Estetik Plastik Cerrahi Op.Dr.Teoman Doğan

Doktor: Op. Dr. Teoman Doğan ( Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı )

Estetik Cerrahi hızla gelişiyor. Uygulanan bazı operasyonlar : Burun estetiği , Göğüs estetiği , Meme estetiği , Kepçe kulak , Karın germe
Özellikle son 10 senede bir çok yenilik oldu ve ık eskiden hayal bile edilemeyen şeyleri yapmak mümkün. Gelişim baş gösterdiği dallar arasında  Jinekomasti  ,Göğüs büyütme ,Yağ aldırma ,Estetik burun estetik cerrahisi çok hızlı gelişen çok dinamik bir alan.
Read the rest of this entry »

Yorumlar

Kadınlar internette neyi tıklıyor

internette neyi tıklıyor

——————————————————————————–

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Google, Binlerce Hastanın Sağlık Kaydını Tutacak

Yorumlar

Google, Binlerce Hastanın Sağlık Kaydını Tutacak

Yorumlar

Kadınlar internette neyi tıklıyor

internette neyi tıklıyor

——————————————————————————–

Read the rest of this entry »

Yorumlar

MEME KANSERİ NEDEN OLUR ?

Yorumlar

UNUTKANLIK NEDEN OLUR ?

UNUTKANLIK NEDEN OLUR ?
Ancak son zamanlarda yapılan çok disiplinli çalışmalar Alzheimer’in tipik bulgularının dışında ilerleyici konuşma bozukluğu ile karakterize olan bu bunama türüne dikkat çekmektedir. Henüz sınırlı sayıda olgular bildirilmesi, az görülüşünden değil yeterli çalışmalar yapılmayışındaR.Hani var ya…Şeyin müdürü! Sinsice ve gizliden bir seyir izleyen unutkanlık çoğu zaman masum kabul edilebilir ancak bazen de önemli bir rahatsızlığın habercisi olabilir”Hani o var ya Şeyin müdürü.. Uzun boylu,hay Allah! Söyleyiver canım adını birazdan hatırlarım”Neydi onun ismikapıyı açan..” İşte o’nu çağırmışlar” diye devam ederken büyük bir sevinç ve coşkuyla hatırlamış olmanın keyfini en yüksek tonla dile getiren bir serzeniş: “Çilingir yaa Çilingir işte!”"Nasıldı o gece ama… Müthiş bir performans vardı… İşte o günün akşamı sen söyleyiver şubat mıydı nisan mı?..” Anımsatılırsa derin bir rahatlama ve söylemine devam arzusuya anımsatılmazsa? Giderek derinleşen bir mahcubiyet ve kaygıÖylesine sinsice, öylesine de gizliden bir seyir izleyen unutkanlık.Kaybolan kelimeDil, düşüncelerimizi şifreleyerek kodlar ve karşımızdakine aktarır. ve cümle dilin evrensel ıdır.Dil, beynimizin bir taraflarına depolanmış değişmez cümle kalıplarının anımsanarak sese dönüştürülmesi değildir.Dil, zihnine yansıyıp düşünce olarak olgunlaşan somut gerçeğin kelimeler ve onların oluşturduğu zincir ile anlatılmasıdır.Kelimeler halka, zincir ise cümledir. Doğuştan ya da sonradan bir hastalık olmadan bu halkaların ya da zincirin ifade edilemediği durumlar elbette bozulmuş bir konuşma ile karşımıza çıkarlar. Çoğu zaman masum kabul edilir. Olabilir de… Hani anahtarı nereye koyduğunu unutmak gibisinden.Ama anahtarı bulunca “Bunu buraya kim koymuş?” deniyorsa burada durmak lazım. Uyanık ve dikkatli gerek! Bunu bir demans işareti olarak kabul etmek ve süratle tedbirlerini almak gerek!Çalışmalar yetersizBugün üzerinde durmaya çalışacağımız bilinen klasik bunamanın tıbbi terminolojide kabul gören yepyeni bir türü: Dil esaslı bunama… Kısaca dil bunaması da denebilir.Daha düne kadar bunamanın en büyük nedeni olarak Alzheimer hastalığı gösterilmekteydi. Dilden gelen bu konuşma bozukluğuna tıbbi terminolojide afazi adı verilir. Bir başka deyişle uyanık, zihinsel bakımdan tam ve organ ından kusursuz bir kişide konuşma bozuksa buna afazi denir.Başlangıçta her zaman için değil ama zaman zaman nesnelerin ismini hatirlayamama sonucu zincir kopar.Kaybolan bulunup yerine konmazsa kişi söylemek istediklerini ifade edemez.Bu yüzden hasta yukarıda betimlediğimiz kendini zorlayan sıkıntılı davranışlar göstermeye başlar.İlk iki yıl önemliBu yakınmalar en az iki yıldan beri devam ediyorsa önemli bir işaret olarak algılanmalıdır.Klasik bunama yada Alzheimer hastalarında görülen duygusal ilgisizlikler, yargıda bulunamama ve görsel algılama bozuklukları ilk iki yıl dil esaslı demansda görülmez.Basit işlemlerini ve basit çizimleri yapamaz duruma gelebilirler.Doktorun tarif ettiği bir hareketi yerine getirmekte zorlanabilirler.İşte bu nedenlerden dolayı erken tanı ile uygun önlemlerin alınması büyük bir önem taşımaktadır Dil Esaslı Demans yada İlerleyici Konuşma Bozukluğu için…Konuşma merkeziDilin komuta merkezi beynimizin sol yarısına yerleşmiş bir sinir ağıdır. İnsanların % 96’sında durum böyledir. Hiçbir gramatik özellik göstermeyen işaret dili de beynimizin sol yarı küresi tarafından kontrol edilir. Bundan 2.5 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen homo habilis’in ilk dilini kullandığı tahmin edilmektedir.Nasıl tanı konur?Dil esaslı bunamalarda :Sözcük hatırlamada zorlanma,Konuşma biçiminde anormalleşme,Telaffuz hataları esas olarak doktora başvurma nedenleridir.Gk olayları hatırlamakta ve mantıklı kararlar üretmekte bir sorunları yoktur.Yaratıcı faaliyetlerine sonuna kadar devam ederler. Resim, heykel, bahçe işleri gibi. Oysa Alzheimer hastaları bu faaliyetlere başından itibaren küskün ve ilgisiz kalırlar.Manyetik rezonans ve SPECT adı verilen görüntüleme yöntemleri ile organik hastalık nedenleri dışlanır.İlk iki yıl içinde Alzheimer bulgularının olmayışı önemli bir kriterdir.Nasıl edilirGk aktivitelerinde bozulma her hastada farklı olabileceğinden kişiye özel bir stratejisi oluşturulur.Bir konuşma terapisti tarafından değerlendirilerek özgün ve alternatif iletişim teknikleri sağlanır.( kullanımı gibi)Alzheimer’dan farkı vurgulanıp ve çevrenin psikolojik ve desteği sağlanır.Bugün için tedavide etkili bir ilaç bulunamamıştır.Hastalığın iyi anlaşılması ve benzerlerinden ayırt edilmesiyle birlikte etkili ilaç arayışları da devam etmektedir.Bunama nedir?Öğrenme, yer-zaman tayini, hafıza, konuşma ve kişilik gibi zihinsel işlevlerin bozulmasıdır.Önemle bir kez daha vurgulamak gerekir ki, tüm bu durumlar gk aktivitelerini kısıtlamaz. Yargı ve muhakemelerini olumsuz etkilemez. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. eşyalarını kaybetme, sık sık aynı soruları tekrar etme, yakın zamana ait olayları unutma erken ve bu hastalığa özgün yakınmalardır.Demans nedenleri* Alzheimer hastalığı* Enfeksiyon hastalıkları: AIDS, Tüberküloz, frengi* Damar hastalıkları: Beyin damarlarında tıkanma, hipertansiyon* Beyin hastalıkları:Beyin tümörleri, Parkinson, MS(Multiple skleroz)* Kafa travmaları* Tiroid bezinin az çalışması ile karakterize hipotiroidi* Alkol* Uyuşturucu ilaçlar* B12 vitamin eksikliği* Depresyon* ŞizofreniAncak gerekli önlemler alınmaz ve hastalık ilerlerse iki yıl sonra klasik bunamanın tüm bulguları tabloya hakim olabilir. İlerleyici olup gk aktivitesini olumsuz bir sürece sokar.Dünyada her yıl 100 bin kişiden, 70-75′inde demans görüldüğü bildirilmektedir. Yaş artmasıyla birlikte görülme sıklığı da artar. 65 yaş üstünde % 15 görülmektedir. En sık görülen demans türü Alzheimer hastalığıdır.Başlangıçta kişi okuduklarını anlamada zorlanır. Giderek geçmişte olan olayları unutmaya başlar. te almaso gerekenleri unutmaso ilk bulgulardan biri olabilir.Alzheimer hastalığıYavaş ilerleyen ve en sık görülen bir demans türüdür. En çok 40-85 yaşları arasında ortaya çıkar. Bulaşıcı bir hastalık değildir. Ailesel geçiş ortalama % 3dolaylarındadır.

Yorumlar

DİŞ ÇÜRÜKLERİ VE TEDAVİSİ

DİŞ ÇÜRÜKLERİ VE TEDAVİSİ
İlk yapılması gereken şey diş hekimine gitmek ve onun önerilerine uymak olmalıdır. Aslında çürükten korunma, bir irade konusudur ve hepimizin sağlam dişler ve sağlıklı ağzın getireceği rahatlığın bilincinde olmamız gerekir. Diş plağı ve karbonhidratlı gıdalar neden çürük oluşturur?Günümüzde bakteri plağı ile ilgili çok sayıda yapılmaktadır ve ık şekerle birlikte bakteri plağının, çürüğün baş etkenlerinden birisi olduğu anlaşılmıştır.Bakteri plağı görülebilir mi? Evet görülebilir.
Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az vardır. Dişler neden çürür? Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan ıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar. Uzun yıllar, nedeni bilinmeyen bir hastalık gözüyle bakılan diş çürüğünün günümüzde “çok sebebe bağlı bir hastalık” olduğu anlaşılmıştır. Diş çürüğünün başlıca 3 etkeni vardır:Bakteri plağı (Diş plağı adı da verilir), Karbonhidratlı gıdalar (Şeker, un… gibi), Bünyesel etkenler (Dişin yapısı. tükürüğün bileşimi… gibi) Diş sağlığı dengeli olan bir kimsede bu etkenlerden birisi değişikliğe uğrarsa, çürük ortaya çıkar.Çürük belirtileri nelerdir?Çürük ve oyulmuş bir diş, koyu renkli boşluğuyla kolayca tanınır. Fakat bazen çürük çukurcuğu gizli kalır ve diş hekimi ancak yardımcı tanı araçlarıyla (mesela diş röntgeni gibi) teşhis koyabilir.Çoğu zaman çürük, diş tüberküllerinin yani tümsekciklerin birbiriyle kesiştiği yerde veya dişin boyun kısmında görülür. İki diş arasında kalan gizli çürükler uzun süre fark edilmez. Bu tür çürüklerde “… akşam yerken dişime taş geldi zannettim, bir de baktım, dişimin bir parçası ağzımda…” denildiğini sıkça duyarız.Diş çürüğünde diş hekimine başvurmayı gerektiren en önemli belirti ağrıdır. Ağrı, soğuk, , tatlı veya ekşiden olur. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir ve etken ortadan kalkınca ağrıda geçer; fakat edilmeyen çürüklerde ağrılar bir süre sonra sürekli olmaya başlarlar.Diş çürüğü nasıl ilerler?Çürük, daima dişin yüzeyinden başlar ve ilerleyerek dentin tabakasına erişir. Dentin, mineden daha fazla organik madde içerir. Bu nedenle çürük bu tabakada daha çabuk yayılarak dentini bir burgu gibi deler; fakat, çürüğün ilerleme hızı, kişiden kişiye ve dişten dişe çok değişir.Unutulmaması gereken bir husus da, dentinin dişin bir savunma organı olduğudur. Dentin içinde önceki bölümde tanımı yapılan kanalcıkların ucunda odontoblast denilen yapım ve onarım hücreleri bulunur ve bunlar çürük dentini tamir dokusu ile tıkayabilirler. Tıpkı kuşatılan bir kaleyi savunanların güllelerle açılan gedikleri onarmaları gibi… Kendiliğinden olan bu savunma, bazen hızla ilerleyen çürük karşısında yetersiz kalabilir.Çürükten korunmak için ne yapmalıdır? Bunlar, dişlerin boyun kısmında ve iki diş arasında yer alan beyazımsı kirlerdir. (Fark edilmesini kolaylaştırmak için piyasada “Disclosing Tablet” veya “Disclosing solution” adıyla bilinen boyayıcı tablet ve eriyikler satılır.) Plak şöyle teşekkül eder:Önce tükürükle protein dişe yapışır.Bu proteindeki bol miktarda ağız ortamında bulunan şekerden kimyasal yolla dekstran yapar.Dekstran bu protein plağına tutunur ve böylece diş plağı teşekkül eder.Teşekkül eden plak ık yalnız ağız çalkalamakla giderilemez.Buraya kadar oyunun-yani çürük oluşumunun-piyonları (yani bakteriler) hazır olmuştur… Şimdi bakteriler, mineye bir hamle yapacaklardır… Bakteriler bu hamleyi iki koldan yaparlar:Bazı bakteriler şekerden asit yaparak, minenin inorganik örgüsünü bozarlar. Bir kısmı da, minenin organik kısımlarını parçalayan enzimler ya parlar. İşte diş çürüğü oyununun senaryosu kısaca böyledir. Bu nasıl bozulur ve çürük nasıl önlenebilir?Bakteri - şeker işbirliği önlenirse bozulur mu? Bu nasıl olabilir? Müttefiklerden birisini; Örneğin şekeri ortadan kaldırarak… Şeker, çikolata, pasta yemeden… Olur mu? Şeker, organizma için kaçınılmaz gıdalardan birisidir ve hayvan deneyleri şekerden yoksun beslenmenin çürüğü durdurmadığını, sadece biraz azalttığını göstermiştir. Evet, şeker bir çürük etkenidir ama, ne tek başına ne de başlıca etken…Öyleyse, çürükten korunmak için ne yapmalıdır? Asıl korunma, ikinci saldırgana yani mikroplara karşı mücadele ile olur. Bu da dişleri fırçalayarak gerçekleştirilir.Kimlerde daha çok çürük olur? Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan aside karşı tükürük bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını ırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler. Çürük Aşısı Var mıdır?Hayır… “Ama gazetelerde okuyoruz” diyeceksiniz. Biraz önce size çürüğün çok sebebe bağlı bir hastalık olduğunu söyledik.Bu motorların dönüşü dakikada 300.000’dir. Saniyede, (ya da 2 sayana kadar) kullanılan alet tam 5.000 devir yapar. Ayrıca dönme esnasında hiç titreşim de yoktur. Biraz ağrı olabilir. Çünkü, dentin yüzeyi biraz hassastır ve kişiden kişiye değişen şiddette ağrı duyulur. Bunun çaresi lokal anestezidir. Lokal anestezi ile hiç ağrı duymadan diş dolgusu yaptırılabilir. 2. Temizlenen Çürük Boşluğu ŞekillendirilirDiş doldurturken sadece çürüğün temizlenmez çürük etrafında bazı düzeltmeler de yapılır. Çürük boşluğunun genişletilmesi “kavite hazırlama” belirli kurallara göre biyomekanik ve yapısal (morfolojik) zorunluluktan dolayı yapılmaktadır. Neye karşı, hangi etkene karşı aşı hazırlanacak? adamları yaklaşık elli yıldır bu konuda çalışmaktadırlar. Çürüğe karşı antibiyotik var mıdır?Çürüğü durduracak bir antibiyotik yoktur. Üstelik, antibiyotikler çocuklarda oluşum döneminde dişlerin üzerine çökelerek onları boyarlar ve gri-kahverengi, morumtırak renk almalarına neden olurlar. Antiseptik gargaralar kullanalım mı?Bazı ağız ve dişeti hastalıklarında belirli bir süre için belirli dozda antiseptik gargara verilebilir; fakat şunu unutmayın ki, ağız sağlığında en etkin araç fırçadır.Çürük oluşumuna bazı alışkanlıkların etkisiBeslenme alışkanlıklarının çürük oluşumuna etkisi olduğu öteden beri bilinmektedir. (Örneğin sert ve lifli gıdalarla beslenen Eskimolarda çürük hemen hemen hiç görülmez.) Buna karşılık yumuşak ve yapışkan besinlerin dişler üzerine tutunmaları, plak oluşturmaları ve çürük meydana getirmeleri daha kolaydır.Diş çürümesi önlenebilir mi? EVET. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve her gün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek ıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir. Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve aralarında bir şey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir. Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır. Çürük nasıl edilir?Diş çürüğünün kendiliğinden iyileşmediğini ve çürüyen yapının tamir olmadığını biliriz. Çürük edilmezse ilerler. Öyleyse, mutlaka çürük dişi doldurmak gerekir. Henüz diş özüne kadar ilerlememiş çürükler şöyle edilir:1. Önce Çürük TemizlenirMine ve dentin çok sert yapılardır. Çürüğü temizlerken bu yapıların kaldırılması gerekir. Çürük, “frez” dediğimiz özel uçlarla temizlenir. Günümüzde çürük, elmas uçlu veya tungsten çeliğinden yapılmış frezlerle temizlenir. Bu frezler yüksek dönülü, hassas motorlara takılır.

Yorumlar

KADINLARDA AĞIZ SAĞLIĞI NASIL OLMALIDIR?

KADINLARDA AĞIZ SAĞLIĞI NASIL OLMALIDIR?
Hasta tarafından yapılan ağız ve diş ı ile bu sorunların hafif olarak atlatılması sağlanabilmekle birlikte genellikle profesyonel yaklaşım gerekebilmektedir. Hamilelik sırasında oluşan uzun süreli diş eti hastalığı erken doğuma neden olabilmektedir. Hamilelik sırasında diş etlerinde oluşabilen “hamilelik tümörü” hamileliğin son döneminde ya da doğumdan sonra kendi kendine iyileşmektedir. Bir çok hamile kadında bulantı sonucunda oluşan kusma ağız ortamındaki asiditeyi ırır. Bu asitler dişlerde erozyonlara yol açabilmektedir. Karbonatlı su ile gargara yapılarak asidin nötralize olması sağlanabilir. ın ergenlik, mensturasyon, hamilelik , emzirme ve menapoz dönemlerinde vücutlarındaki cinsiyet hormonları seviyesinde bazı dalgalanmalar olmaktadır. Bu hormonal değişiklikler doğrudan ya da dolaylı olarak ağız ve diş sağlığını etkileyebilmektedir. Ergenlik çağında Cinsiyet hormonu seviyesindeki dalgalanmalar, özellikle mensturasyon dönemlerinde, diş eti kızarıklıklarına ve dişeti kanamalarına neden olabilmektedir. Eğer böyle bir uygulama olanaksız ise sadece su ile ağız çalkalanarak asidik ortamın uzaklaştırılması sağlanabilir. Doğum kontrol ilaçları.Bu ilaçlar içerdikleri hormonlar nedeni ile hamilelikte oluşan ağız içi değişikliklere benzer semptomların neden olurlar. Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımları dişeti iltihaplarına yol açabilmektedir. Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı “Çekim Sonrası Alveoliti”=”Kuru Soket” oluşumu riskini üç kez ırır. Bu nedenle cerrahi operasyon öncesi diş hekiminin bu durumu göz önüne alması gerekmektedir. Menapoz ın ında oldukça önemli bir süreçtir.Bu belirtilerin tümü aynı anda bir kişide görülebildiği gibi biri ya da birkaçı birlikte da görülebilmektedir. Ağız kuruluğu “xerostomia” Ağızda hassasiyet. Ağızda ağrı ya yanma hissi Diş fırçalama sonrası ağızda yanma (özellikle sodium lauryl sulfates (SLS) içeren diş macunları kullanıldığından sonra) alma duyusunda değişiklik. Çene kemiğinde erime. Menapoz döneminde geleneksel diş tedavilerinde özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum yoktur. Ancak implant uygulamalarında implantın kemik ile osteointegrasyonunun sağlanabilmesi için kemik yapımının normal olması gereklidir. Bu dönemde ağız içerisinde herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır. Hamilelik dönemindeBu dönemde kadınlarda ” progesterone” ve “estrogen” hormonlarındaki değişiklikler diş eti hastalıkları riskini ırmaktadır. Bu hormonal değişiklikler ağız içerisinde hassasiyet ve diş etlerinde kızarıklık ve kanamalara neden olabilmektedir.Bu periyot sırasında kadınlarda hormonal ve psikolojik değişiklikler olabilmektedir. olarak bu etkileşimden ağız dokuları ve dişler de paylarını almaktadır. Menapoz esnasında kadınlık hormonu “estrogen” seviyesinde ciddi bir değişiklikler olur ve “estrogen” seviyesi en az düzeye iner. “Estrogen” aynı zamanda kalsiyumun emilmesi için gerekli olan bir maddedir. Noksanlığı kemikteki kalsiyum seviyesinin düşmesine neden olur dolayısı ile kemik erimelerine ve “osteoporez”a yol açar. Kemik erimesi vücuttaki tüm kemiklerde görülmektedir. Dişi çevreleyen kemik dokusunda oluşan erime bazen dişlerin destek dokularını yitirmelerine ve sonuçta dişlerin sallanarak kaybedilmesi ile sonuçlanabilmektedir. Menapoz döneminde yüksek oranda kalsiyuma ihtiyaçları vardır (1200 mg/gün). Gk diyet ile bu miktarda kalsiyum alımı mümkün değildir. Bu neden ile hekim tarafından kalsiyum preparatları ile kalsiyumun emilimin arttırılması için D vitamini önerilmektedir. Menapoz nedeni ile değişen kalsiyum dengesini tekrar kurabilmek için aynı zamanda hormon terapisi de uygulanmalıdır. Menapoz döneminde ağız ortamında oluşabilecek değişiklikler: Menapoz sırasında ın ağız ortamlarında çok değişik belirtiler gözlemek mümkündür

Yorumlar

HAMİLELİKTE AĞIZ DİŞ BAKIMI NASIL OLMALIDIR?

HAMİLELİKTE AĞIZ DİŞ BAKIMI NASIL OLMALIDIR?
Eğer iyi bir ile beraber yeterli ağız diş ı yapılırsa hamilelik döneminde normal dönemden farklı bir diş sorunu ile karşılaşılmaz. Hamilelik sırasında hem annenin hem de bebeğin genel sağlığı ve ağız diş sağlığı için oldukça önemlidir. Bakınız: 1-Diş Sağlığı ve Vitaminler, 2-Dengeli BeslenmeHamilelikte bebeğin diş gelişimi 5. ve 6. haftalarda başlar. Ağız ve diş sağlığı açısından tüm hamilelik döneminde: A,C,D vitaminleri ile fosfor ve kalsiyumdan zengin temel yiyecekler alan meyvalar ve sebzeler, tahıl , süt ve mandıra ürünleri ile ile , et , balık ve yumurta dengeli olarak alınmalıdır. Şeker mümkün olduğu kadar alınmamalı (özellikle aralarında). Kurutulmuş meyve ve karemel gibi yapışkan şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi? Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olan ilk üç ayda etkili dental tedaviden kaçınılmalıdır. Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir. Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve bir jinekoloğun önerileri doğrultusunda dental yapılmalıdır. Son üç ayda için gerekli olan pozisyonları rahat alalaması ve koltukta uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir. Hamilelik sırasında ekstra bir ağız-diş ı gereklimidir? Gk ağız ve diş ım kesintiye uğratılmamalıdır. Hamilelik öncesi tam bir ağız muayenesinden geçerek optimal ağız hijyenine kavuşmalı ve bunu sürdürme alışkanlığını kazanmalıdır. Çünkü plak birikimi, ve diş eti hastalıkları ile hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında direkt vardır. Hamilelik sırasında oluşan hormon ışı ağız mukozasını dış etkenlere karşı özellikle bakteri plaklarına karşı daha hassa yapar. Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş ı yapılarak plak birikimine olunmalıdır. (Bakınız, Diş Fırçalama) Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır. Hamilelikte dental anestezi yapılabilir mi? Diş rontgeni çekilebilir mi? Hamilelik esnasında birçok ilacın kullanılmaması ya da kontrollü kullanılması önerilmesine karşın, dental tedavilerde kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Lokal anestezi kullanılmasında üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir. Herhangi bir uyarı yoksa lokal anestezik kullanmada bir sakınca yoktur. Anestezi altında yapılan tedavide hasta ağrı duymayacak ve daha az stres yaşayacaktır. Diş çekimi yada herhangi bir müdahale için sırasında lokal anesteziklerin kullanılmasında üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir. Herhangi bir uyarı yoksa kullanmada bir sakınca yoktur. Antibiyotik kullanımı özellikle Penisilin ve türevleri (amoxicilline vs. ) kullanımını için herhangi bir sakıncası yoktur. Tetrasiklin gurubu antibiyotikler alınmamalıdır. Tetrasiklin sırasında alınırsa bebeğin dişlerinde “tetrasiklin renklenmeleri” dediğimiz renklenmeler oluşur. Ağrı kesici kullanmada dikkat edilmeli ve kesinlikle üretici firmanın önerilerine uyulmalıdır. Diş hekimliğinde kullanılan röntgen makinalarında radyasyon çok düşük seviyede olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır.Ağız ve diş sağlığının devamlılığını sağlamak için boyu etkili ve yeterli gereklidir. Ancak kadınlarda ağız diş ı , yaşamlarının belirli bölümünü alan puberte, emzirme, hamilelik, mensturasyon ve menapoz , dönemlerinde ayrıcalık göstermektedir. “Her doğumda bir diş kaybedilir” düşüncesi doğru mu? “Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak annesinin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı ” düşüncesi tamamen yanlıştır. Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Bu dönemde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı olabilmesi için annenin gk 1200-1500 mg kalsiyuma gereksinimi vardır. Hamilelik döneminde süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum dan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimini karşılamalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır. Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz. Zorunluluk yoksa bu işlem doğum sonrasına ertelenmelidir. Eğer acil bir için kesinlikle röntgen filmi çekilmesi gerekiyorsa : Anneye özel koruyucu önlük giydirilmeli, hızlı film kullanarak ve düşük doz uygulaması yapılmalıdır. Hamilelik gingitisi (Pregnancy gingivitis) Hamileliğin erken safhalarında diş etlerinde şişlikler, kızarıklıklar gözlenebilir. Bu şekildeki diş eti oldukça hassastır ve kolayca kanar. Hamilelik sırasında ın diş etlerinde oluşan bu değişiklikler nedeni östrejen ve progesteron hormonlarının salgılarının artmasından kaynaklanmaktadır. Hamilelik gingivitisi genellikle hamileliğin 2.Ayında başlayıp 8.Ayında en üst seviyeye çıkar, doğumdan sonra kendiliğinden iyileşir. Gk düzenli ağız diş ı yapmayan kişilerde oluşan ve diş etinin tahrişine neden olan bakteri plağı ya da diştaşı gibi etkenler hamilelik gingivitisi tablosunu daha ciddi boyutlara taşıyabilmektedir. Eğer dişlerde derin tartar birikimi varsa diş hekimi tarafından elimine edilmelidir. Diğer diş tedavilerinde olduğu gibi tartar temizliği de özellikle hamileliğin ikinci üç ayında yapılamalıdır. (Gebeliğin ilk üç ayında bebeğin organları gelişme aşamasındadır. Bu safhada neden olunan bir bakteriyemi bebeğin organ gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.) Üçüncü üç ayda da anne koltuğa rahat oturamaz ve aşırı stres erken doğuma neden olabilmektedir. Hamilelikte diş çekilir mi?Hamilelik tüm vücudun fiziksel ve psikolojik yönden pek çok değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Ağzımız ise vücudun bu tür değişikliklerine karşı çok hassas olan bir bölgesidir. Anne adayı hamilelik süresince ister istemez devamlı bebeğini düşündüğü için kendi ını ihmal edebilir. Mide bulantıları ve kusmalar ağız içinde zararlı etkilere neden olur. Bazı yiyecek ve içeceklere karşı aşırı ilgi veya aşırı tiksinme duyulması sonucu ağız da bundan etkilenir. Hormonal etkiler sonucunda ağız içinde bazi degisimler olur. Örneğin kandaki ve tükürkteki asit miktarı arttığ için dişlerin çürümesi kolaylaşır. Çünkü en basit anlatımıyla , dişin çürümesi demek , bakterilerin salgıladığı asitlerle yumuşaması demektir. Diş eti rahatsızlıkları da eskisinden daha kolay ve daha sık oluşacaktır. Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli , ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu hem annenin hem de çocuğunun sağlığı için çok önemlidir. Hamilelik kabaca üç dönemde incelenir: İlk üç aylik dönem: Bu dönem bebeğin çok hassas olduğu bir dönemdir. Gereksiz müdahaleler düşüğe sebep olabilir. Fakat ağrıya sebep olmuş ve/veya müdahale edilmediği taktirde daha çok zarara neden olabilecek durumdaki dişlerin çekim, kanal tedavisi gibi acil olarak edilmesi gereken durumlarında, çekinmeden diş hekimine gidilmelidir. Diş hekimi , bebeğe zarar vermeyen ilaçlarla tedaviyi sağlayacaktır. İkinci üç aylik dönem: Bu dönem , hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimi, dolgular, kanal tedavileri vb. pek çok tedavinin yapılması için en uygun olan dönemdir. Duruma göre üçüncü 3 aylık dönemde de tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır. Hamilelik sırasında yapılmaması gereken işlemler var mıdır? Genellikle acil olmayan işlemler de hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman 4. Ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının eşlik ettiği acil durumlarda hamileliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır. Hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır? Üçüncü üç aylık dönem: Bu dönemde anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmıştır. Aynen ilk üç aylık dönemde olduğu gibi, acil tedaviler dışında diş hekimi müdahale etmeyecektir. Hamilelik ağız sağlığını nasıl etkiler? Hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve her hamilelikte annenin bir dişini kaybedeceği yanlış bir inanıştır. Fakat hamilelik sırasında ağız sağlığında bazı değişikliklerin olacağı da bir gerçektir. En önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki ış olup, bu durum da dişler üzerindeki plak birikiminin artması ile bağlantılıdır. Eğer plak uzaklaştırılmazsa dişeti iltihabına (gingivitis) neden olur. Bu durum “hamilelik gingivitisi” adını alır. Dişeti kırmızı, hacim olarak artmış, hassas ve kanamalıdır. Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde hamile ın çoğunluğunu farklı şiddette etkiler. Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve edilmezse periodontitise ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda “hamilelik tümörü” riski de vardır. Bunlar dişeti büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla beraber, hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme, fırçalama ve diğer ağız ı işlemlerini engelliyorsa dişhekimi tarafından alınmalıdır. Bu problemler nasıl önlenebilir? Dişeti iltihabı dişlerin etkin olarak ı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az iki kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Her gün tüm dişlerde diş ipliği ile temizlik işlemi de yapılmalıdır. Sabah diş fırçalamak rahatsızlık veriyorsa ağız su veya anti-plaque ve floridli gargaralarla çalkalanmalıdır. Dengeli ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri de ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Dişhekimine daha sıklıkla gidilmesi de etkin plak kontrolünü sağlayarak gingivtis gelişimini önler. Plak kontrolünün sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu ve hamilelik tümörlerinin oluşma riskini de azaltır. Dişhekimine ne zaman gitmelidir? Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir. İlk 3 aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Dişhekimi hamileliğin kalan dönemi için bir takvimi hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında meydana gelen değişikliklerin ve ağız ının etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar temizlik önerilebilir.Bu dönemde için çok gerekli ise ağız içinden 1-2 film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük kullanılması gerekir.Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanı sıra genel gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili ,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Bebeğin diş ı ve beslenmesi ile ilgili edininiz. (Bakınız, Çocuklarda Diş Sağlığı)”Hamileyken antibiyotik kullandım” bebeğimin dişleri etkilenir mi? Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu “tetrasiklinler”dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır.Yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekir. Dişler hamilelik sırasında daha çabuk mu çürür? Daha öncede de belirtildiği gibi “hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği” inancı kesinlikle doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır; beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız ına yeterince özen göstermeyebilir. hormonlarının (östojen, progertron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir. Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemler var mıdır? Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein,A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanı sıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;

eXTReMe Tracker