İDRAR YOLLARINDA TAŞ OLUŞUMU NASIL OLUR ?

İDRAR YOLLARINDA TAŞ OLUŞUMU NASIL OLUR ?
Ani başlangıç gösterir ve hasta rahatlamak için sürekli bir pozisyon arar durumdadır.Bulantı ve kusma: Ağrıyla birlikte böbrekler ile barsaklar arasında bulunan refleks sistem uyarılmakta ve buna bağlı olarak çoğunlukla bulantı, bazen de kusma görülmektedir.İdrarda kanama yada renk koyulaşması: Bu bazen hastanın idrarının koyu kırmızı, kan şeklinde olabileceği gibi bazen de yalnızca hastanın her zamanki idrarından daha koyu renkli bir idrar çıkarması şeklinde olabilir.İdrar yolu taş hastalığı kimlerde daha sık ortaya çıkar?-Bayanlara göre 2-3 kat daha fazla üzere erkeklerde -Tüm dünya ülkelerinde ve tüm iklim koşullarında ortaya çıkmakla birlikte ve fazla güneş alan coğrafik bölgelerde yaşayanlarda -Doğuştan böbrek yada idrar kanalında anatomik bozukluğu olanlarda-Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerde-Özellikle tek tip diyetle beslenenlerde (kalsiyum ve oksalattan zengin diyet)-Çeşitli ameliyatlar yada iltihaplar sonrası idrar nın herhangi bir bölgesinde darlık gelişen hastalarda-Ailesinde ve/veya yakın akrabalarında taş hastalığı olanlarda (%25 vardır)-Uzun süreli yatağa bağımlı kalan yatalak hastalarda-Sedanter ı olanlarda (daha çok masa başı iş yapanlarda)-Çeşitli ortopedik bozukluklarına bağlı hareket kısıtlılığı olanlarda-İdrar yolunu daraltacak şekilde prostat büyümesi olanlarda-Aşırı terleyen şahıslarda- yer yada iklimlerde yaşayanlarda (ülkemizin güney ve güneydoğu bölgesinde yaşayanlarda)-Yeterli sıvı alamayan yada yeterli idrar çıkaramayan hastalarda-Çeşitli metabolizmasını ilgilendiren hastalıkları olanlarda-Uzun süreli, çeşitli ilaç kullananlarda-Diyetle aşırı hayvansal protein (özellikle kırmızı et) ve karbonhidrat tüketenlerde-Çeşitli hormon bozukluklarında (aşırı parathormon düzeyine sahip hastalar gibi)-Vitamin D metabolizma bozukluğu olanlarda-Çeşitli iyonların idrarla aşırı atılımı saptanan hastalarda (kalsiyum, ürik asit gibi)-Çeşitli sistemik hastalıkların yada takipleri sırasında (gut yada AIDS hastalığı gibi)-İdrar yolunda herhangi bir şekilde bir defa taş hastalığı oluşanlarda idrar yolu taş hastalığı daha sık görülmektedir.İdrar nda taş nasıl oluşmaktadır?Normalde vücuttan atılan idrarın içerisinde çeşitli maddeler belli konsantrasyonlarda bulunmaktadır. Bu maddelerin bir kısmı taş oluşumunu ırmakta, bir kısmı ise azaltmaktadır. İdrar nda taş oluşumunu ıran maddelerin yoğunluğu arttığında yahut taş oluşumunu önleyen maddelerin idrarda yoğunlukları azaldığında taş ortaya çıkmaktadır. Bu maddeler başlangıçta küçük kristaller halinde birbirine tutunurlar. Bu kristal parçaları içinde çeşitli maddelerin çökeltileri bulunmaktadır (kalsiyum, oksalat, ürik asid, sistin gibi). Böbrek içerisindeki küçük havuzcuklarda başlayan bu kristaller daha sonra bir araya gelerek birbirleriyle birleşmekte ve giderek büyüyerek taş haline gelmektedir. Oluşan taş çok daha küçük halde iken böbrek ve idrar ndan bol idrar ile atılabilmektedir. Atılamadığı bazı durumlarda ise giderek büyüyerek böbrek fonksiyonlarına zarar verebilmektedir. İdrarda taş oluşumunu sağlayan kristaller nasıl oluşur?İdrar nın herhangi bir bölgesinde darlık varsa idrar rahat akamayacaktır. Durağan, akışkanlığı bozulmuş, birikmeye meyilli idrar içerisinde kristaller birikebilmektedir. İşe yaramayan, ölü doku ıkları yada bakteri hücresi ı gibi yapılardan oluşan ve “nükleus” adı verilen maddelerin bulunması da kristalleşmeye yol açacaktır. İdrar asiditesi oldukça önemlidir. Asiditeyi idrardaki pH ölçülerek bakılmaktadır. Normalden aşırı alkali idrarda kalsiyum ve magnezyum kristalleri çökerek taş oluştururken aşırı asidik idrarda da ürik asit kristalleri çökerek taş oluşturmaktadır. Vücuttan atılan idrar miktarında azalma olduğunda idrarda yine kristaller oluşmaktadır. Bu yetersiz sıvı alımı ile yada aşırı terleme gibi sıvı kayıpları oluşmaktadır. İdrarda taş oluşumunu tetikleyen temel faktörler nelerdir?1. Diyetle birlikte aşırı miktarda aşağıdaki ürünlerin alınması:- Sodyum : Aşırı tuzlu yiyen, her yemekte elinden tuzluğu düşürmeyenlerde, hazır çorbalarda, hazır sebzelerde, fast-food olarak isimlendirilen ayak üstü atıştırma tarzında yenilen yiyeceklerde (tost, sandiviç, hamburger) yada aşırı tuzdan zengin içeceklerle beslenenlerde (şalgam ve turşu suyu gibi)- Oksalat : Kola, ıspanak, pancar, kakao tozu, çikolata, yeşil yapraklı bitkiler, çerez ürünleri (özellikle fıstık), koyu çay, aşırı çay ve aşırı kahve alışkanlığı olanlarda- Kalsiyum : Süt, yoğurt, peynir ve dondurma gibi tüm süt ürünleri, fasulye, sardalya, çikolata, brokoli ve beyaz ekmek gibi kalsiyumdan zengin diyetle aşırı ve sürekli beslenenlerde- Karbonhidrat : Aşırı un ve unlu mamulleri tüketenlerde taş hastalığı oluşumu çok daha kolay olmaktadır. 2. Yetersiz sıvı alanlarda : Gk sıvı alımı (su, çay, çorba, ayran vs. içecekler) 1-1,5 lt’nin altında olanlarda taş daha sık oluşmaktadır. 3. Yetersiz miktarda diyette turunçgil tüketimi: Portakal, limon, mandalina gibi turunçgilleri az tüketenlerde yada hiç tüketmeyenlerde taş daha kolay meydana gelmektedir. Bu ürünlerin içlerinde bulunan “sitrat” isimli madde, taş oluşumunu azaltmaktadır. Buna karşın yapılan çalışmalar göstermiştir ki; greyfurt suyunu aşırı tüketenlerde taş oluşma riski artmaktadır. 4. Güneş ışınları: Aşırı derecede güneş ışınlarına maruz kalma durumu da idrarda kristallerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. İdrar nda taşlar niçin oluşur?Çevresel faktörler sonucu: Özellikle güneş ışığına fazla maruz kalanlarda, iklimde yaşayanlarda idrar yolu taşları oluşmaktadır.Diyet: Diyetle birlikte aşırı sodyum (tuz), oksalat (kola, yeşil yapraklı bitkiler, çerez, koyu çay ve aşırı kahve), kalsiyum (aşırı derecede süt ve süt mamülleri) alanlarda taş oluşmaktadır. Buna karşın diyetle az miktarda turunçgillerin (portakal, limon, mandalina) alınması da taş oluşumu riskini ırmaktadır.İdrarla aşırı kalsiyum atılımı: Bazı hastalar idrarla birlikte aşırı miktarda kalsiyum atarlar. Barsaklardan kalsiyum emiliminin ışı idrarla atılımını da kolaylaştıracaktır. Buna ilaveten kana aşırı kalsiyum salgılatan ve boyunda yerleşik olan paratiroid bezinin aşırı çalışması (hiperparatiroidi) yada böbreklerden kaynaklanan aşırı kalsiyum atılımı sonucu da idrara aşırı kalsiyum geçmektedir.İdrarla aşırı ürik asit atılımı: Gut yada kanser kemoterapisi gören hastalarda aşırı protein yıkımı sonrasında idrarla ürik asit atılımı artmakta ve bu grup bireylerde idrar yolu taşları görülmektedir.İdrarla aşırı oksalat atılımı: Genellikle oksalattan zengin diyetle beslenenlerde idrarla atılan oksalat artmakta bu da taş oluşumunu sağlamaktadır.Bir defa taş oluşmuş ise (bu taşı düşürmüş olsanız bile) bunun tekrar edebileceği hatırdan çıkarılmamalı ve periyodik olarak mutlaka muayene ve kontroller ile hastalığın durumu edilmelidir.
Taş hastalığına çoğunlukla idrar yolu iltihapları da birliktelik göstermektedir. Halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, uykusuzluk: Bunlar çoğunlukla hastanın çektiği şiddetli ağrı sonucu oluşmaktadır.Unutulmamalıdır ki; böbrek ve idrar yolu taşlarının bir bölümü tamamen hiçbir belirti vermeksizin bulunmakta ve zamanla böbrek fonksiyon kaybına yol açmaktadırlar.İdrar yolu taş hastalığının teşhisinde hangi laboratuar yöntemler kullanılmaktadır?İdrar yolu taş hastalığının teşhisinde rutin idrar analizi oldukça önemli vermektedir. İdrarda mikroskop altında kan hücreleri “eritrositlerin” görülmesi anlamlıdır. Yine taşa eşlik eden iltihap olup olmadığı da yine rutin idrar analizi yada idrar ü ile ortaya çıkarılabilmektedir.Taş hastalığının oluşma sebeplerini araştırmada hastalardan 24 saat boyunca idrarlarını biriktirmeleri istenmektedir.İdrarla aşırı sistin atılımı olanlarda: Sistin bir protein metabolizması ürünüdür. İdrarla aşırı sistin atılımı görülenlerde de sistin taşları oluşmaktadır.İdrarda yetersiz sitrat bulunması: Sitrat taş oluşumunu önleyen bir maddedir. Turunçgillerin içerisinde bol miktarda bulunur. İdrarda yetersiz miktarda sitrat bulunduğunda taş oluşum riski artmaktadır.Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu: Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olanlarda taş hastalığı daha sık oluşmaktadır.Doğuştan görülen bozukluklar: İdrar kanalının doğuştan tıkanıklıklarında, idrar akımının zayıfladığı durumlarda daha sık taş oluşmaktadır.Sonradan oluşan ve çeşitli nedenlere bağlı oluşan bozukluklarda: Prostat büyümesi, idrar kanalının herhangi bir yerinde darlık yada tıkanıklık gibi sonradan oluşan bozukluklarda da taş oluşum ihtimali yüksektir. Taş oluşumunu önleyen maddeler nelerdir?- Sitrat- Magnezyum- Pirofosfat- Glikozaminoglikanlar- Tamm-Horsfall proteinleri- NefrokalsinHangi hastalarda, oluşan taşların yeniden tekrar etme riski yüksektir?- Daha önceden taş hastalığı olanlarda: Herhangi bir şekilde taş düşüren, taş kırdıran veya taş yüzünden ameliyat olanlarda yeniden taş tekrar etme riski yüksektir).- Birden fazla sayıda taşı olanlarda: İdrar nda oluşan taş sayısı ne kadar fazla ise yeniden taş oluşma riski de o kadar yüksek olacaktır.- Erken yaşta taş görülenlerde : İdrar nda oluşan taş ne kadar erken yaşta oluşursa bundan sonra tekrar etme riski de o kadar yüksek olacaktır.- Ailesinde idrar yolu taş hastalığı olanlarda: Anne, baba, kardeş gibi öncelikli akrabalar başta üzere akrabalarında taş hastalığı olanlarda idrar yolu taş hastalığı daha sık görülecektir.- Çeşitli tıbbi hastalığı bulunanlarda: Gut, paratiroid bezi bozuklukları, kanser kemoterapisi gibi bir dizi hastalığı bulunanlarda daha sık taş görülecektir.Taşların kimyasal içerikleri nelerdir?Kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat : %73Strüvit (iltihaplar sonrası oluşan taş): %15Ürik asit : % 8 Sistin : % 3Diğer taşlar : % 1Taş hastalığının belirtileri nelerdir?Ağrı: Bulunduğu yere göre değişen özelliklerde ağrı oluşmaktadır. Genellikle boşluk olarak adlandırılan, kaburgaların altından başlayıp sırttan öne, kasıklara doğru vuran şiddetli ağrı şeklindedir. Daha çok sancı şeklinde olup hastayı kıvrandıracak kadar şiddetlidir. Doğum yapmış bayanlar ağrının “doğum sancısından daha kötü bir sancı” olarak tarif etmektedirler. İdrar yolları şikayetleri: İdrar yaparken yanma, sızlama, sık idrara çıkma, gece idrara gitmek için uyanma, acil idrara çıkma, tuvalete gidince az idrar yapma yada hiç idrar yapamama gibi idrar yolu şikayetleri olabilmektedir. Böbrekten başlayarak idrarın atıldığı son noktaya kadar üriner sistemin herhangi bir yerinde taş oluşmasıdır. İdrar yolu taş hastalığı hangi yaşlarda ortaya çıkar?Erken çocuklukluk döneminden başlamak üzere tüm yaş gruplarında idrar yolu taşları görülebilmektedir. Taş hastalığı tekrar eden bir hastalık mıdır?İdrar yolu taş hastalığı yapılan çalışmalar ile ortaya konulmuştur ki tekrar edebilen bir hastalıktır. Bir ın böbreğinde yada idrar nda herhangi bir zamanda bir defa taş oluşmuş ise:- Aynı yıl içinde yeniden taş oluşma ihtimali : %10- Beş yıl içinde yeniden taş oluşma ihtimali : %50 ‘dir. Bu idrarda çeşitli parametrelere bakılmaktadır.Kanda bakılan biyokimyasal tetkikler ile taş hastalığının oluşum sebepleri hakkında önemli edinilmektedir. Damardan alınan kanda taş hastalığını araştırmak için hangi parametrelere bakılmaktadır?Bu maksatla damardan alınan kanda; - üre, kreatinin - sodyum, potasyum, kalsiyum - klor, fosfor, magnezyum, ürik asit- parathormon- vitamin D2 ve vitamin D3 düzeylerine bakılmaktadır.24 saatlik idrar niçin biriktirilmektedir?İdrar yolu taş hastalığının sebebinin araştırılması için gerekli bir yöntemdir.24 saatlik idrar nerede, nasıl, hangi kapta biriktirilmektedir?Doktor istem kağıdı ile bunun için laboratuara başvurduğunuzda size idrar biriktirme kabı verilecektir. Sabah uyandığınızda ilk idrarınızı tuvalete yaptıktan sonra gün içindeki tüm idrarlarınızı bu kabın içine yapmanız gerekmektedir. Ertesi sabah uyandığınızda ise ilk idrarınızı bu kabın içine yaparak en kısa sürede laboratuara ulaştırmanız gerekmektedir. Gün içerisinde biriktirmiş olduğunuz idrarlarınızı +4 derecede saklamanız ideal olanıdır.24 saatlik idrarda idrar yolu taş hastalığının araştırılmasında hangi parametreler değerlendirilmektedir?24 saatlik idrar miktarı, sodyum, kalsiyum, ürik asit, sitrat, oksalat gibi çeşitli parametrelere bakılmaktadır.İdrar yolu taş hastalığının araştırılmasında hangi radyolojik yöntemler kullanılmaktadır?Bu maksatla direkt üriner sistem grafisi, ultrasonografi, “renkli film” olarak arasında bilinen kontrast madde aracılığı ile çekilen IVP (intravenöz piyelografi), bilgisayarlı tomografi yada retrograde ürografi gibi çok çeşitli radyolojik yöntemler kullanılarak böbrek yada idrar ndaki taş görüntülenmeye çalışılmaktadır.İdrar yolu taş hastalığının tedavisi nedir?-Yeni taş oluşumunu önlemek -Oluşan taşları ilaçla etmek-İlaçla atılamayan taşlar için ameliyat uygulamak- alışkanlıklarını değiştirmek (bol su içmek, yapmak, az tuzlu , sınırlı kalsiyumdan zengin yiyeceklerle beslenmek)Yeni taş oluşumunu önlemenin olmazsa olmaz şartları ?Taş hastalığı tekrar edebilen bir hastalıktır. Bir defa taş oluştu ise 5 yıl içinde %50 ihtimalle yine oluşacaktır. Bu yüzden idrarla ilgili en ufak bir şikayet yada şüpheniz olduğunda hemen, hiçbir şikayetiniz olmasa bile en geç 6 ayda bir mutlaka ürologunuzla görüşünüz. Bol egzersiz ve hareketli bir stili benimseyiniz. Akşama kadar masa başında, akşam evde oturarak sürdürdüğünüz taşların yeniden oluşması için çıkarılmış açık davetiyedir.Bol bol su içiniz. Gk yaklaşık olarak 3 litreye yakın su içmeye çalışınız. Unutmayınız ki; sudan ucuz, kolay, zahmetsiz ve masrafsız başka bir ilaç yoktur. Su’dan sebeplerle su içmeyi sakın ihmal etmeyiniz.Güneş ışınlarına aşırı maruz kalmayınız. Bu nedenle özellikle aylarında öğlen saatlerinde direk güneşle temas edecek şekilde açık alanlarda dolaşmayınız, aşırı sıcakta terlemeyiniz.Yemeklerinize ne kadar az tuz katarsanız o kadar taş oluşum riskini de azaltabilirsiniz. Bu nedenle sofranızda tuzluk bulundurmayınız, tuzlu gıda ve içeceklerden uzak durunuz (tuzlu çerez, cips, turşu ve şalgam suyu gibi). Kola güçlü bir oksalat kaynağıdır. Oksalat ise taş oluşumunu sağlayan öncül bir maddedir. Bu nedenle koladan uzak durunuz.Koyu çay ve aşırı kahve içmeyiniz. Bunlar da taş oluşturmaktadır.Tekrarlayan idrar yolu iltihaplarınız varsa mutlaka ürologla görüşüp ettiriniz. Zira tekrarlayan iltihaplar taş oluşumuna zemin hazırlamaktadır.Ailenizden herhangi bir bireyde idrar nda taş saptandı ise şikayetiniz olmasa da kendiniz kontrol ettirmeniz faydalı olacaktır.Kalsiyumdan zengin gıdaları aşırı tüketmeyiniz (Süt, yoğurt, peynir ve dondurma gibi tüm süt ürünleri, fasulye, sardalya, çikolata, brokoli ve beyaz ekmek).Oksalattan zengin gıdaları aşırı tüketmeyiniz (Kola, ıspanak, pancar, kakao tozu, çikolata, yeşil yapraklı bitkiler, çerez ürünleri (özellikle fıstık), koyu çay ve aşırı kahve)Diyetle birlikte turunçgilleri aşırı olmamak kaydıyla almaya çalışınız (portakal, limon, mandalina gibi).Hazır sebze ve çorbalar, hazır , fast-food ürünleri (sandiviç, tost, hamburger, peynirli pizza vs.) gibi hazır ürünlerden uzak durunuz.Kırmızı et tüketimini orta derecede sınırlayınız asla aşırı derecede tüketmeyiniz.Taş kırma aletinin çıktığından bu yana 26 yıl boyunca, milyonlarca üzerinde yapılan uygululamalar ve binlerce üroloji merkezinden elde edilen tüm tıbbi veriler ışığında böbrek üzerinde ciddi ve kalıcı bir zarar vermediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Taş kırma tedavisi sırasında ve sonrasında nadir de olsa hangi problemler olabilir?- Ağrı- İdrar yolu iltihabı- Dökülen taşların idrar kanalını tıkamasıBunun dışında tansiyon yüksekliği, kanama gibi problemle oldukça nadir görülmektedir. Normal filmlerde görülmeyen taşlara, taş kırma tedavisi uygulanabilir mi?Taşların %90’a yakını normal filmlerde gözükürler. Buna rağmen kalan bölümü normal filmlerde gözükmediği için taş kırma aleti taşa odaklanamayabilir. Bu noktada taş kırma aletinin özellikleri önem arz etmektedir. İyi bir taş kırma makinası ile çabuk ve etkili sağlanabilir. İyi özelliklerdeki bir taş kırma cihazına rağmen görünemeyen taşları ultrasound eşliğinde kıran özel cihazlar da bulunmaktadır. Balık ve balık yağı ürünlerini hiç olmazsa haftada bir defa tüketiniz.Bu önerileri mutlaka dikkate alınız, aksi takdirde, bir ömür boyu idrar yolu taşları konusunda uzmanlaşacak kadar uğraşıp duracağınızı unutmayınız.Taş hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?1. Ağrı kesiciler: Taşa bağlı oluşan şiddetli ağrının azaltılması ve hastanın rahatlatılmasında oldukça önemlidirler. Dozunu mutlaka bir ürologun ayarlamasında fayda vardır çünkü bazı ilaçlar ağrıyı azaltırken mevcut taşın atılmasını da engelleyebilmektedirler.2. Antibiyotikler: Özellikle tekrarlayan idrar yolu iltihabı olanlarda yeni taş oluşumunu azaltmak için kullanılmaktadır.3. İdrar söktürücüler (diüretikler): İdrarla aşırı kalsiyum atılımına bağlı oluşan taşların tedavisinde kullanılmaktadırlar.4. Potasyum sitrat: Özellikle idrarında sitrat düzeyi düşük olan hastalar üzere bir çok taş hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Sitrat yönünden portakal ve limon suyu oldukça zengin içeceklerdir. 5. Penisilamin, sodyum selüloz fosfat, allopurinol gibi ilaçlar da kullanılmaktadır.Taş kırma (ESWL) nedir?ESWL, Ekstrakorporeal shock wave lithotripsi’nin açılımı olup dışından verilen şok dalgaları ile idrar ndaki taşların kırılması işlemidir. Bu işlem idrar ndaki taşın atılmasında kullanılan ameliyatsız çözümdür. 1980 yılından beri güvenle kullanılmakta olup dünya üzerinde her yıl binlerce bu yöntemle taşlarından kurtulmaktadır. Taş kırma kararı verirken hangi parametreler dikkate alınmaktadır?- Taşın büyüklüğü : İdrar kanalına düşen bir taşın düşme ihtimalini taşın büyüklüğü belirlemektedir (4mm’den küçük bir taşın kendiliğinden düşme ihtimali: %85, 4-5mm’lik bir taşın kendiliğinden düşme ihtimali: %50, 5mm’den büyük bir taşın kendiliğinden düşme ihtimali: %10)- Taşın yeri: Saptandığı andan itibaren bir taş idrar kanalının ne kadar son bölümüne yani mesaneye yakın ise düşme ihtimali o kadar fazla, böbreğe ne kadar yakın ise düşme ihtimali o kadar azdır.- Taşın sayısı- Böbrek fonksiyonları- Böbrek ve idrar kanalının anatomik özellikleri- Hastanın ağrı durumu- Hastanın beklentileri- Hastanın eşlik eden diğer hastalıklarıHangi taşlar, taş kırma tedavisi için uygundur?Böbreklerde bulunan ve 5 mm’den büyük olan taşlar kendiliğinden düşmez yada çok zor düşecek olarak kabul edilmektedir. Böbrekte bulunan ve 5-20 mm arası taşlara taş kırma tedavisi uygulanmakla birlikte kesin bir kural yoktur çünkü aynı zamanda taşın böbrekteki yeri, yaptığı tahribatın derecesi, taşın kalma süresi gibi pek çok parametreye bakılarak karar verilmektedir. Üst idrar kanalına (üreter) düşen veya orada yerleşen taşlar için ise yine kural olmamakla birlikte 10 mm’ye kadar olanlarda taş kırma denenebilmektedir. Hangi taşlar kolay kırılır?Kolaylık yada zorluk taşın kimyasal içeriğine göre değişmektedir. Taşlar kimyasal içeriklerine göre koyla ve zor kırılan taşlar olarak 2 grupta değerlendirilebilir:Kolay kırılan taşlar: Kalsiyum oksalat dihidrat, Ürik asit, StrüvitZor kırılan taşlar: Sistin, Kalsiyum fosfat (Brushit), Kalsiyum oksalat monohidratTaş kırma hangi durumlarda başarısızdır?- Kullanılan cihazın gücü yeterli olmadığında- Taş tanısı konulduktan sonra uzun müddet geçmesi durumunda- Taş 20 mm’den daha büyük olduğunda- Taş sayısı çok olduğunda- Zor kırılan sistin taşı varlığında- Taş ile birlikte idrar kanalı yada nda darlık, tıkanıklık olduğu durumlarda Taş kırma tedavisinin böbrek üzerine bir zararı var mıdır?

Yorumlar

Doğal güzellik iksirleri Vücut yağları


yağları, cildimizi pürüzsüzleştirme ve ona kadifemsi bir doku kazandırmalarını yanı sıra da yapıyor. Tek bilmeniz gereken ise hangi yağların hangi bölgelerinde etkili olduğu…

Read the rest of this entry »

Yorumlar

ROMATİZMA NEDİR AĞRI OLUŞTURURMU ?
Vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilmektedir.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

UÇUK (Herpes) NEDİR VE TEDAVİSİ NELERDİR

Uçuk(Herpes) NEDİR VE TEDAVİSİ:
Genellikle pek belirti vermez ama bâzan yerel deri ve mukoza lezyonlarıyla birlikte sistemik enfeksiyon meydana gelir. Yeni doğanlarda ve ağır bozukluğu olan bebeklerde ekseriya yerel ve mukoza belirtileri olmaksızın öldürücü sistemik enfeksiyonlar meydana gelebilir.B) Tekrarlayan enfeksiyonlar: Bu tekrarlamalar dış ortamdaki değişiklikler (meselâ; soğuk, ultraviyole ışınları) veya iç ortamdaki âdet hâli, yüksek ateş veya stresler gibi özel olmayan uyarıları tâkip eder. Bu tipte sistemik enfeksiyon olmaz, sâdece yerel lezyonlar vardır. Deri ve mukoza belirtileri: Primer enfeksiyonda deri ve mukozalarda 2-3 hafta kalabilen veziküllerle birlikte sistemik enfeksiyon söz konusudur. Tekrarlayan enfeksiyonda ise deri ve mukozalarda eritemli bir taban üzerinde ince duvarlı vezikül kümeleri vardır. Bunlar yırtılır, kabuklanır ve 7-10 günde iyileşirler.
Uçuk tamâmen geçer. İlâcı çamaşıra damlatmamalıdır. Siyah leke yapar. Antibiotikli merhem sürmek de iyi gelmektedir. C ve B12 vitaminleri verilmesi faydalı olmaktadır. Enfeksiyon sebebi: Herpes Simplex Hominis (HVH) isimli bir virüstür. Virüsün iki tipi vardır. Tip I genellikle dudaklarda ve gözde lezyon yapar; Tip II ise genellikle genital bölgede enfeksiyon meydana getirir. Deri ve mukoza membranları üzerinde içleri temiz sıvıyla dolu vezikül kümelerinin görülmesiyle karakterize bir viral enfeksiyon. Alt ve üst dudakların birleştiği yerde çıkan ufak yaradır. Kabuk bağlar. Ağız hareket edince, kabuk çatlayarak çok acı yapar. Dâhilî hastalıktan veya mikroptan hâsıl olur. Mikroba karşı iki gram gümüş nitrat, yâni cehennem taşı, yüz gram inbik suyunda eritilir. Bu eriyik renkli şişede ve karanlık yerde senelerce saklanabilir. Bir pamuğa veya tülbende birkaç damla damlatıp, bu yaş bez bir dakika kadar uçuk üstüne dokundurulur. İki üç gece yatarken bir kere yapılır.
Enfeksiyon iki türlü meydana gelebilir.A) Primer enfeksiyon: Burada hassas konağın virüsle direkt teması söz konusudur. Sık sık tekrar etmezse yerlerinde iz kalmaz. Çocuklarda genellikle mukoza ile derinin birleşme yerlerinde lezyon görülür. En sık tutulan bölgeler, dudak kanserinin en sık yerleştiği bölgelerdir. Travmatik herpes: Derinin travmatik lezyonları her yerde bulunan herpesvirüsle kolayca enfekte olabilir. Çoğunlukla lenf yolları boyunca merkeze doğru yayılma olur ve bölge lenf düğümlerinin büyümesine ve aradaki zarar görmemiş deride dağınık veziküller hâsıl olmasına yol açar. Lezyonların iyileşmesi üç hafta sürebilir. Yerel travmanın olduğu yerde tekrarlamalar olabilir. Güreşçiler ve tıp personelindeki yüzey çiziklerinde de herpes enfeksiyonları yerleşebilir.Genital lezyonlar: Herpesvirüsle genital enfeksiyonlar en sık ergenlik çağındakilerde ve gençlerde görülür. Genellikle Tip II virüsüne bağlı olup, cinsî temasla bulaşırlar. % 5 oranda da Tip I virüsüne bağlı olabilirler. Hastada her iki tip virüse karşı da antikor yoksa ateş, bölge lenf bezi şişmesi ve ağrılı idrar yapma gibi sistemik belirtiler olabilir. Yetişkin kadınlarda rahim boynu en sık yerleşme yeridir. Erkeklerde herpes vezikülleri veya ülserleri genellikle glans peniste, örten deride veya penisin alt bölümünde görülür.Göz belirtileri: Primer veya tekrarlayan bir enfeksiyonun belirtileri olarak konjunktivit veya keratokonjunktivit meydana gelebilir. Konjunktiva kanlanmış ve şişmiş görülür, cerahatlı akıntı çok azdır veya yoktur. Primer enfeksiyonda kulak önü lenf düğümleri büyür ve duyarlı olur.Diğer belirtiler: Ağız içi lezyonlar (aft, stomatit), herpetik ensefalit, ekzama herpeticum vs. gibi lezyonlar da herpes virüsüyle meydana gelebilir. Teşhis: Teşhis aşağıdakilerden herhangi birisine dayandırılır. a. Tipik bir klinik tablo, b. Virüsün kültürle elde edilmesi, c. Özel nötralizasyon yapan antikorların oluşması, d. Kazıntı veya biyopsiyle elde edilen muâyene maddelerinde tipik hücrelerin veya histolojik değişmelerin gözlenmesi. Tedâvi: Yeni doğanlardaki uçuk vak’alarında bebeklerin çoğuna bulaşmanın, enfekte doğum kanalından geçerken olduğuna inanılması, genital uçuk bulunan, doğumu yaklaşmış kadınlarda sezeryen yapılmalıdır. Antiviral bir ilâç olan Asiklovir, şiddetli vak’alarda ağızdan veya enfeksiyonla, hafif vak’alarda ise lokal tedâvilerde başarılı olmaktadır. Uçuk kremi şeklinde hazırlanan asiklovirli kremlerin kullanılması belirtilerin çabuk geçmesini sağlamakta ve nüksleri azaltmaktadır. Ağız ı için ağız yıkanması, temizlik öngörülür. Ceepryn 1= 4000 veya zefiran 1= 1000 faydalı olabilir. Sıvı lidokain veya benzokain pastilleri gibi yerel analjezikler ağrıyı azaltıp çocuğun rahat yemesini sağlar. Uçuk virüsü (Herpes simplex) ile genellikle ilk defa küçükken (0-5 yaş) tanışır. Uçuğu olan bireylerinden birinin “ dolu” öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla farkedilmeyen küçük kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar; ağız içi, diş etleri ve dudaklar (gingivostomatit) enfekte olur. Ama kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyonlar şeklinde de görülebilir. Tıbbi yayınlar arasında uçuklu bir kişiden bulaşan virüs sonucu yeni doğan ölümlerine ait vakalar vardır. Uçuğa dokunulmamalıdır. Dokunulursa eller çok iyi yıkanmalıdır. Uçukluyken kesinlikle gözlere dokunmaktan kaçınılmalıdır. Bayanlar makyajlarını temizlerken dikkat etmelidir. Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanlar öpülmemelidir, yakın temastan kaçınılmalıdır. Uçuklu ın kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalar ayrılmalı ve başkalarının kullanmasına izin verilmemelidir. Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynanmamalıdır. (Parmaklara uçuk virüsü bulaştırılır, aynı zamanda uçuk yarasına da diğer mikroplar bulaştırılmış olur)Uçuk Neden Tekrarlar?: Uçuğa neden olan Herpes simplex virüsü vücuda girip ilk enfeksiyonunu yaptıktan sonra o bölgeye yakın sinir düğümüne yerleşir ve uçuk oluşmasını tetikleyen faktörler devreye girene, yani vücudun zayıf düştüğü ana kadar orada kalır.Dudak lezyonlarında calamine solüsyon veya carbami peroşid katılmış gliserin gibi kurutucu maddeler, faydalı antibiotikler yalnız sekonder bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılır. Yiyecek ve içeceklerin alımı çocuğun isteklerine uygun olarak kolaylaştırılır. Diğer besinleri yemeyen çocuk iyice soğutulmuş sıvılar veya yarı katı besinlerden faydalanır. Tekrarlanmalar çoğu defâ strese bağlıdır; bunlar tespit edilmeli ve tedâvi edilmelidir.Uçuk Nedir?Uçuk genellikle dudak, ağız ve burun delikleri çevresinde çıkan Herpes simplex adı verilen virüsün sebep olduğu hastalıktır.Uçuk Ciddiye Alınması Gereken Bir Sağlık Sorunu mudur?Yapılan araştırmalar, dünya nüfusunun %80′inin yaşamları boyunca en az bir defa uçuk geçirdiğini göstermektedir. Günümüzde ‘de her yıl 8 milyon kişinin uçuk nedeniyle sıkıntı ve acı çektiği tahmin edilmektedir.Uçuğun Belirtileri ve Oluşum Evreleri Nelerdir?Uçuk çıkacak bölgede 0-24 saat önceden gıdıklanma, karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir. Bunu o bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkışı izler. Bu kabarcıklar konuşurken, gülerken, yiyip içerken acı ve ızdırap verir. Kabarcıklar patlayarak ülserler oluşur ve bu dönemde uçuk cok ağrılıdır. Zamanla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak görüntüyü bozan çirkin bir yara haline gelir. Kabuklanma başladığında uçuk küçülmeye başlar. İyileşme döneminde uçuk üstünde oluşan kabuk düşer, yerine kuru ve gergin bir doku oluşur.Uçuk Bulaşıcı mıdır Nasıl Bulaşır?:Uçuk, ön belirtileri ile açık yaranın kapanması süresi arasında bulaşıcıdır. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalarla ve uçuklu kişinin öpmesi sonucu bulaşır. Eğer uçuğa dokunulursa yüzün diğer bölümlerine, göze ve vücudun diğer bölgelerine (genital bölge gibi) de bulaştırılabilir. Dikkat ! Uçuk Bulaşıcıdır.

Yorumlar

Cilt Bakımı

Kuru Ciltler İçin
Kuru için avakado maskesi önermek isterim. Bir avokado meyvesi ezilir ve yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ilave edilir. Bu karışım daha sonra bir yumurta sarısı ile karılır. bir kaşığı zeytinyağı ilave edilip tekrar iyice karıştırılır. Yüze maske şeklinde sürülür ve yarım saat bekledikten sonra yıkanır.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Yaz İçin Cilt Bakımı Önerileri

Marmara Üniversitesi Sağlık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşegül Yıldırım, maskelerin cildi güçlendirdiğini belirterek Maskeler aracılığıyla , iyileştirici ve güzelleştirici maddeleri emer. Cildin kendini yenilemesine yardımcı olan maskeler, cildi yatıştırır, gerginleştirir ve kan dolaşımını uyarırlar. Uyku ve dengeli beslenmenin de cildi güzelleştiren iki önemli faktör olduğu unutulmamalı’ diyor.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Tencereye örgü

Yemeklerinizin soğumaması için çok yaratıcı bir fikir Derya Baykal programında buna benzer bir örnek göstermişti. servisi için ideal…

Read the rest of this entry »

Yorumlar (1)

Dansla form tutuyorlar


Dans salonlarına gitmek şimdilerde salonlarına gitmek kadar . Terapi almışçasına dinginlik sağlayan, ı spordaki gibi formda tutan dans, ünlülerin de tercihi.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Nasıl Öpüşülür?

1-Iyi öpüsebilmenin en önemli unsuru dudaklarinizi kullanabilmenizdir. Dudaklarinizin rahat ve yumusak olabilmesine özen gösterin. Uzun bir süre dudak dudaga temas çok etkili olacaktir.Dudaklarinizi partnerizin yanaklarinda ve boynunda dolastirmayi da ihmal etmeyin.
2-Nefesinizi kullanin.Boynunda ve kulaginda sizin hafifçe nefesinizi hissetmesi çok hosuna gidecektir
3-Dilinizi opüsmenin ilerleyen safhalarinda kullanmalisiniz.Ilk etapta partnerinizin dudaklarini yumusakça yalamaya baslayin. Partnerizi öpmeden dudaklarini nemlendirin. Öpüsmeye basladiginizda kendi dudaklarinizi da nemlendirmeyi unutmayin
4-Dilinizi partneriniz boynundan kulagina, geçtiginiz bölgeleri hafifçe yalayarak götürün. Kulak memesini de emebilirsiniz. Kulagini aginizla kapatip derin nefes alin.
5-Dilinizin ucunu partnerinizin kabul etmesini saglayin siz de onunkini. Bu oynasmadan sonra partnerinizin dilini hafifçe emmeye baslayin.Partnerinizin dudaklarini hafifçe emin ve yalayin.Çenesini hafifçe isirmaniz hosuna gidecektir
6-Partnerizin vücudundaki hassas bölgeleri ona sormadan bulmaya çalisin. Dudaklarinizla onun vücudunu kesfedin Genelde hassas olarak adlandirilan bölgeleri söyle siralayabiliriz;meme baslari,goguslerin arasi, kollarin alti, göbek çukuru.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

Saç Rengine Göre Bakım Önerileri

tarafından “Modern saç ürünlerinin yaratıcısı” olarak kabul edilen; İngiliz Kraliyet ailesinden, ’daki ünlü isimlere, tüm dünyada milyonlarca ı, kendi saç renklerini özel lüksüyle tanıştıran John Frieda ödüllü ürünleriyle ık ’de! Kozmoklinik’in tüketicisi ile buluşturduğu “John Frieda”, Boyner Mağazaları’nda, Boyner Beaute Etiler ve Erdem Kıramer salonlarında satışa sunuldu. John Frieda Customized Care Collection Serisi (CCC), patentli Light Enhancers™; teknolojisi ile farklı saç renklerinin canlı ve ışıltılı görünümünü ortaya çıkarmak için özel olarak formüle edilmiş şampuan, ve şekillendiricilerden oluşan dünyadaki ilk renk serisi…

Read the rest of this entry »

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;

eXTReMe Tracker