamak gerekir ki, tüm bu durumlar gk aktivitelerini kısıtlamaz. Yargı ve muhakemelerini olumsuz etkilemez. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. eşyalarını kaybetme, sık sık aynı soruları tekrar etme, yakın zamana ait olayları unutma erken ve bu hastalığa özgün yakınmalardır.Demans nedenleri* Alzheimer hastalığı* Enfeksiyon hastalıkları: AIDS, Tüberküloz, frengi* Damar hastalıkları: Beyin damarlarında tıkanma, hipertansiyon* Beyin hastalıkları:Beyin tümörleri, Parkinson, MS(Multiple skleroz)* Kafa travmaları* Tiroid bezinin az çalışması ile karakterize hipotiroidi* Alkol* Uyuşturucu ilaçlar* B12 vitamin eksikliği* Depresyon* ŞizofreniAncak gerekli önlemler alınmaz ve hastalık ilerlerse iki yıl sonra klasik bunamanın tüm bulguları tabloya hakim olabilir. İlerleyici olup gk aktivitesini olumsuz bir sürece sokar.Dünyada her yıl 100 bin kişiden, 70-75′inde demans görüldüğü bildirilmektedir. Yaş artmasıyla birlikte görülme sıklığı da artar. 65 yaş üstünde % 15 görülmektedir. En sık görülen demans türü Alzheimer hastalığıdır.Başlangıçta kişi okuduklarını anlamada zorlanır. Giderek geçmişte olan olayları unutmaya başlar. te almaso gerekenleri unutmaso ilk bulgulardan biri olabilir.Alzheimer hastalığıYavaş ilerleyen ve en sık görülen bir demans türüdür. En çok 40-85 yaşları arasında ortaya çıkar. Bulaşıcı bir hastalık değildir. Ailesel geçiş ortalama % 3dolaylarındadır.

Yorumlar

STRES NASIL OLUR ?

STRES NASIL OLUR ?
Bunun nedenini araştırmak için geniş bir alan çalışması yapılıyor. alışkanlıklarından tarzına kadar pek çok değişken araştırılıyor. Ülke geneline göre tespit edilen farklılıklar şunlar: Cadillac arabalar ve lükse düşkk, tüketim çılgınlığı daha az. Hızlı yaşantı tarzı benimsenmemiş. Muhafazakârlığa ve geleneklere önem veriliyor. destekleri çok güçlü, yaşlılar içerisinde çok büyük saygı ve görüyorlar. 60’lı yılların sonunda değişkenler tekrar inceleniyor. 55 yaş grubunda kalp krizi ölüm oranı ABD geneline yaklaştığı gözleniyor. Değişen bir şey daha var, insanlar daha lükse düşkün, bireysellik ve bağımsız yaşama isteği bencillik boyutuna ulaşmıştır. Bilimsel sonuç: “kültüre bağlı destekleyici özelliklerin değişmesi.”1 ve İnanç birbirlerini tamamlayan unsurlardır. ü tarzına dönüştüren şey de inanç gücüdür. STRES NEDİR? İnsanın iç dengesini ve uyumunu bozan zorlama olarak tanımlanır. Fakat kedisi öldüğü için depresyona girecek derecede incinebilir bir kişi, kimsenin dayanamayacağı bir acıya dayanabilmektedir. Bu nedenle stres kişiden kişiye değişebilen bir kavram olarak kabul edilmelidir.Günümüzde midesi yanan, başı ağrıyan, kalbi çarpan, göğsü sıkışan, endişe ve tedirginlik içindeki insanlar, rahatsızlığı ile stres arasındaki ilişkinin genellikle farkındadırlar. . Bu salgılar kısa ve geçici durumlarda dokuları koruyucu, uzun salgılamalarda ise hastalık yapıcıdırlar (hipertansiyon, ülser…) Son yapılan araştırmalar tolere edilemeyen stresin vücutta savunma sistemini zayıflattığı, savunma sisteminin zayıflaması gizli ve bastırılmış önemli hastalıkların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği görüşünü doğrular niteliktedir. İran Şahı’nın, İsmet İnönü’nün, Nixon, Faruk Gürler’in siyasi kayıplarından kısa süre sonra ağır hastalıklara yakalanmalarında, yaşadıkları yoğun stresin büyük rolleri olmuştur. Stresi tanımak onu kontrol edebilmenin ilk adımıdır.Stresin Kaynağı: Bireyin herhangi bir uyarana verdiği anlam o uyarının stresör olup olmadığını kararlaştıracaktır. Bir kişi düşününüz ı çok seviyor ve ölümden çok korkuyor. Bir gün kalbinde bir çarpıntı olur ve vücudunun bir tarafı uyuşur. Kalp krizi ihtimali veya felç geçirme korkusu içinde uyanmaya başlar. En büyük olan ı tehdit altındadır. Hekim hekim dolaşarak ikna olmaya çalışmaktadır. Fakat evrenin nı beş duyu ile çözemeyen pozitif ölüm konusunda çaresizdir. Yapılabilecek iki şey vardır: 1) İçki ve eğlenceyi yoğunlaştırarak devekuşu rolüyle gerçeklerden kaçmak. 2) Gerçek inancın verdiği teslim ve tevekkülle kadere sığınmak. İnançtaki lezzet o kişi için mânevî bir ilâç gibi edici olmuştur. Strese vücudun cevabı: Geçici kısa süreli stresle uzun süreli tekrarlayan stresin bedendeki tesirleri farklı olmaktadır. Bir durum beyin tarafından alınır ve tehlike olarak değerlendirilirse stres reaksiyonu başlar. Beyinde kortizol ve betaendorfin hormonları böbreküstü bezinden Adrenalin maddesi salgılanır Aşağıdaki belirtilerin bir kısmını kendisinde gören onunla baş edebilmek için çalışmaya başlamalıdır. Birleşik Devletlerinin Pensilvanya Eyaletinin Roseto isimli kasabasında 1960 yılındayız. İtalyan asıllı Katolik Amerikalıların oturduğu bu kasabanın özelliği koroner kalp hastalıklarının ABD geneline göre düşük olması. ABD’de kalp krizinden ölüm oranı 1000 kişide 3,5 olmasına karşılık bu bölgede 1000 kişide sadece 1 olarak bulunmaktadır. Roseto’da ülser başta üzere bir çok hastalık da, ülke ortalamasının altındadır. -Saldırganlık veya kayıtsızlık. -Sıkıntı, gerilim hali, sinirlilik -Neşesizlik, durgunlaşma -Dinlenmekle geçmeyen yorgunluk -Unutkanlık, korkulu rüyalar -Karamsarlık, yalnızlık hissi -Yersiz suçluluk duyguları -Organik bir açıklaması olmayan: Ağız kuruluğu, üşüme titreme, vücutta uyuşma, karıncalanma hissi; sebepsiz çarpıntı soğukluk veya hisleri, baş ağrısı, baş dönmesi, idrar sıklaşması, mide bulantısı, kusma, ishal, uyku ve bozuklukları, konuşma kleri, uykuda diş gıcırdatma, gürültü ve sese karşı aşırı duyarlılık. “Bu belirtiler 3 günden fazla sürerse hekime gidilmelidir.” Diğer insanlara yardım edebilmek için onlardaki stres belirtilerini bilmemizde fayda vardır. 1 yaşında bir çocuk düşününüz, en mutlu anının ne olduğu sorulduğunda konuşa bilse herhalde şunu söyleyecektir: “Herhangi birşeyden hatta annemden korkup onun kucağına sığındığım andır.” İşte insanda dua ile yalnız olmadığını anlayacaktır. Duanın üç önemli psikolojik faydası vardır: 1. Problemlerini kelimelerle ifade etmeye imkan verir. Problemin karışık ve belirsizlikten kurtulmasına yardım eder. 2. Dua kişiye yükünün paylaşıldığı, yalnız olmadığı duygusunu verir. En çaresiz ve ümitsiz durumlarda her şeyi duyan, her şeyi bilen ve gücü yeten bir kudrete inanmak, sığınmak ve güvenmek o kişiye sakinlik ve huzur verir. Güven duygusunun gelişmesine ve korkularını yenmesine yardımcı olur. 3. Çaresiz kişi pasiftir, bir şey yapamamaktadır. Böylece “yapmak” konusunda bir adım atmış olur. Gittikçe artan içki, sigara, hap kullanımı, kolay heyecana kapılma, ani patlamalar, öfke hali, yetersiz , çocuksu tepkiler, huzursuzluk, gereksiz riske girme, eleştiriye aşırı duyarlılık.2 DEĞİŞEN YÜCE DEĞERLER Ergenlik dönemine yaklaşmış bir genç düşününüz kimlik duygusu gelişmek üzere ve idealleri ile özdeşim kurmaya başlayacak. Bu gencin önüne sunulan Batı tarzı yaşantı biçiminin önerisi ile bu genç diyecektir ki: “Zengin olmalıyım, meşhur olmalıyım, dünyaya bir defa geliyorum ın tadını çıkarmalıyım, evim, arabam, larım olmalı, kimse bana karışmamalı.” Ego idealinde hedef değer olarak bu öneriyi benimseyen gencin ını şu davranış ve düşünce kalıpları şekillendirecektir: “Amacıma ulaşmam için en önemli aracım paradır” “Toplumda beğenilen, kabul gören kişiler gücü olanlardır.” “Parasız rahat yaşamak mümkün değildir.” “Parası olan nasıl ırsa kazansın saygın duruma gelmektedir” Bunlar gibi kabul gören günümüzde ön plana çıkarak değişen değerlerin hem bireysel hem toplumsal sonuçları olacaktır. İnsanlar farkında olmadan bir yarışma ortamında kendilerini bulmaktadırlar. Bireyler daha bencil, çıkarcı ve tüketim çılgını hâline gelmektedir. Sevgisiz ve acımasız insanlar daha başarılı olabilmekte, insanlar zengin olabilmekte ama mutlu olamamaktadır. Batı tarzı yaşantı biçiminde tahtından inen yüce değerler; “Emek, çalışmak, dürüst , insanlara faydalı , iyilikte yarışmak, yardım sever , kavgacılığı değil acıma duygusunu ön plana çıkarmak, tüketim çılgınlığı değil yetinme duygusu” değil midir? Bugün batı toplumlarında neticelere göre stresin ve depresyonun anlamlı biçimde ışında yüce değerlerin geri plana itilmesinin rolü yok mudur? İnsanlardaki dizginlenemeyen hırs, düzeyinin yükseldiği kişinin gücünü aştığında ne kadar varlıklı olursa olsun fakir konumuna düşer ve böylece önlenemez stres başlar. Yetinme duygusu ne büyük şans ve zenginliktir. İNANÇLARIN ROLÜ Yirmi birinci yüzyıla doğru hızla yol alan dünyamızda ozon tabakasının delinmesinden çok çevreyi kaplayan kabul edilebilirliğin çok üstündeki stres atmosferlerinin önemi gündemimizdedir. Batı adamları insanları hem zengin ve hem mutlu yapabilmek için büyük projeleri yürütmektedirler.3 ABD Morrishtown Stres Tanı ve Merkezi müdürü Dr. William Rosenblatt, yapılan uzun araştırmaların sonuçlarını şöyle özetlemektedir: Evli insanlar bekârlardan, dengeli beslenenler bozukluğu olanlardan, içki ve sigara kullanmayanlar tiryaki ve alkoliklerden, yapanlar hantal insanlardan, sağlam î inanca sahip olanlar sızlardan daha az strese maruz kalmaktadırlar. İnanan ın en önemli sığınağı duadır.

Yorumlar

PİŞİK NEDİR ?

PİŞİK NEDİR ?
Bu tarif yanlış olup, pişikler büyüklerde de sıklıkla görülebilir ve ayrıca yalnız büklüm yerlerinde değil, tahrişe maruz kalmış olan her yerde ortaya çıkabilir. Bebeklerin altı sık sık temizlenmeli, bir süre oda havasında açık bırakılmalıdır. Bebeklerin kıvrım yerlerine ve tenasül organları çevresine talk pudrası serpilmelidir. Pişiği iyileştirmek için yukarıdaki tedbirlere ilaveten pomadlar kullanılabilir. Enfeksiyon meydana gelmişse, doktor tavsiyesi üzerine antibiyotik kullanılabilir. Basit pişiklerde zeytinyağı da sürülebiliR.Özellikle aylarında naylon çorap giyenlerde, ayak parmakları arasında pişik çok görülür. Bebeklerde çok hassas olduğu için aşırı , ter, idrar veya başka bir şeyle tahriş olabilir. Eğer tedbir alınmazsa meydana gelen pişikler, zamanla açık yara haline dönüşebilir ve mikrop kapabilir. Tedavisi iki yönlü olmalıdır: Birincisi pişiğin meydana gelmesini önlemek, ikincisi de pişiğin iyileşmesi ve enfeksiyona mani olunmasıdır. Pişiğin meydana gelmesini önlemek için, gerek bebeklerde, gerekse büyüklerde sentetik çamaşır kullanılmasını önlemelidir. Vücudun kıvrım yerleri nemli tutulmamalıdır.Pişik Özellikle vücudun eklem yerlerinde, deri kıvrımları arasındaki sürtünmeden veya cildin herhangi tahriş edici bir maddeyle temasından meydana gelen kızarıklık. En fazla tenasül organları çevresinde, koltuk altlarında, meme altlarında, ayak parmakları arasında ve altında görülür. Konuşma dilinde pişik kelimesiyle daha ziyade bebeklerde görülen ve önem verilmeyen kızartı ve kabarcıklar ifade edilir.

Yorumlar

CİLT BAKIMI (ZONA)

CİLT BAKIMI (ZONA)
Herpesvirus varicella aynı zamanda çocuklarda yaygın döküntülerle seyreden su çiçeği hastalığının da âmilidir. Zona arka kök sinir düğümünde sessiz yaşayan virüsün; yaralanma, habis hastalıklar (bilhassa lenfoma) ve röntgen şuasına mâruz kalma gibi hazırlayıcı faktörlerle aktif hâle geçmesi sonucunda gelişir. Hastalık; ateş ve kırgınlıkla başlar. 2-4 gün içinde gövde ve nâdiren kol ve bacaklarda şiddetli ağrı, kaşıntı ve duyu değişiklikleri çıkar. Ağrı keskin, künt, yanıcı ve devamlı veya gelip geçici karakterde olabilir ve genellikle 1-4 hafta sürer. Başlangıçtan iki hafta sonra ağrılı sahalarda sert, küçük (1 cm kadar), kırmızı döküntüler çıkar. Bunlar bir sinir dağılımı üzerinde olduğundan gövdede tek taraflı tarzı veya kol ve bacaklarda yukarıdan aşağı istikâmettedir. Sonra bunların içi saydam sıvı veya irinle . Bu ağrı yedi gün devam eder. Ağrı geçtikten sonra daha yoğun bir biçimde geri dönebilir; arka planda sürekli bir rahatsızlık vardır ve buna bıçak saplanması tarzında daha kısa süreli ama daha şiddetli ağrılar eşlik edebilir. Nasıl Edilir? 10 gün içinde kurur ve kabuklanırlar. Sıklıkla iz bırakırlar. Patlarsa çevre lenf bezleri büyür ve bazan gangrene sebep olabilir. Bazan da döküntü bütün vücûda yayılır. Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleri tarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok, renkli terim kullanılmıştır; liler ‘cehennemden güller kemeri’, Danimarkalılar ‘cehennem ateşi’ olarak isimlendirmişlerdir. Çok ağrılı bir hastalık olduğu için bu isimler son derece uygundur. Herpesvirus varicella tarafından ortaya çıkarılan akut, tek taraflı ve sinir dağılımı üzerinde gelişen veziküllerle (içi su dolu kabarcık) seyreden döküntülü bir hastalık. Genellikle erişkinlerde (en sık 50 yaş üstü) ortaya çıkar ve şiddetli sınır ağrısı yapar. Yaşlılarda en yaygın görülen komplikasyon olarak postherpetik nevralji (Zona sonrası sinir ağrısı) yıllarca sürebilir. Zona en sık göğüste görülür. Ayrıca boyun, bel ve nâdiren kafa sinirleri tutulabilir. Kafa sinirleri tutulumu daha ağır seyreder ve tek taraflı yüz felci, sağırlık, tad kaybı, görme bozukluğu ortaya çıkabilir. Hastalık genellikle tipik deri döküntüleri çıkmadan teşhis edilemez. Zona viral bir hastalıktır ve tedavisi antiviral ilaçların sistemik uygulanması ile yapılmalıdır. ne kadar erken uygulanırsa o kadar etkili olacaktır. Bu nedenle teşhisin çabuk konulması şarttır. Valasiklovir eğer erken kullanılırsa (döküntülerin ortaya çıkmasını takiben ilk 72 saat içinde), ağrı süresini ve şiddetini, döküntü süresini ve komplikasyon risklerini azaltır ve iyileşme sürecini hızlandırır.Vezikül sıvısında virüs görülmesi teşhis koydurucudur. Tedâvi: Kaşıntı ve sinir ağrısını azaltmak için kalamin losyon, aspirin, kodein kullanılır. Benzoin tentürü de kullanılabilir. Sâkinleştirici verilir. Veziküller patlarsa antibiyotik tedâvisi eklenir. Gözdeki kornea zonasında iodoksiüridin merhemi gibi antiviral ilâç kullanılır. Postherpetik nevralji açısından kortikosteroid tedâvisi yapılır. Elektronik akupunktur cihazı göz ağrısı noktasına tutulur. Hasta çok faydasını görür. Geçmeyen ağrılarda siniri kesmek gerekebilir. Gözde katiyen kortikosteroid kullanılmaz. Başlıca Nedenleri Zona ile suçiçeğinde etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın, iki hastalık hastalık birbirinden farklıdır. Zona genellikle orta yaşın üstündeki insanlarda görülür. Suçiçeği geçirildikten sonra sinir hücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olması ile ortaya çıkmaktadır. Belirtileri Nelerdir? En çok hissedilen belirti ağrıdır. Ağrı genelde kuşak şeklinde belirli bir hat üzerinde kendini gösterir. İlk belirti genellikle deride bir ya da daha fazla dermatoma uyan bölgede çok şiddetli ağrı veya uyuşma hissinin duyulmasıdır. ONA)

Yorumlar

REFLÜ NEDİR TEDAVİSİ NEDİR ?

REFLÜ NEDİR TEDAVİSİ NEDİR ?

Reflü’ nün anlamı geri akım ya da geri kaçmaktır ve bize Fransızca’dan alınmış latin kökenli bir sözcüktür. Normalde sindirim sistemimizdeki içeriğin hareketi ağızdan, yutma borusuna ; yutma borusundan mideye ve mideden de onikiparmak barsağına doğrudur. Bunun tersine, mideden yutma borusuna, ya da onikiparmak barsağından mideye doğru bir kaçması olmaması lazımdır. .

Read the rest of this entry »

Yorumlar

MENEPOZ NEDİR ?

MENEPOZ NEDİR ?

Menopoz Latince’de meno ve pause kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş ve “adet kanamalarının durması” anlamına gelen menopause kelimesinin dilimize uyarlanmasıyla oluşturulmuş bir kelimedir.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

KOKU HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

KOKU HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

Araştırmacılar deney hayvanlarında burundan aldıkları kök hücreler ile böbrek, karaciğer, kalp ve sinir dokusu geliştirmeyi başarmışlar. Bu çalışmalar şimdilik deneysel olarak yürütülüyor ancak gelecekte KBB Uzmanlarının koku bölgesinden diğer uzmanlık alanlarının isteği üzerine alacakları doku parçası çok işe yarayacak gibi gözüküyor. Bu yüzden burnumuza iyi bakmamız gerekiyor çünkü ileride bir doku bankası olarak da ona ihtiyacımız olabilir.
Bu durum tipik olarak koku alma yeteneğinin azalması ile birliktedir ve bu durumdaki hastalar güzel kokuları bile kötü kokular olarak yorumlarlar. Hayalet koku alma denilen antosmi ise olmayan kokuların alınmasıdır ki bu durum bir çeşit koku halusinasyonu olarak kabul edilir. Bu durum aralıklı ya da sürekli olabilmektedir.Koku ve kaybı arasındaki nasıl bir var?Koku kayıplı hastaların üçte ikisinde duyusunda da kayıp görülüyor. Bu çoğu kez azalması şeklinde oluyor ama bazen tam kaybı da olabiliyor.Koku hastalıklarının sebepleri nelerdir?Koku hastalıklarının en sık rastlanılan sebepleri kafa travmaları, geçirilmiş olan üst solunum yolu enfeksiyonları ya da burun ve sinüs hastalıklarıdır. Bu hastalıkların her biri yaklaşık aynı sıklıklarda görülmekte ve tüm koku hastalıkları sebeplerinin %60′ını oluştururlar. Kafa travmalarının %5′inde koku kaybı görülür.Koku hastalıkları nasıl edilir?Koku kaybı kaza veya darbeyi takiben hemen gelişmiş, tam koku kaybı oluşmamışsa tedaviden 1 yıl kadar sonra düzelmeler olabilir. Üst solunum nın viral enfeksiyonlarını eden koku kayıpları ise hastanın önemli bir şanssızlığıdır. Daha çok ileri yaşlarda görülür ve çoğu kez koku duyusunun azalması şeklinde kendini gösterir. Başka neler koku kaybına neden olur?Toksik madde ve dumanlara bağlı olarak gelişen koku kayıpları da vardır. Bazı kanser ilaçları ve radyoterapi de koku kaybı yapabilirler. Bazı beyin tümörleri, hipofiz tümörleri, beyin anevrizmaları gibi kafa içi hadiseleri koku kaybı ile kendilerini gösterebilirler.Psikolojik nedenlerle koku kaybı olabiliyor mu?Koku kaybı olmadığı halde koku alamamaktan yakınan hastalar da vardır. Koku kaybı yaşayan hastaların %20’sinde ise her hangi belirgin bir sebep ortaya konulamaz.Burun ve sinüs hastalıkları neden koku kaybına yol açıyor?Burun tıkanıklığı yapan tüm sebepler koku duyusu ile ilgili bozukluk yaparlar. Koku bozukluğuna en sık polipli sinüzitler ve alerjik nezle ve sinüzitler yol açar. Burun içerisindeki konka şişlikleri ve ileri derecede kemik eğiklikleri de koku bozulması yapabilir. Burun içi, kafa tabanı ve sinüs tümörlerinde de koku kaybı olabilir.Burun ve sinüs dışı hastalıklar dışında hangi hastalıklar koku kaybına neden olur?Koku kaybı gösteren hastaların üçte ikisinde depresyon belirtileri mevcuttur. Depresyonlu hastalarda koku duyumu azalması da söz konusudur. Hayattan zevk alamama, mutsuzluk hali, içine kapanma, özgüven azalması, hafıza azalması, yorgunluk gibi belirtiler görülebilir.Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarda koku kaybı ilk belirtilerden birisi olabilir. Hatta uygulanan koku testleri ile bu hastalıkların erken yakalanması konusunda çalışmalar yapılmıştır. Şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarda koku bozuklukları görülebilir. Bazı saralı hastalarda nöbet gelmeden önce bir öncü belirti olarak ortamda bulunmayan bir koku -sıklıkla yanmış lastik kokusu gibi bir koku -alınabilir. Bazı romatizmal hastalıklarda, şeker hastalığı, karaciğer ve böbrek hastalıkları ve tiroit bezi hastalıklarında koku duyusu değişimleri olabilir. Kulak burun boğaz dışı bazı kanserler de koku kayıpları olduğu saptanabilmektedir. Gebelikte yaşanan koku duyusu ile ilgili değişiklikler herkesçe bilinmektedir.Koku bozukluğu nasıl teşhis edilir?Koku kayıplı hastada olası genel sebepler sorgulandıktan sonra burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı gibi belirtiler sorgulanır. Bundan sonra burun içerisi ince ve açılı endoskopların yardımı ile incelenerek burun ve sinüs içerisindeki olası sebepler araştırılır. Burun tıkanıklığı yapan tüm sebepler koku duyusu ile ilgili bozukluklar yapabilir. Gereken durumlarda hastalardan sinüs tomografisi ve/veya beyin tomografisi istenilir. Gereken durumlarda hastalara koku alma testleri uygulanır.Koku testi nasıl yapılır?Bu testler ya çok ayrıntılı bir şekilde ince kokuları ayırt etme yeteneği ve düzeyini saptamak için çok değişik kokuların verilmesi ile ya da daha az hassas bir şekilde kaba kokuların verilmesi ile yapılır. Burada değişik kokular test materyalinin kazınarak koklanılması ile ya da kaleme benzer bir koku salıcısının koklanılması ile yapılır.Koku bozuklukları nasıl ediliyor?Koku bozukluklarının tedavisi altta yatan sebebin ortaya konulması ile yapılır. En yüz güldürücü burun ve sinüs hastalıklarına bağlı olan koku bozukluklarında olmaktadır. Burun içerisine uygulanan steroidli spreyler ya da tablet ya da injeksiyon yolu ile yapılan steroid tedavileri özellikle alerjik nezle ve sinüzitli hastalarda daha fazla üzere uygun hastalarda etkili olmaktadır. Ameliyat tedavisi özellikle polipli sinüzitli hastalarda uygulanan endoskopik sinüs cerrahisi ile koku bölgesinin açılması sağlanarak başarılı olmaktadır. Bazı çok ileri deviasyon gibi burun kemiği eğikliklerinde deviasyon ameliyatı gerekebilmektedir. Burun içi dokularının şişmiş olduğu alerjik nezle ya da burun damlası bağımlılığı gibi koşullarda ise yada radyo frekans yardımlı girişimler burun tıkanıklığını açarak azalmış olan koku işlevini düzeltebilmektedirler.Yeni yöntemleri mevcut mu?Çinko, östrojen ve A vitamini tedavilerinin etkisi tartışmalıdır. Koku kaybı ile ilgili geliştirilmekte olan fakat aşamasında yeni ilaçlar da söz konusudur.Koku kaybının edilemediği durumlar var mı?Eğer koku kaybı tam olarak ve koku sinirlerinin kaybı nedeniyle oluşmuşsa ne ık ki günümüzde belirgin bir şansı bulunmamaktadır.Koku kayıplarının ını nasıl etkiler?Çoğu hasta koku alma duyusunun değerini ancak onu kaybedince anlamaktadır.Koku duyusunu kaybeden kişilerde ı, zehirli dumanlardan, sızmakta olan gazlardan ya da yangına dönüşecek bir tencere dibi tutmasından koruyan bir uyarı sistemi çalışmaz. Yine kişiler arası ilişkilerde rol oynayabilen özellikli bir duyu olarak önemli olmasına karşın koku kayıplı hastalar en çok kalitelerinin ciddi bir şekilde düşmüş olduğundan yakınırlar.Koku kaybı olan kişilerin ında ne gibi sorunlar yaşanır?Koku kayıplı hastaların %73′ü pişirme güçlüğü, %68′i ruh hali değişiklikleri, %56’sı iştahta azalma, %50’si kötü yemekten, %41′i kendi kokusunu alamamaktan, %30′u ği sürekli yakmaktan şikâyetçi olmuşlar fakat sadece %8′i iş hayatlarında sorun yaşamaktan şikâyetçi olmuştur.Yaşa bağlı farklılıklar var mı?Koku kayıpları gençlerde daha çok klere yol açarken yaşlılardaki incinme endişesini arttırmaktadır.Ama bu grup hastada kokuları yanlış yorumlama da sıkça görülmektedir. Burun ve sinüs hastalıklarına bağlı koku kayıpları ise sıkça görülür, çoğu kez koku duyusunun azalması ya da zaman zaman azalması sonra düzelmesi şeklinde görülür. Bu hastalarda koku kaybı zamanla ve yavaş gelişir ve en iyi sonuçları bu grupta alınır.Koku kaybı geri döner mi?Koku duyusunun geri dönmesi yıllar sonra bile olasıdır ancak tam koku kayıpları genellikle geri dönmez.Doğuştan koku kaybı olabilir mi?Koku kayıplarının daha az rastlanılan diğer sebeplerinden birisi doğumsal koku kayıplarıdır. Burada adeta doğuştan bir koku körlüğü söz konusudur.Burun damlası kullanmak koku kaybına yol açar mı?Zararsız gibi görünen burun açıcı damlalar çok uzun süre kullanıldıklarında koku duyusunun azalmasına yol açabilmektedirler.
Koku kaybı cinsiyete göre değişiklik gösteriyor mu?Koku kaybı yaşayan bu durumdaki erkeklerden daha fazla şikâyetçi oluyorlar. Bu kokunun için çok daha önemli olmasından kaynaklanabilir ya da kokulu bir dünyayı erkeklere kıyasla daha anlamlı buluyorlar.Tam koku kaybı olan hastalar neler yapmalı?Tedavisinin günümüz koşullarında olanaklı olmadığı saptanmış koku kayıplı hastalar evlerinde yangın ve duman detektörü bulundurarak güvenliklerini sağlamalılar. Yine bu hastalar sigara içimini bırakmalılar. Yemeklerden alabilmeyi sağlamak açısından yemeklere ölçüsüne dikkat edilerek hardal, kırmızıbiber, ekşi ve acı soslar ilave edilebilir. Bu durumda uyarılmayan koku siniri yerine diğer sinirler uyarılmaktadır duyusu koku almanın ne gibi bir ilişkisi var? Tatların ayırt edilebilmesi için koku alınması gerekli. almayı sağlayan alıcı hücreler dilimizin belirli bölgelerinde bulunuyor. Tuzlu ve tatlı dilin ön kısımları da, ekşi yan kenarlarında, acı ise arka kısımlarında algılanır. duyusu da beyne koku duyusu gibi iletilir.Koku bozukluklarının üzerine ne gibi bir etkisi var?Koku bozuklukları duyusunu olumsuz etkilediğinden bazı sorunlarının olabileceği düşüncesi yapılan çalışmalarla doğrulanmadı.Kokunun davranışları üzerine etkisi nedir?Güzel bir koku kişiyi canlandırıyor, coşku, mutluluk, öz güven gibi iyi hissetme duyguları verebiliyor. Bazı kokuların yatıştırıcı, dinlendirici etkileri var. Kokusunu beğenmediğimiz bir yere bir daha gitmek istemiyoruz. Kokusu yüzünden yaklaşmak istemediğimiz hatta sırf bu yüzden görüşmekten kaçındığımız kişiler olabiliyor. Toplu taşıma araçlarında oturacağımız yeri bile çoğu kez bu duyumuz belirliyor.Çocuklukta çevremizde duyduğumuz korular ileri ki yaşantımızı etkiliyor mu?Kokunun ın anılarını canlandırıcı etkileri mevcut. En çok çocukluk yıllarında ve ev ortamında alınmış kokularla yeniden karşılaştığında güçlü bir hafıza canlanması oluyor.Kokular ını olumlu ya da olumsuz etkiliyor mu?Koku ile ilgili çalışmaların en karışık ve heyecan verici kısmı davranış ve duygular üzerine olan etkileri ya da bunun tam tersi olarak duygulanmalar sırasında koku duyumunun etkilenmesi üzerinedir.Araştırmacılar problemleri çözmekte olan gruplar üzerinde çalışmışlar. Çözüm öncesi lavanta kokusu verilen grup diğer farklı kokular verilen gruba kıyasla daha sakin ve hızlı bir şekilde ve daha az hata ile problemleri çözmüşlerdir. Uykusuzluk sorunu olan yaşlılarda da lavanta kokusu verilenler, uyku hapı alanlardan daha erken uyguya dalmış ve daha uzun uyumuşlardır.Koku ile ilgili meslekler var mı? ve şarap üretiminde çalışan ve ürünleri denetleyen koku alma hassaları gelişmiş kişilere bu camiada kısaca “burun” denilir. Bu “burunlar” yıllar içerisinde yetişir ve koku ayırt edebilme yetenekleri ortalamanın çok üzerine çıkmıştır. Burada kalıtsal bir eğilim de söz konusu olabilir. Babadan oğla aktarıldığı sıkça görülür.Bu tür kişilere en yapmalarını önerirsiniz?Bu tür meslek mensupları burunlarına gözleri gibi bakmak zorundadırlar. Ağır sigara alışkanlığı koku duyusu üzerine olumsuz etkili olduğu unutulmamalıdır. Koku kaybı şanssızlığına uğrayan bu meslek mensupları ık çalışamazlar. Bunun istisnası aşçılarda görülmüştür. Deneyimli bir şef tariflerini harfiyken uygulayarak çalışmasını sürdürebilmektedir. Koku duyusunu nasıl gelişir?Her ın koku alma yeteneği farklıdır. Fakat bunun geliştirilmesi olanaklıdır. Koku eğitimi bebeklikten başlar. Annesinin ve babasının kokusu bir için kokunun mutluluğa çıkardığı yolun başlangıcıdır. Koku molekülleri ağırdır ve bu yüzden yere yakındır. Çimenlerin üzerinde, bitkilerin arasında ve toprağa yakın çok ilginç kokular vardır. Emekleyen bir için bir koku cenneti yaratmak olanaklıdır. Kokunun ince nüanslarla ayırt edilmesi çok seçici ve yüksek bir işlevin sonucudur. Ama toplumsal anlamda hep bunun tersi işlenmiştir insanlara. Örneğin çevresindekileri özellikle yemekleri koklayıp duran bir çocuğa aileler yeni bir koku keşfediyor olmasını kutlayacakları yerde bunun kibar bir hareket olmadığını söyleyerek tekrarlamamasını isterler. Böylelikle evrimsel olarak zaten körelmiş bir duyu toplumsal olarak da bastırılmış olmaktadır.Koku duyusunu özel bir eğitimle geliştirmek mümkün mü?Beyin her zaman algılama duyarlığına sahiptir ve kokuya açık olursanız yani onu arar bulursanız koku ayırt etme yeteneğinizi geliştirebilirsiniz. Her bir burun deliği kokuları farklı saptayabilir. Bu neden iki burun deliğine sahip olduğumuzu açıklayabilir. Beynin duyuları stereo aldığı bilinmektedir. Her bir koku molekülünün kendi reseptörüne ulaşmasını kolaylaştırmak adına iki taraflı koku alma alışkanlığını geliştirmek önerilebilir.Koku duyusunun, diğer dört duyudan farkı nedir?Koku dışında başka hiç bir duyu çalışırken beynin başka bir işini engellemez. Örneğin bakarken konuşabiliriz ya da düşünebiliriz, dinlerken okuyabiliriz. Oysa koklarken konuşamayız. okurken odaya verilen kokuyu alamayız. Bu yüzden koku duyumuzu en iyi kullanmak istediğimizde çevresel faktörlere dikkat ederek tüm dikkatimizi koku almaya vermemiz gereklidir. Bir koku çeşidi bir kez öğrenildiğinde kolay kolay unutulmaz.Koku duyusun cinsellikle ilişkisi var mı?Araştırıcılar koku ile arasındaki ilişkiyi çalışırlarken “feromon” adını verdikleri bir maddeyi buldular. Bu kelimenin kökeni eski Yunancada “ferein: geçirmek, aktarmak ve “hormon: heyecan kelimelerinden geliyor. Feromonlar salgılandığı aynı türün canlılarını etkilemekte ve çoğu canlıda burun boşluğu orta bölmesindeki bir yerden algılanılarak beyine iletiliyor.Bazı araştırmacılar burun içerisindeki bu bölgeyi 6.duyu olarak tanımlıyorlar. Bununla birlikte bu bölgenin işlevleri hala kesin olarak anlaşılamadı.Kokular cinsel ımızı nasıl etkiliyor?Kraliçe arıdan tutun yengeçlere varıncaya kadar çok değişik canlı türünün feromon salgılayarak kendi bölgelerini işaretledikleri düşünülüyor. Feromonların davranışları üzerine olan etkileri incelendiğinde ilginç sonuçlar çıktı.Örneğin bir çalışmada yatılı okullarında kalanların adet zamanlarının aynı günlerde olduğu saptandı. Eş seçiminde koku ve ten uyumunun önemi çok eskilerden beri konuşulmaktadır. kullanımın çekicili arttırdığı herkesçe biliniyor. Sadece ABD’de ünlü bir markasının yıllık cirosu 6 milyar .Koku bozukluğu tedavisini gelecekte nasıl olacak?Koku kayıplarının tedavisinde kök hücre ile onarımlar önemli bir rol oynayabilir. Koku bölgesi çok değişik amaçlarla bir kök hücre temin etme yeri olabilir. Koku duyusunun tam olarak aydınlatılması beynin nasıl çalıştığını anlamak açısından çok yararlı olacaktır. Koku ile ilgili bilgilerimiz arttığında nasıl yaşadığımıza dair bilgiler de elde etmiş olacağız.Burundaki koku bölgesi bir kök hücre yatağı mı?Araştırmacılar hiç beklemedikleri bir yerde erişkindeki koku bölgesinde bol miktarda kök hücre bulunduğunu saptadılar. Daha önceleri bu hücrelerin sadece kemik iliği ve beyinde bulundukları düşünülmekteydi. Kök hücreler bilindiği gibi son yıllarda organ nakilleri ve organ onarımları için kullanılıyor.
Koku hastalıkları 5 ayrı grupta tanımlanabilir. Bunlardan anosmi denilen tam koku kaybında hasta hiçbir kokuyu alamaz. Dr. Erhun Şerbetçi yazdı;Diğer adı hiposmi olan koku azalması (ise kokuya karşı duyarlılığın azalması ve bazı kokuları ayırt edememe durumudur. Hiperosmi denilen koku bozukluğunda ise kokuya karşı bir hassasiyet ışı söz konusudur. Parosmi ise ortamdaki kokuların olduklarından farklı algılanmaları anlamına gelir.

Yorumlar

GÖZLÜK NEDİR VE NASIL KULLANILIR?

GÖZLÜK NEDİR VE NASIL KULLANILIR?
Sferik ve silindirik üzere başlıca iki tip gözlük camı mevcuttur. Miyop gözlerde görüntü retina üzerinde değil, retinanın önünde odaklanır. Bu nedenle net görüntü elde edilemez. Sferik camlar miyopluğun ve hipermetropluğun tedavisinde kullanılan, kırıcı gücü her aksta eşit olan merceklerdir. Bunlar da kendi aralarında ince veya kalın kenarlı olarak ikiye ayrılır. İnce kenarlı mercekler hipermetroplukta ve yakın okuma zorluğunda olduğu gibi, görüntüsü retinanın arkasına düşen cisimlerden yansıyan ışın demetlerinin daha fazla kırılmalarını ve böylece daha önde, retina üzerinde odaklanmalarını sağlar. Kalın kenarlı mercekler ise miyoplukta olduğu gibi, görüntüsü retina önüne düşen cisimlere ait ışınların daha az kırılmasını ve daha geride, retinanın tam üzerinde odaklanmasını sağlar. Hipermetrop gözlerde görüntü retina üzerinde değil, retinanın arkasında odaklanır. Bu nedenle net görüntü elde edilemez. Silindirik camlar ise astigmatizmin tedavisinde kullanılır. Reçete üzerinde doktorun adı ve imzası, hastanın adı ve muayene tarihi gibi bilgilerin dışında birçok kutucuk ve OD, OS, yakın, uzak, daimi, sfer, silindir, aks, prizma, PD gibi ifadeler bulunmaktadır.
Bu camların kırıcı gücü bir aksta maksimum iken, buna 90 derece dik olan aksta sıfırdır. Dolayısıyla, silindirik bir camın işlevini kırıcı gücü kadar, kırıcılığının maksimum olduğu aks da belirlemektedir.Kırma kusurlarının tedavisinde kullanılan sferik ve silindirik merceklerin dışında, başta bazı şaşılık tipleri üzere çeşitli göz hastalıklarının tedavilerinde kullanılan özel amaca yönelik camlar da mevcuttur.Gözlük ReçetesiGözlük reçetelerindeki sayılar ilk bakışta karmaşık görünmekle birlikte, bir kere öğrenildikten sonra okunması kolaydır. Aşağıda bu ifadelerin anlamları açıklanacaktır.OD ve OS:Bu kısaltmalar Latince oculus dextrus (sağ göz) ve oculus sinister (sol göz) kelimelerinin kısaltmalarıdır. Bazı reçetelerde bu kısaltmalar yerine çe sağ ve sol ifadeleri kullanılmaktadır.Yakın, Uzak, Daimi:Bu ifadeler, karşılarındaki kutucuklarda ılı cam numaralarının hangi mesafe için kullanılacağını belirtir. Daimi gözlük camları yakın-uzak ayırt etmeden, sürekli takılmalıdır. Gözlükler miyopluk, hipermetropluk, astigmatizm gibi kırma kusurlarının, tüm sağlıklı bireylerde ortalama 40 yaşından sonra gelişen yakın okuma zorluğunun ve çeşitli şaşılık tiplerinin tedavilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Gözlük camlarının işlevi cisimlerden yansıyan ışın demetlerini güçleri ölçüsünde kırarak görüntünün retina üzerindeki tek bir merkezi noktada odaklanmasını sağlamaktır.
Yakın gözlüğüne daha çok 40 yaş üzerindeki, yakın okuma zorluğu (presbiyopi) bulunan kişilerde ihtiyaç duyulur.Sfer:Bu ifadenin altındaki kutucuklarda yer alan işaret ve sayılar miyopluk, hipermetropluk ve yakın okuma zorluğu (presbiyopi) gibi göz bozukluklarının düzeltilmesinde kullanılacak sferik camların numarasını ve ince kenarlı mı kalın kenarlı mı olduğunu belirtir. Sayıların başındaki eksi (-) işareti merceğin kalın kenarlı, yani gözün kırıcı gücünü azaltacak tipte olması gerektiği anlamına gelir. ı (+) işareti ise merceğin ince kenarlı, yani gözün kırıcı gücünü ıracak tipte olması gerektiğini belirtir. Eksi (-) değerli mercekler miyopluğun, ı (+) mercekler ise hipermetropluğun tedavisinde kullanılır. Bu işaretlerin arkasından gelen sayılar ise merceğin gücünü belirtir. Örneğin -1,0 ifadesi 1 derece miyopluğu düzeltecek camı, +2,50 ifadesi ise 2,5 derece hipermetropluğu düzeltecek camı ifade etmektedir.Silindir ve Aks:Silindirik camlar astigmatizmin düzeltilmesinde kullanılır. Sferik camlardan farklı olarak, silindirik camlar tanımlanırken ı ya da eksi işaretlerinin ve güçlerini ifade eden sayıların yanında, silindir aksı da belirtilir. Silindir aksı, bir silindirik merceğin etki edeceği meridyeni gösterir. Reçetedeki kutucuklarda belirtilen silindir aksları temsili gözlük resmi üzerinde de şematik olarak işaretlenir.Prizma:Prizmatik camlar nadiren çeşitli şaşılık tiplerinin tedavisinde kullanılan özel camlardır. Prizmanın derecesi ve yönü bu ifadenin altındaki kutucuklara işaretlenir.PD:Bu harfler, iki gözbebeği arasındaki mesafe anlamına gelen İngilizce pupillary distance (daha doğru deyişle interpupillary distance) ifadesinin kısaltmasıdır. Gözlüklerin amaçlanan etkiyi göstermesi için, mercekler çerçeveye takılırken merkez noktalarının her iki gözde de gözbebeğini ortalaması şarttır. Bu yüzden, kişiden kişiye değişen PD değeri gözlük muayenesi esnasında doktor tarafından, ya da gözlük yapılmadan önce gözlükçü tarafından mutlaka ölçülmelidir.Tüm bu değerlerin yanında, doktorun hastaya önerdiği camın tipi (organik, mineral, polikarbon), rengi (%30 siyah, kolormatik vs.), kaplaması (antireflektif, UV filtreli) ve diğer özellikleri de (inceltilmiş cam, bifokal, progresif vs.) belirtilebilir.Bir silindirik merceğin kırma gücünün en fazla olduğu meridyen, reçetede belirtilen silindir aksına 90 derece diktir. Örneğin, silindirik değeri -2,75 ve silindir aksı 140 derece olan bir mercek 140 derecedeki meridyenden gelen ışınları hiç kırmazken, 50 derecedeki meridyenden gelen ışınların kırılmasını 2,75 diyoptri gücünde azaltır.

Yorumlar

KADININ ADET DÖNEMİ VE 28 GÜNÜ

KADININ ADET DÖNEMİ VE 28 GÜNÜ
Adet kanaması esnasında 20 ile 80 mililitre arasında miktarda kan kaybedilir.Adet döngüsü ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam eder. Bu zaman dilimi içerisinde döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük kısmında geçici olarak duraklar.Adet Kanamasının Ay İle İlgisi Var Mı? ın bir kısmı adet kanamasını “aybaşı” olarak tarif ederler. Bu, insanoğlunun ay ile ın adet döngüsünü çok önceden beri ilişkilendirdiğini gösteren önemli bir bulgudur. Üreme çağında olan bir kadında ortalama 28 günde bir tekrar eden sürece adet döngüsü adı verilir.Adet kanamasını tarif etmek için dilimizde arasında farklı ifadeler kullanılmaktadır. Bunlar arasında en sık rastlanılanları “aybaşı ”, “adet ”, “adet görmek”, “regl ”, “menstruasyon kanaması görmek” (menstruasyon İngilizce’de adet kanamasının tam karşılığı olan menstruation kelimesinden dilimize aktarılmıştır), “mens ”, “kanama görmek”, “peryod” ve “hastalanmak” ifadeleridir. Daha ender rastlanan ve olayın tam karşılığı olmaktan uzak olanlar ise “kirlenmek” ve “renkli ” şeklinde olanlardır.Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde vücudunda gerçekleşen olayları ifade eder.Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır. Adet kanaması ortalama 4 gün devam eder ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul edilir. Ay’ın bir döngüsü 29.5 gün sürer ve bu döngüde bir şaşma olmaz.Bazı kültürlerde tüm ın aynı zamanda adet gördüklerine ve ın hepsinin Ay ile birlikte çeşitli ruhsal ve bedensel evrelerden geçtiklerine inanılmaktadır. Bilimsel olarak kanıtlanmamış, ancak ının kullandığı bir yönteme göre adet düzensizliği olan odalarında ay ışığını temsil eden hafif bir ışığı açık bırakarak uyumakta ve iddialarına göre adetleri düzene girmektedir.
Aynı ilişkilendirme yabancı dillerde de yaygındır. “Menses” Latince’de “adet kanaması” anlamına gelmekle beraber yine bu dilde aynı zamanda “ay” anlamına gelen “mensis” kelimesinin çoğuludur yani “aylar” anlamına da gelmektedir. Bu Latince’ye muhtemelen Yunanca’da “ay” anlamına gelen “mene” kelimesinin aktarılmasıyla türetilmiştir.Ay ile adet döngüsü ve kanaması arasındaki en önemli benzerlik dünyanın uydusu olan Ay’ın da aynen adet döngüsü gibi kendine özgü bir döngüsü olmasıdır. Bu döngünün başından sonuna doğru ay dünyamızda farklı şekillerde görünür. Yine eski bir geleneğine göre adet sorunları olan Ay ile konuşmaktadırlarİlk “Adet Kanaması” Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu “ilk kanama” henüz yumurtlama süreci devreye girmediğinden, gerçek ve düzenli aralıklarla oluşan bir adet kanaması olmaktan uzaktır. Beyinden salgılanan hormonların yumurtalıklardan birini uyarmasıyla başlayan süreç, uyarılan yumurtalıktan döllenmeye hazır bir yumurta hücresinin serbestleşmesine neden olur, bu esnada rahim iç tabakası da kendini muhtemel bir gebeliğe hazırlar. Döllenme gerçekleşmediğinde serbestleşen yumurta hücresinin ömrü biter ve için hazırlanmış rahim iç tabakasının adet kanamasıyla dışarı atılmasını takiben yeni bir adet döngüsü başlar.Adet kanamasının amacı her adet döngüsünde oluşabilecek muhtemel bir gebeliğin yerleşebilmesi ve uygun şartlarda gelişebilmesi için rahim iç tabakasının “tazelenmesi” olarak değerlendirilebilir. çocuğunun hormon salgı mekanizmaları ve genital organları olgunlaştığında yumurtlama süreci de başlar ve oluşan adet kanamaları, adet döngüsünün bir parçası olarak düzenli hale gelir.Adet Kanamasının İşlevi Nedir? Adet döngüsü esnasında beyinde, yumurtalıklarda ve rahim iç tabakasında farklı olaylar meydana gelir.

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;

eXTReMe Tracker