UNUTKANLIK NEDEN OLUR ?

UNUTKANLIK NEDEN OLUR ?
Ancak son zamanlarda yapılan çok disiplinli çalışmalar Alzheimer’in tipik bulgularının dışında ilerleyici konuşma bozukluğu ile karakterize olan bu bunama türüne dikkat çekmektedir. Henüz sınırlı sayıda olgular bildirilmesi, az görülüşünden değil yeterli çalışmalar yapılmayışındaR.Hani var ya…Şeyin müdürü! Sinsice ve gizliden bir seyir izleyen unutkanlık çoğu zaman masum kabul edilebilir ancak bazen de önemli bir rahatsızlığın habercisi olabilir”Hani o var ya Şeyin müdürü.. Uzun boylu,hay Allah! Söyleyiver canım adını birazdan hatırlarım”Neydi onun ismikapıyı açan..” İşte o’nu çağırmışlar” diye devam ederken büyük bir sevinç ve coşkuyla hatırlamış olmanın keyfini en yüksek tonla dile getiren bir serzeniş: “Çilingir yaa Çilingir işte!”"Nasıldı o gece ama… Müthiş bir performans vardı… İşte o günün akşamı sen söyleyiver şubat mıydı nisan mı?..” Anımsatılırsa derin bir rahatlama ve söylemine devam arzusuya anımsatılmazsa? Giderek derinleşen bir mahcubiyet ve kaygıÖylesine sinsice, öylesine de gizliden bir seyir izleyen unutkanlık.Kaybolan kelimeDil, düşüncelerimizi şifreleyerek kodlar ve karşımızdakine aktarır. ve cümle dilin evrensel ıdır.Dil, beynimizin bir taraflarına depolanmış değişmez cümle kalıplarının anımsanarak sese dönüştürülmesi değildir.Dil, zihnine yansıyıp düşünce olarak olgunlaşan somut gerçeğin kelimeler ve onların oluşturduğu zincir ile anlatılmasıdır.Kelimeler halka, zincir ise cümledir. Doğuştan ya da sonradan bir hastalık olmadan bu halkaların ya da zincirin ifade edilemediği durumlar elbette bozulmuş bir konuşma ile karşımıza çıkarlar. Çoğu zaman masum kabul edilir. Olabilir de… Hani anahtarı nereye koyduğunu unutmak gibisinden.Ama anahtarı bulunca “Bunu buraya kim koymuş?” deniyorsa burada durmak lazım. Uyanık ve dikkatli gerek! Bunu bir demans işareti olarak kabul etmek ve süratle tedbirlerini almak gerek!Çalışmalar yetersizBugün üzerinde durmaya çalışacağımız bilinen klasik bunamanın tıbbi terminolojide kabul gören yepyeni bir türü: Dil esaslı bunama… Kısaca dil bunaması da denebilir.Daha düne kadar bunamanın en büyük nedeni olarak Alzheimer hastalığı gösterilmekteydi. Dilden gelen bu konuşma bozukluğuna tıbbi terminolojide afazi adı verilir. Bir başka deyişle uyanık, zihinsel bakımdan tam ve organ ından kusursuz bir kişide konuşma bozuksa buna afazi denir.Başlangıçta her zaman için değil ama zaman zaman nesnelerin ismini hatirlayamama sonucu zincir kopar.Kaybolan bulunup yerine konmazsa kişi söylemek istediklerini ifade edemez.Bu yüzden hasta yukarıda betimlediğimiz kendini zorlayan sıkıntılı davranışlar göstermeye başlar.İlk iki yıl önemliBu yakınmalar en az iki yıldan beri devam ediyorsa önemli bir işaret olarak algılanmalıdır.Klasik bunama yada Alzheimer hastalarında görülen duygusal ilgisizlikler, yargıda bulunamama ve görsel algılama bozuklukları ilk iki yıl dil esaslı demansda görülmez.Basit işlemlerini ve basit çizimleri yapamaz duruma gelebilirler.Doktorun tarif ettiği bir hareketi yerine getirmekte zorlanabilirler.İşte bu nedenlerden dolayı erken tanı ile uygun önlemlerin alınması büyük bir önem taşımaktadır Dil Esaslı Demans yada İlerleyici Konuşma Bozukluğu için…Konuşma merkeziDilin komuta merkezi beynimizin sol yarısına yerleşmiş bir sinir ağıdır. İnsanların % 96’sında durum böyledir. Hiçbir gramatik özellik göstermeyen işaret dili de beynimizin sol yarı küresi tarafından kontrol edilir. Bundan 2.5 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen homo habilis’in ilk dilini kullandığı tahmin edilmektedir.Nasıl tanı konur?Dil esaslı bunamalarda :Sözcük hatırlamada zorlanma,Konuşma biçiminde anormalleşme,Telaffuz hataları esas olarak doktora başvurma nedenleridir.Gk olayları hatırlamakta ve mantıklı kararlar üretmekte bir sorunları yoktur.Yaratıcı faaliyetlerine sonuna kadar devam ederler. Resim, heykel, bahçe işleri gibi. Oysa Alzheimer hastaları bu faaliyetlere başından itibaren küskün ve ilgisiz kalırlar.Manyetik rezonans ve SPECT adı verilen görüntüleme yöntemleri ile organik hastalık nedenleri dışlanır.İlk iki yıl içinde Alzheimer bulgularının olmayışı önemli bir kriterdir.Nasıl edilirGk aktivitelerinde bozulma her hastada farklı olabileceğinden kişiye özel bir stratejisi oluşturulur.Bir konuşma terapisti tarafından değerlendirilerek özgün ve alternatif iletişim teknikleri sağlanır.( kullanımı gibi)Alzheimer’dan farkı vurgulanıp ve çevrenin psikolojik ve desteği sağlanır.Bugün için tedavide etkili bir ilaç bulunamamıştır.Hastalığın iyi anlaşılması ve benzerlerinden ayırt edilmesiyle birlikte etkili ilaç arayışları da devam etmektedir.Bunama nedir?Öğrenme, yer-zaman tayini, hafıza, konuşma ve kişilik gibi zihinsel işlevlerin bozulmasıdır.Önemle bir kez daha vurgulamak gerekir ki, tüm bu durumlar gk aktivitelerini kısıtlamaz. Yargı ve muhakemelerini olumsuz etkilemez. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. eşyalarını kaybetme, sık sık aynı soruları tekrar etme, yakın zamana ait olayları unutma erken ve bu hastalığa özgün yakınmalardır.Demans nedenleri* Alzheimer hastalığı* Enfeksiyon hastalıkları: AIDS, Tüberküloz, frengi* Damar hastalıkları: Beyin damarlarında tıkanma, hipertansiyon* Beyin hastalıkları:Beyin tümörleri, Parkinson, MS(Multiple skleroz)* Kafa travmaları* Tiroid bezinin az çalışması ile karakterize hipotiroidi* Alkol* Uyuşturucu ilaçlar* B12 vitamin eksikliği* Depresyon* ŞizofreniAncak gerekli önlemler alınmaz ve hastalık ilerlerse iki yıl sonra klasik bunamanın tüm bulguları tabloya hakim olabilir. İlerleyici olup gk aktivitesini olumsuz bir sürece sokar.Dünyada her yıl 100 bin kişiden, 70-75′inde demans görüldüğü bildirilmektedir. Yaş artmasıyla birlikte görülme sıklığı da artar. 65 yaş üstünde % 15 görülmektedir. En sık görülen demans türü Alzheimer hastalığıdır.Başlangıçta kişi okuduklarını anlamada zorlanır. Giderek geçmişte olan olayları unutmaya başlar. te almaso gerekenleri unutmaso ilk bulgulardan biri olabilir.Alzheimer hastalığıYavaş ilerleyen ve en sık görülen bir demans türüdür. En çok 40-85 yaşları arasında ortaya çıkar. Bulaşıcı bir hastalık değildir. Ailesel geçiş ortalama % 3dolaylarındadır.

Yorumlar

GEBE İKEN SİGARA KULLANILIRMI?

GEBE İKEN SİGARA KULLANILIRMI?
Gebelikte sigara kullanımı göbek kordonu ve plasentada değişiklikler, plasentanın aşağı yerleşmesi, dış , bebekte gelişme geriliği, düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, idrar yolları anomalileri, bebekte doğum öncesi ve sonrası ani ölüm gibi önemli hastalık ve durumların riskini ırmaktadır. Ayrıca süt vermede sorunları, bebeğin fiziksel gelişimi, sinir sistemi fonksiyonlarında bozukluk, bebeğin entellektül gelişimi ve ruhsal durumunda bozulmalara neden olabilmektedir. Solunum sistemi, sinir sistemi, duyu organları, deri ve idrar yolları hastalıkları sigara içen annelerin çocuklarında daha sık görülmektedir. Sigarada nikotin dışında karbon monoksit, siyanid, anilin, metanol, hidrojen sülfit, arsenik, kurşun ve kadmiyum gibi birçok toksin bulunduğu için potansiyel olarak bebekte enomalilere neden olabileceği düşünülmektedir. Sigaranın içerisinde 3000’nin üzerinde toksin bulunmaktadır. Şimdi bu riskleri biraz daha istatistiksel bilgilerle ortaya koymak istiyorum.Düşük doğum ağırlığı nedenlerinin % 20-30’nun annenin sigara kullanımına bağlı olduğu düşünülmektedir. Genel olarak sigara kullanan annelerin bebekleri 200-250 gram daha düşük ağırlıkta ve 1 cm daha kısa doğmaktadır. Ayrıca doğum kilosu düşük olan bebeklerin kronik bir hastalığa yakalanma ve doğumdan sonraki ilk 1 ay içerisinde ölüm riski 40 kat artmaktadır. Doğum ağırlığındaki düşüş ile içilen sigara sayısı arasında direk bir bağlantı bulunmaktadır. Yani çok yaygın bir inanış olan 5 sigaranı zararı yoktur düşüncesi tamamen yanlış olup, sigaranın zararlı etkileri ilk sigara ile birlikte başlamaktadır. Gebeliğin ilk 16 haftasında sigarayı bırakan anne bebeklerinde doğum ağırlığı normal olmaktadır.Sigara içen gebelerde düşük ve erken doğum olasılığı 2 kat artmakta ve doğumdan sonraki ilk 1 yıl içerisinde ölüm riski artmaktadır. Doğumdan sonra 2-5. aylar arasında “ani ölümü” en önemli ölüm nedeni olup, sigara içen annelerin bebeklerinde bu içilen sigara sayısına bağlı olarak 2-6 kat artmaktadır. sırasında sigara bırakıldığı zaman doğum sonrası ölümlerinde %10 ve gebeliğin son dönemleri ile doğum sonrası erken dönemde kaybı riskinin ise %12 düzeyinde azalacağı tahmin edilmektedir. Gebelikte sigara kullanımın bir diğer önemi de bebeğin sinir sistemi gelişimi üzerindeki olumsuz etkileridir. Yapılan çalışmalarda doğum öncesi sigaraya maruz kalan bebeklerde hiperaktivite, dikkat eksikliği, heceleme ve okuma zorluklarınındaha sık olduğu görülmüştür. Yine bazı çalışmalarda bu bebeklerde entellektüel gelişimde yetersizlik ve bazı davaranış bozukluklarının daha sık olduğu gösterilmiştir. Bunun sonucunda dikkat eksikliği, okuma ve problemlerinin öğrenilmesi ortalama olarak 4-5 ay daha geç olmaktadır. Sigara içerisindeki karbonmonoksitin beyin proteinleri, DNA, noradrenalin ve seratonin konsantrasyonlarını azaltması, dopamin dolaşımını değiştirmesi ve nikotinin beyin oksijenlenmesini azaltmasının yukarıda sözettiğimiz etkilerden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Burun spreyinin en önemli avantajı ise sigarayı bırakmaya belirtileri hızlı bir şekilde hafifletmesi ve kilo alımının daha geç görülmesidir. Yani kilo alımını önlememekte, ancak daha geç ortaya çıkmaktadır.Sigaranın genel olarak sağlık üzerindeki olumsuz etkileri iyi bilinmektedir. Sigara kullanımı ile akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, mesane kanseri, mide-barsak kanserleri ve rahim ağzı kanseri gibi birçok hastalığın riskini ırdığı birçok çalışmada gösterilmiştir. A.B.D’de yılda 450.000 ölümden sorumlu nedenler arasında sigara da yer almaktadır. Ayrıca sigaranın neden olduğu hastalıklar nedeniyle yapılan harcamaların 157 milyar olduğu belirtilmektedir. Bu istatistikler sigaranın gerek sağlık, gerekse ekonomik açıdan ne kadar önemli bir sorun olduğunu net olarak göstermektedir. sırasında sigara kullanımının hem , hem de üzerinde çok önemli olumsuz etkileri bulunmaktadır. 4. Diğer tedaviler: Daha az kullanılmakla birlikte Klonidin ve Nortriptilin gibi ilaçlarda sigarayı bırakmak için kullanılmaktadır.5. Bilişsel-Davranışçı Tedaviler: Öncellikle sigara isteği uyandıran durumlarda sigara içilmemesi sağlanmalıdır. İçilen sigara sayısı tek tek kaydedilmeli ve sigaranın zararları her defasında hastaya anımsatılmalıdır. Sigara içilmesini teşvik eden nedenler ve çevresel etkenmeler mümkün olduğunca azaltılmalı ve hastanın sigara içmediği dönemdeki psikolojik etkilerini nasıl azaltabileceği konusunda verilmelidir. Sigara bırakma konusunda bir gün belirlenmeli ve bir eksersiz programına başlanmalıdır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada ise sigaraya maruz kalan bebeklerin daha hiperaktif olduğu, stressle başa çıkmada daha çok sorun yaşadıkları, daha az uyudukları, daha sık soludukları, sorunlarının daha sık olduğu, daha çok terledikleri ve daha sık ateşlendikleri gösterilmiştir. Sonuç olarak gebelikte sigaranın üzerinde doğum öncesi ve sonrası dönemde çok önemli yan etkileri bulunmaktadır. Genel olarak sağlık üzerindeki olumsuz etkileride gözönünde bulundurulduğunda sigara bırakmanın önemi açıkça görülmektedir. Burada direk olarak değinmemekle birlikte sadece aktif değil, pasif içicilikte aynı olumsuz etkilere yol açmaktadır. Gebelikte Sigara Bırakmanın Yolları dönemi ın sigarayı bırakma konusunda en motive olduğu dönemdir. Ancak buna rağmen birçok sigara bırakma konusunda başarısız olmakta veya hiç bırakma girişiminde bulunmamaktadır. Burada hekime de çok önemli görevler düşmektedir. Öncellikle sigaranın üzerindeki olumsuz etkileri hastaya detaylı bir şekilde anlatılmalı, hastaya sigarayı bırakma yolları konusunda verilmeli ve gerekirse bir psikiyatrist veya psikolog ile konsulte edilmelidir. Birçok hasta gebelikte 5 sigaranın hiçbir zararı omadığını düşünmekte ve yine birçoğu bu bilgiyi direk olarak bir hekimden aldığını belirtmektedir. Bu kesinlikle doğru olmayıp, daha önce de belirttiğim gibi sigaranın olumsuz etkileri ilk sigara ile birlikte başlamaktadır. Sigara bırakma yolları benim direk olarak alanıma girmediği için sadece başlıklar şeklinde verceğim:1. Sigara bırakmanın motive edilmesi: Bunun için hastaya sigrayı bırakmanın önemi ve sigaranın riskleri anlatılmalı, sigaranın bırakılması ile elde edeceği ekonomik çlar anlatılmalı ve gerekirse hasta belirli aralıklarla kliniğe çağrılmalıdır.2. İlaçlar: Bupropion SR (Zyban): Uzun dönemde sigara bırakma oranını 2 kat ırmaktadır. Tek başına veya nikotin replasman tedavisi (yapıştırma, sakız, sprey gibi) ile birlikte kullanılabilir.3. Nikotin Replasman Tedavisi: Bunun için yapıştırma, sakız, solunum yolu veya burun spreyi şeklinde alınabilir. Nikotin yapıştırma bantları sigarayı bırakma oranını 2 kat ırmaktadır. Yine yapılan çalışmalarda nikotin sakızlarının sigarayı bırakma oranını %30-80 ırdığı gösterilmiştir.

Yorumlar

KOKU HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

KOKU HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

Araştırmacılar deney hayvanlarında burundan aldıkları kök hücreler ile böbrek, karaciğer, kalp ve sinir dokusu geliştirmeyi başarmışlar. Bu çalışmalar şimdilik deneysel olarak yürütülüyor ancak gelecekte KBB Uzmanlarının koku bölgesinden diğer uzmanlık alanlarının isteği üzerine alacakları doku parçası çok işe yarayacak gibi gözüküyor. Bu yüzden burnumuza iyi bakmamız gerekiyor çünkü ileride bir doku bankası olarak da ona ihtiyacımız olabilir.
Bu durum tipik olarak koku alma yeteneğinin azalması ile birliktedir ve bu durumdaki hastalar güzel kokuları bile kötü kokular olarak yorumlarlar. Hayalet koku alma denilen antosmi ise olmayan kokuların alınmasıdır ki bu durum bir çeşit koku halusinasyonu olarak kabul edilir. Bu durum aralıklı ya da sürekli olabilmektedir.Koku ve kaybı arasındaki nasıl bir var?Koku kayıplı hastaların üçte ikisinde duyusunda da kayıp görülüyor. Bu çoğu kez azalması şeklinde oluyor ama bazen tam kaybı da olabiliyor.Koku hastalıklarının sebepleri nelerdir?Koku hastalıklarının en sık rastlanılan sebepleri kafa travmaları, geçirilmiş olan üst solunum yolu enfeksiyonları ya da burun ve sinüs hastalıklarıdır. Bu hastalıkların her biri yaklaşık aynı sıklıklarda görülmekte ve tüm koku hastalıkları sebeplerinin %60′ını oluştururlar. Kafa travmalarının %5′inde koku kaybı görülür.Koku hastalıkları nasıl edilir?Koku kaybı kaza veya darbeyi takiben hemen gelişmiş, tam koku kaybı oluşmamışsa tedaviden 1 yıl kadar sonra düzelmeler olabilir. Üst solunum nın viral enfeksiyonlarını eden koku kayıpları ise hastanın önemli bir şanssızlığıdır. Daha çok ileri yaşlarda görülür ve çoğu kez koku duyusunun azalması şeklinde kendini gösterir. Başka neler koku kaybına neden olur?Toksik madde ve dumanlara bağlı olarak gelişen koku kayıpları da vardır. Bazı kanser ilaçları ve radyoterapi de koku kaybı yapabilirler. Bazı beyin tümörleri, hipofiz tümörleri, beyin anevrizmaları gibi kafa içi hadiseleri koku kaybı ile kendilerini gösterebilirler.Psikolojik nedenlerle koku kaybı olabiliyor mu?Koku kaybı olmadığı halde koku alamamaktan yakınan hastalar da vardır. Koku kaybı yaşayan hastaların %20’sinde ise her hangi belirgin bir sebep ortaya konulamaz.Burun ve sinüs hastalıkları neden koku kaybına yol açıyor?Burun tıkanıklığı yapan tüm sebepler koku duyusu ile ilgili bozukluk yaparlar. Koku bozukluğuna en sık polipli sinüzitler ve alerjik nezle ve sinüzitler yol açar. Burun içerisindeki konka şişlikleri ve ileri derecede kemik eğiklikleri de koku bozulması yapabilir. Burun içi, kafa tabanı ve sinüs tümörlerinde de koku kaybı olabilir.Burun ve sinüs dışı hastalıklar dışında hangi hastalıklar koku kaybına neden olur?Koku kaybı gösteren hastaların üçte ikisinde depresyon belirtileri mevcuttur. Depresyonlu hastalarda koku duyumu azalması da söz konusudur. Hayattan zevk alamama, mutsuzluk hali, içine kapanma, özgüven azalması, hafıza azalması, yorgunluk gibi belirtiler görülebilir.Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarda koku kaybı ilk belirtilerden birisi olabilir. Hatta uygulanan koku testleri ile bu hastalıkların erken yakalanması konusunda çalışmalar yapılmıştır. Şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarda koku bozuklukları görülebilir. Bazı saralı hastalarda nöbet gelmeden önce bir öncü belirti olarak ortamda bulunmayan bir koku -sıklıkla yanmış lastik kokusu gibi bir koku -alınabilir. Bazı romatizmal hastalıklarda, şeker hastalığı, karaciğer ve böbrek hastalıkları ve tiroit bezi hastalıklarında koku duyusu değişimleri olabilir. Kulak burun boğaz dışı bazı kanserler de koku kayıpları olduğu saptanabilmektedir. Gebelikte yaşanan koku duyusu ile ilgili değişiklikler herkesçe bilinmektedir.Koku bozukluğu nasıl teşhis edilir?Koku kayıplı hastada olası genel sebepler sorgulandıktan sonra burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı gibi belirtiler sorgulanır. Bundan sonra burun içerisi ince ve açılı endoskopların yardımı ile incelenerek burun ve sinüs içerisindeki olası sebepler araştırılır. Burun tıkanıklığı yapan tüm sebepler koku duyusu ile ilgili bozukluklar yapabilir. Gereken durumlarda hastalardan sinüs tomografisi ve/veya beyin tomografisi istenilir. Gereken durumlarda hastalara koku alma testleri uygulanır.Koku testi nasıl yapılır?Bu testler ya çok ayrıntılı bir şekilde ince kokuları ayırt etme yeteneği ve düzeyini saptamak için çok değişik kokuların verilmesi ile ya da daha az hassas bir şekilde kaba kokuların verilmesi ile yapılır. Burada değişik kokular test materyalinin kazınarak koklanılması ile ya da kaleme benzer bir koku salıcısının koklanılması ile yapılır.Koku bozuklukları nasıl ediliyor?Koku bozukluklarının tedavisi altta yatan sebebin ortaya konulması ile yapılır. En yüz güldürücü burun ve sinüs hastalıklarına bağlı olan koku bozukluklarında olmaktadır. Burun içerisine uygulanan steroidli spreyler ya da tablet ya da injeksiyon yolu ile yapılan steroid tedavileri özellikle alerjik nezle ve sinüzitli hastalarda daha fazla üzere uygun hastalarda etkili olmaktadır. Ameliyat tedavisi özellikle polipli sinüzitli hastalarda uygulanan endoskopik sinüs cerrahisi ile koku bölgesinin açılması sağlanarak başarılı olmaktadır. Bazı çok ileri deviasyon gibi burun kemiği eğikliklerinde deviasyon ameliyatı gerekebilmektedir. Burun içi dokularının şişmiş olduğu alerjik nezle ya da burun damlası bağımlılığı gibi koşullarda ise yada radyo frekans yardımlı girişimler burun tıkanıklığını açarak azalmış olan koku işlevini düzeltebilmektedirler.Yeni yöntemleri mevcut mu?Çinko, östrojen ve A vitamini tedavilerinin etkisi tartışmalıdır. Koku kaybı ile ilgili geliştirilmekte olan fakat aşamasında yeni ilaçlar da söz konusudur.Koku kaybının edilemediği durumlar var mı?Eğer koku kaybı tam olarak ve koku sinirlerinin kaybı nedeniyle oluşmuşsa ne ık ki günümüzde belirgin bir şansı bulunmamaktadır.Koku kayıplarının ını nasıl etkiler?Çoğu hasta koku alma duyusunun değerini ancak onu kaybedince anlamaktadır.Koku duyusunu kaybeden kişilerde ı, zehirli dumanlardan, sızmakta olan gazlardan ya da yangına dönüşecek bir tencere dibi tutmasından koruyan bir uyarı sistemi çalışmaz. Yine kişiler arası ilişkilerde rol oynayabilen özellikli bir duyu olarak önemli olmasına karşın koku kayıplı hastalar en çok kalitelerinin ciddi bir şekilde düşmüş olduğundan yakınırlar.Koku kaybı olan kişilerin ında ne gibi sorunlar yaşanır?Koku kayıplı hastaların %73′ü pişirme güçlüğü, %68′i ruh hali değişiklikleri, %56’sı iştahta azalma, %50’si kötü yemekten, %41′i kendi kokusunu alamamaktan, %30′u ği sürekli yakmaktan şikâyetçi olmuşlar fakat sadece %8′i iş hayatlarında sorun yaşamaktan şikâyetçi olmuştur.Yaşa bağlı farklılıklar var mı?Koku kayıpları gençlerde daha çok klere yol açarken yaşlılardaki incinme endişesini arttırmaktadır.Ama bu grup hastada kokuları yanlış yorumlama da sıkça görülmektedir. Burun ve sinüs hastalıklarına bağlı koku kayıpları ise sıkça görülür, çoğu kez koku duyusunun azalması ya da zaman zaman azalması sonra düzelmesi şeklinde görülür. Bu hastalarda koku kaybı zamanla ve yavaş gelişir ve en iyi sonuçları bu grupta alınır.Koku kaybı geri döner mi?Koku duyusunun geri dönmesi yıllar sonra bile olasıdır ancak tam koku kayıpları genellikle geri dönmez.Doğuştan koku kaybı olabilir mi?Koku kayıplarının daha az rastlanılan diğer sebeplerinden birisi doğumsal koku kayıplarıdır. Burada adeta doğuştan bir koku körlüğü söz konusudur.Burun damlası kullanmak koku kaybına yol açar mı?Zararsız gibi görünen burun açıcı damlalar çok uzun süre kullanıldıklarında koku duyusunun azalmasına yol açabilmektedirler.
Koku kaybı cinsiyete göre değişiklik gösteriyor mu?Koku kaybı yaşayan bu durumdaki erkeklerden daha fazla şikâyetçi oluyorlar. Bu kokunun için çok daha önemli olmasından kaynaklanabilir ya da kokulu bir dünyayı erkeklere kıyasla daha anlamlı buluyorlar.Tam koku kaybı olan hastalar neler yapmalı?Tedavisinin günümüz koşullarında olanaklı olmadığı saptanmış koku kayıplı hastalar evlerinde yangın ve duman detektörü bulundurarak güvenliklerini sağlamalılar. Yine bu hastalar sigara içimini bırakmalılar. Yemeklerden alabilmeyi sağlamak açısından yemeklere ölçüsüne dikkat edilerek hardal, kırmızıbiber, ekşi ve acı soslar ilave edilebilir. Bu durumda uyarılmayan koku siniri yerine diğer sinirler uyarılmaktadır duyusu koku almanın ne gibi bir ilişkisi var? Tatların ayırt edilebilmesi için koku alınması gerekli. almayı sağlayan alıcı hücreler dilimizin belirli bölgelerinde bulunuyor. Tuzlu ve tatlı dilin ön kısımları da, ekşi yan kenarlarında, acı ise arka kısımlarında algılanır. duyusu da beyne koku duyusu gibi iletilir.Koku bozukluklarının üzerine ne gibi bir etkisi var?Koku bozuklukları duyusunu olumsuz etkilediğinden bazı sorunlarının olabileceği düşüncesi yapılan çalışmalarla doğrulanmadı.Kokunun davranışları üzerine etkisi nedir?Güzel bir koku kişiyi canlandırıyor, coşku, mutluluk, öz güven gibi iyi hissetme duyguları verebiliyor. Bazı kokuların yatıştırıcı, dinlendirici etkileri var. Kokusunu beğenmediğimiz bir yere bir daha gitmek istemiyoruz. Kokusu yüzünden yaklaşmak istemediğimiz hatta sırf bu yüzden görüşmekten kaçındığımız kişiler olabiliyor. Toplu taşıma araçlarında oturacağımız yeri bile çoğu kez bu duyumuz belirliyor.Çocuklukta çevremizde duyduğumuz korular ileri ki yaşantımızı etkiliyor mu?Kokunun ın anılarını canlandırıcı etkileri mevcut. En çok çocukluk yıllarında ve ev ortamında alınmış kokularla yeniden karşılaştığında güçlü bir hafıza canlanması oluyor.Kokular ını olumlu ya da olumsuz etkiliyor mu?Koku ile ilgili çalışmaların en karışık ve heyecan verici kısmı davranış ve duygular üzerine olan etkileri ya da bunun tam tersi olarak duygulanmalar sırasında koku duyumunun etkilenmesi üzerinedir.Araştırmacılar problemleri çözmekte olan gruplar üzerinde çalışmışlar. Çözüm öncesi lavanta kokusu verilen grup diğer farklı kokular verilen gruba kıyasla daha sakin ve hızlı bir şekilde ve daha az hata ile problemleri çözmüşlerdir. Uykusuzluk sorunu olan yaşlılarda da lavanta kokusu verilenler, uyku hapı alanlardan daha erken uyguya dalmış ve daha uzun uyumuşlardır.Koku ile ilgili meslekler var mı? ve şarap üretiminde çalışan ve ürünleri denetleyen koku alma hassaları gelişmiş kişilere bu camiada kısaca “burun” denilir. Bu “burunlar” yıllar içerisinde yetişir ve koku ayırt edebilme yetenekleri ortalamanın çok üzerine çıkmıştır. Burada kalıtsal bir eğilim de söz konusu olabilir. Babadan oğla aktarıldığı sıkça görülür.Bu tür kişilere en yapmalarını önerirsiniz?Bu tür meslek mensupları burunlarına gözleri gibi bakmak zorundadırlar. Ağır sigara alışkanlığı koku duyusu üzerine olumsuz etkili olduğu unutulmamalıdır. Koku kaybı şanssızlığına uğrayan bu meslek mensupları ık çalışamazlar. Bunun istisnası aşçılarda görülmüştür. Deneyimli bir şef tariflerini harfiyken uygulayarak çalışmasını sürdürebilmektedir. Koku duyusunu nasıl gelişir?Her ın koku alma yeteneği farklıdır. Fakat bunun geliştirilmesi olanaklıdır. Koku eğitimi bebeklikten başlar. Annesinin ve babasının kokusu bir için kokunun mutluluğa çıkardığı yolun başlangıcıdır. Koku molekülleri ağırdır ve bu yüzden yere yakındır. Çimenlerin üzerinde, bitkilerin arasında ve toprağa yakın çok ilginç kokular vardır. Emekleyen bir için bir koku cenneti yaratmak olanaklıdır. Kokunun ince nüanslarla ayırt edilmesi çok seçici ve yüksek bir işlevin sonucudur. Ama toplumsal anlamda hep bunun tersi işlenmiştir insanlara. Örneğin çevresindekileri özellikle yemekleri koklayıp duran bir çocuğa aileler yeni bir koku keşfediyor olmasını kutlayacakları yerde bunun kibar bir hareket olmadığını söyleyerek tekrarlamamasını isterler. Böylelikle evrimsel olarak zaten körelmiş bir duyu toplumsal olarak da bastırılmış olmaktadır.Koku duyusunu özel bir eğitimle geliştirmek mümkün mü?Beyin her zaman algılama duyarlığına sahiptir ve kokuya açık olursanız yani onu arar bulursanız koku ayırt etme yeteneğinizi geliştirebilirsiniz. Her bir burun deliği kokuları farklı saptayabilir. Bu neden iki burun deliğine sahip olduğumuzu açıklayabilir. Beynin duyuları stereo aldığı bilinmektedir. Her bir koku molekülünün kendi reseptörüne ulaşmasını kolaylaştırmak adına iki taraflı koku alma alışkanlığını geliştirmek önerilebilir.Koku duyusunun, diğer dört duyudan farkı nedir?Koku dışında başka hiç bir duyu çalışırken beynin başka bir işini engellemez. Örneğin bakarken konuşabiliriz ya da düşünebiliriz, dinlerken okuyabiliriz. Oysa koklarken konuşamayız. okurken odaya verilen kokuyu alamayız. Bu yüzden koku duyumuzu en iyi kullanmak istediğimizde çevresel faktörlere dikkat ederek tüm dikkatimizi koku almaya vermemiz gereklidir. Bir koku çeşidi bir kez öğrenildiğinde kolay kolay unutulmaz.Koku duyusun cinsellikle ilişkisi var mı?Araştırıcılar koku ile arasındaki ilişkiyi çalışırlarken “feromon” adını verdikleri bir maddeyi buldular. Bu kelimenin kökeni eski Yunancada “ferein: geçirmek, aktarmak ve “hormon: heyecan kelimelerinden geliyor. Feromonlar salgılandığı aynı türün canlılarını etkilemekte ve çoğu canlıda burun boşluğu orta bölmesindeki bir yerden algılanılarak beyine iletiliyor.Bazı araştırmacılar burun içerisindeki bu bölgeyi 6.duyu olarak tanımlıyorlar. Bununla birlikte bu bölgenin işlevleri hala kesin olarak anlaşılamadı.Kokular cinsel ımızı nasıl etkiliyor?Kraliçe arıdan tutun yengeçlere varıncaya kadar çok değişik canlı türünün feromon salgılayarak kendi bölgelerini işaretledikleri düşünülüyor. Feromonların davranışları üzerine olan etkileri incelendiğinde ilginç sonuçlar çıktı.Örneğin bir çalışmada yatılı okullarında kalanların adet zamanlarının aynı günlerde olduğu saptandı. Eş seçiminde koku ve ten uyumunun önemi çok eskilerden beri konuşulmaktadır. kullanımın çekicili arttırdığı herkesçe biliniyor. Sadece ABD’de ünlü bir markasının yıllık cirosu 6 milyar .Koku bozukluğu tedavisini gelecekte nasıl olacak?Koku kayıplarının tedavisinde kök hücre ile onarımlar önemli bir rol oynayabilir. Koku bölgesi çok değişik amaçlarla bir kök hücre temin etme yeri olabilir. Koku duyusunun tam olarak aydınlatılması beynin nasıl çalıştığını anlamak açısından çok yararlı olacaktır. Koku ile ilgili bilgilerimiz arttığında nasıl yaşadığımıza dair bilgiler de elde etmiş olacağız.Burundaki koku bölgesi bir kök hücre yatağı mı?Araştırmacılar hiç beklemedikleri bir yerde erişkindeki koku bölgesinde bol miktarda kök hücre bulunduğunu saptadılar. Daha önceleri bu hücrelerin sadece kemik iliği ve beyinde bulundukları düşünülmekteydi. Kök hücreler bilindiği gibi son yıllarda organ nakilleri ve organ onarımları için kullanılıyor.
Koku hastalıkları 5 ayrı grupta tanımlanabilir. Bunlardan anosmi denilen tam koku kaybında hasta hiçbir kokuyu alamaz. Dr. Erhun Şerbetçi yazdı;Diğer adı hiposmi olan koku azalması (ise kokuya karşı duyarlılığın azalması ve bazı kokuları ayırt edememe durumudur. Hiperosmi denilen koku bozukluğunda ise kokuya karşı bir hassasiyet ışı söz konusudur. Parosmi ise ortamdaki kokuların olduklarından farklı algılanmaları anlamına gelir.

Yorumlar

diyetler

diyetler

Diyetleri uygularken dikkat etmeniz gereken en önemli kural sabır ve sebattır.Diyetleri uygularken sabırlı olmalı ve kendinize başarısız olduğunuzu söyleyerek işkence etmekten kaçınmalısınız.Diyetler kişiye özel olarak hazırlanmalıdır, kesinlikle bir başkası için hazırlanmış bir program sizin için yararlı olacak diyemeyiz.Hatta bilinçsiz bir şekilde yapılan diyetler sizi kötü bir şekilde etkileyebileceğinden, sağlığınıza zarar verebileceğinden bu tür diyetlere karşı çok dikkatli olunuz.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Yeteneğinizi geliştirmenin yolları sandığınızdan daha kolay

Diplomanız size ne kadar okulunuzun bittiğini söylese de, iyi , zihninizi geliştirmenin bir yaşı, bir zamanı yok. Şimdi ev ödevinizi kendiniz seçeceksiniz.
Read the rest of this entry »

Yorumlar

Kadın Sağlığı

ve sigara kullanımı gebelere tavsiyeler
Sigaranın genel olarak sağlık üzerindeki olumsuz etkileri iyi bilinmektedir. Sigara kullanımı ile akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, mesane kanseri, mide-barsak kanserleri ve rahim ağzı kanseri gibi birçok hastalığın riskini ırdığı birçok çalışmada gösterilmiştir. A.B.D’de yılda 450.000 ölümden sorumlu nedenler arasında sigara da yer almaktadır. Ayrıca sigaranın neden olduğu hastalıklar nedeniyle yapılan harcamaların 157 milyar olduğu belirtilmektedir. Bu istatistikler sigaranın gerek sağlık, gerekse ekonomik açıdan ne kadar önemli bir sorun olduğunu net olarak göstermektedir. sırasında sigara kullanımının hem , hem de üzerinde çok önemli olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

GÜL MODAYA GİRİŞ http://gul-moda.blogspot.com/

Yorumlar

GÜL MODAYA GİRİŞ http://gul-moda.blogspot.com/

Yorumlar

HAYATIMDAKI 20 RASTGELE SEY

Munevver teyze beni sobelemis. O’nun yazdiklarini sabah aceleyle okudum ama yorum bile yazacak vakit bulamadim. Bu 20 rastgele sey aklima gelen 20 sey mi olacak emin degilim ama ben oyle varsayip yazayim.

1. Iftara kac saat kaldi? Izgara kofte de ne . Allaha sukur ne sansliyim ben ya. Yanina piyaz yetisir mi ki?
2. Yusuf gelene kadar uyusam mi azicik, piyazi unutup?
3. Onumuzdeki gunlerde girecegim sinavlar belki de ben farkinda olmadigim halde hayatimin akisini degistirecek. Allahim onceden bir goz atsam ileride ne olucam, mumkun mu acaba?
4. Soydan’in yazdigi gibi biz acaba hic Turkiye’ye donmesek mi? Burasi yasamak icin hakikaten o kadar bir yer mi? Niye burnumda tutuyor ki yeni de gittim.
5. Dantel iplerime bir kavussam, uyumayacagim dantel yapacagim, soz.
6. Mudurumun dedigi gibi gercekten ben cok gencim de, o yuzden mi ( hayati) bana adil gelmiyor?
7. Ben buraya yerlesirsem, annem kalpten gider herhalde. Yerlesmezsem, beni kimbilir daha neler bekliyor. Off ben de tam alismistim buraya. Kendi dunyamda yuvarlanip gidiyordum iste.
8. Acaba Gatineau’da nasildir simdi? Iyi ki haftasonu gidecegiz. ( cektigim fotograflari sizlere de gosterince anlayacaksiniz).
9. Ben aslinda, bir dantelci acsam, isi filan bosversem de sadece mutlu olsam. Yoksa bu donemlik bir heves mi benim icin, gececek mi sonra?
10. Ben bu dersleri niye aliyorum ki, soyle sakin sakin bir gecirmek varken, bu telasim niye. Bir rahat haftasonu bile yok.
11. Evi bir temizlesem, cikardigim kisliklari yerlestirsem, yazliklari kaldirsam. Ev piril piril olsa , camasirlar utulense de ben de mutlu olsam ama yok ben zaten bu isleri bitirene kadar bizim ev gene kirlenir, gene camasir sepeti . Ne nankor sey bu ev temizligi.
12. Keske simdi annemin yeni evinde olsam, annem kaldirsa sahura. Cayi demlese sicacik, pencereden baksam denize. Caminin isiklari gozumu alsa. Yusuf da sagolsun cok cay demler de, o , o sahil bir baskadir eminim ki.
13. Umutcan’in sonu ne olacak? Bu cocuk profesoru olacak sonunda bu gidisle. Olsa ne yazar, Turkiye’de bir universiteye saplanip kaldiktan sonra. Ben dedim dinlemedi ki, hayatta hersey degil ama parasiz da karin doymuyor bu devirde. Off of arkadan Basak’im da gelir, biraz tembellik yapiyormus bu aralar. hep diyorum, derslerinizi saglam tutun, su an elinizde baska bir sey yok, tek anahtar o ama …
14. Soyle bir kis gelse, lapa lapa karlar hic durmasa. Kar 2 metreyi gecse, kayak pistleri hic buz olmasa. Her hafta kayaga gidebilsek, kafami gozumu yarmadan bir hos kis daha gecirsem. ( Ya duz yolda yururken, ya buzpateni yaparken ya da kayakta basima bir gelecek diye her sene korkuyorum ama korkunun ecele faydasi yok deyip hepsinin tadini cikartiyorum)
15. Araba sinavina hala giremedim ki, acaba ikidir iptal edilmesinde bir hikmet mi var, basima bir mi gelecek? Ben bu araba ehliyetini alayim, sonra da yaza bir de motorsiklet kursuna gideyim, Yusuf’u motorun arkasina alsam, dumduz yol, saatlerce gitsek sicaginda. Hayal di mi hepsi bunlarin? ( Bu arada goruyorsunuz motoru da kaptim, Yusuf’u da arkasina attim.)
16. Isinlanmayi icat etseler de ben de sadece ruyalarimda Ottawa- Turkiye yapmak zorunda kalmasam. Cok inandirici da oluyor bu ruyalar, sonra uzuluyorum.
17. Gitmek istedigim o kadar cok yer var ki, hangisinden baslasam? Bu kis bir Meksika yapabilsek, yaza da Kanada’yi uctan uca gorsek. Kisa insallah Amine Nuran teyzeyi de evine kadar gidebilip gorsem. Sonra oradan donuste ‘a ugrasak. Bir dahaki seneye de Avustralya’ya teyzeme gitsem. Ben en iyisi once bir banka soysam. Piyango da alamam ki, zengin olayim birden.
18. Iftardan sonra cay bardaklari avucumuzda, kanepeye karsilikli kivrilip tv seyretsek basbasa. Simdi Yusuf olsa derdi ki ” Bu dedigin olmaz Serra, cunku sen iki de bir gidip sevgililerini(elisi siteleri) geziyorsun, o bitiyor gazetelere geliyor sira. Bu interneti kestirsem ancak bir rahat edicez de”.
19. Bu listenin sonu gelir mi, zaten acim, iftara bir saat kalmis, kafama artik oksijen gitmiyor kesin, durmus galiba. Bugun yerinde millete “Ogleden sonra beynim kapalidir. Lutfen onu kullanmam gereken sorularinizi, emaille gonderin, yarina sabah gelince cevaplarim” demekte hakliyim. Demin arkadasa yazdigim emailde, sen en iyisi kendini git hastaneye teslim et yazmisim.( Cok yakin bir arkadasim, kendi arkadaslarini iftara etmisti gecen gun. Saglamlar mi hala, olen kalan var mi, ulasabildin mi hepsine diye yazmistim da.)
20. Allaha sukur bu gunleri de gordum, 20′ciyi yaziyorum. Ben simdi kimi sobelesem acaba? Himm, kafam calismiyor ki isim gelsin aklima. Gokten dusen uc elmayi kim yakalarsa artik.

Read the rest of this entry »

Yorumlar (10)

eXTReMe Tracker