HAMİLELİKTE GUATR

HAMİLELİKTE GUATR
Bu safhadan sonra hamilelik planlanmalıdır.EĞER HAMİLEYSENİZ En kısa sürede doğum uzmanınızla görüşüp serbest T3, serbest T4 ve TSH isimli hormonlarınızın ölçülmesini talep edin. Bunlarda bir anormallik varsa guatr konusunda deneyimli bir uzmanla görüşün.HAMİLELERDE HANGİ TİROİD HASTALIKLARI GÖRÜLÜR? Daha önce mevcut olan tiroid hastalıkları hamilelik sırasında daha belirgin bir hale gelir ve daha gürültülü seyreder. Bu da hem hamilenin hem de bebeğin sağlığını ve hatta ını tehdit edebilir. Bu nedenle tiroid hastalıkları hamilelik öncesinde edilip kontrol altına alınmalıdır. Ayrıca, tiroid hastalığı olduğu bilinen bir hamile kaldığında doğum uzmanı tarafından en kısa sürede bir deneyimli bir guatr uzmanına yönlendirilip hasta hamilelik boyunca guatr ve doğum uzmanlarınca yakından edilmelidir. Yine de hamilelerde daha önce mevcut olmasa da her türden tiroid hormon bozukluğu ortaya çıkabilir.HAMİLELERDE ZEHİRLİ GUATR Hamilelerde tiroid hormonları aşırı düzeyde üretilirse bu duruma zehirli guatr hipertiroidizm diyoruz. Bu hamileliğin erken döneminde ortaya çıkarsa bebeğin anne karnında ölümü ve düşük görülebilir. Eğer hamileliğin son aylarında ortaya çıkarsa annenin ı bebekten daha fazla tehlikeye girer. Yine de doğum olursa çok özel tedbirler ve guatr konusunda deneyimli bir uzman işbirliği ile doğum veya sezeryan gerçekleştirilmelidir. Bu durumda bebeğin zeka düzeyinin düşük olması çoğunlukla mümkün değildir.HAMİLELİK PLANLIYORSANIZ TİROİD MUAYENESİ OLUN! Hamile kalmaya karar verdiyseniz veya hamile kaldığınızı anladığınız zaman ilk olarak yaptırmanız gereken kan tahlillerinde biri açlık kan şekeri, diğeri de tiroid hormonları ölçümüdür.Eğer tiroid hormonlarında anormallik varsa guatr konusunda deneyimli bir uzman tarafından muayene edilip daha ileri tetkikler yapılmalıdır. Böylece mevcut tiroid hormon bozukluğunun nedeni ortaya çıkarılıp doğru ve yeterli yapılır.Bu hamilelerde oldukça zor olup sonucu da çoğunlukla hastayı da hekimi de tatmin etmez. Bu hastalarda ameliyat çoğunlukla yapılmaz, çünkü yüksek tiroid hormonları varlığında anestezi vermek çok risklidir. Bu hastalarda radyoaktif iyot RAI tedavisi kesinlikle uygulanmaz. Bu hastalarda sadece tiroid karşıtı ilaçlar kullanılır ancak bu ilaçlar hem çok etkili olmaz hem de üzerine zararları olabilmektedir. Zehirli guatrı hafif düzeyde olan hamilelerde pasif yani ilaçsız yakın yapmak ve gerekince ilaçla müdahale etmek de mümkündür.HAMİLELERDE TİROİD HORMON YETMEZLİĞİ HİPOTİROİDİZM Hamilelerde tiroid hormonlarının düşük, TSH ın yüksek olduğu durumlar ciddi alarm belirtisi olup yakından izlemek gereken bir tablodur. Bu durum tiroid hormon yetersizliği yani hipotiroidizm belirtisidir. Ancak bazen TSH normal iken dahi kandaki tiroid hormonları düşük olur. Bu durumda tedaviye derhal başlanmalıdır. Aksi halde hem annenin tiroid bezesi büyür, gereğinden fazla kilo alır, kabızlık başlar, hem de anne rahmindeki bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimi bozulabilir. Bu hamilelerde yeterli tiroid hormonu verildiğinde bebeğin normal zeka ve fiziksel gelişimi sağlanır.Hamilelerde tiroid hormon yetersizliği sanıldığından çok daha yaygındır.Tiroid de bu değişimlerden nasibini almaktadır. Bu çerçevede vücudun iyot ihtiyacı ve tiroid hormonu ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenle hamilelerde tiroid hormonlarının her 3 ayda bir ölçülmesi gerekir; zira her üç aylık dönemlerde tiroid hormon ihtiyacı değişiklik göstermektedir. En önemlisi, hamilelik öncesinde tiroid hastalığı olanların, hamilelik süresince bir doğum uzmanına ilaveten bir de guatr uzmanınca yakından takibi gerekir. En önemlisi de ne ık ki bu yetersizlik çoğunlukla ne doğum uzmanının ne de hastanın aklına gelmemektedir. Bir de üstelik henüz ülkemizde yeni doğan bebeğe tiroid taraması yapılmadığı için tiroid hormon yetmezliği doğum sonrasında da edilmeyip bebeğin zeka fiziksel gelişimi daha da bozulmaktadır. HAMİLELERDE TİROİD NODÜLÜ Hamilelerde her tür nodül saptanabilir. Bu nodüllere yönelik doğum sonrasına ertelenmelidir. Çünkü hamilelerde tiroid kanseri çok nadir bir durumdur. Hatta hamilelerde bütün kanserler nadirdir. Hamilelerde tiroid sintigrafisi uygulanmaz. Nodüle ince aspirasyon biyopsisi yapılması da tavsiye edilmez.HAMİLELERİN TİROİD HASTALIKLARI YÖNÜNDEN TAKİBİ Hamilelerde hormonal sistemlerin tümünde ciddi değişim olması kaçınılmazdır. Bu nedenle hamilelerdeki nodüller ultrasonografi ile incelenmeli, aynı anda tiroid hormonları yüksek zehirli guatr yoksa başka bir işlem yapılmadan pasif yapılmalıdır.HAMİLELERDE NE TÜR TİROİD TETKİKİ YAPILMALIDIR? Diğer insanlardan farklı olarak, tarama amacıyla sadece TSH ölçümü hamilelerde yeterli olmaz! Çünkü TSH cevabi bir hormon olup hamilenin hızla değişen tiroid hormon düzeyine cevap olarak ancak aylar sonra yükselmeye başlar ki bu dönemde tiroid hormonsuz kalabilir. Bu nedenle hamilelerde TSH, serbest T3, serbest T4 hormonları ölçülmelidir.Hamilelerde bazen TSH çok düşer. Bu ciddi bir klinik durumdur. Çünkü bu hamilelerin gerçekten bir tiroid hastalığı nedeniyle mi örneğin zehirli guatr yoksa normal bir gelişim nedeniyle mi örneğin hamilenin kanında normalde artan beta HCG etkisiyle TSH düşüklüğü olduğu anlaşılmalıdır. Zira çoklu hamileliliklerde örneğin ikiz ve üçüz kanda artmış olan gonodotropinler TSH düşüklüğü nedeni olabilir. Bu çoğunlukla yanlış anlaşılıp hamilede zehirli guatr var şeklinde yorumlanıp hamileliğin sonlandırılmasına kadar giden karalar verilmektedir.

Yorumlar

GEBE İKEN SİGARA KULLANILIRMI?

GEBE İKEN SİGARA KULLANILIRMI?
Gebelikte sigara kullanımı göbek kordonu ve plasentada değişiklikler, plasentanın aşağı yerleşmesi, dış , bebekte gelişme geriliği, düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, idrar yolları anomalileri, bebekte doğum öncesi ve sonrası ani ölüm gibi önemli ve durumların riskini ırmaktadır. Ayrıca süt vermede sorunları, bebeğin fiziksel gelişimi, sinir sistemi fonksiyonlarında bozukluk, bebeğin entellektül gelişimi ve ruhsal durumunda bozulmalara neden olabilmektedir. Solunum sistemi, sinir sistemi, duyu organları, deri ve idrar yolları hastalıkları sigara içen annelerin çocuklarında daha sık görülmektedir. Sigarada nikotin dışında karbon monoksit, siyanid, anilin, metanol, hidrojen sülfit, arsenik, kurşun ve kadmiyum gibi birçok toksin bulunduğu için potansiyel olarak bebekte enomalilere neden olabileceği düşünülmektedir. Sigaranın içerisinde 3000’nin üzerinde toksin bulunmaktadır. Şimdi bu riskleri biraz daha istatistiksel bilgilerle ortaya koymak istiyorum.Düşük doğum ağırlığı nedenlerinin % 20-30’nun annenin sigara kullanımına bağlı olduğu düşünülmektedir. Genel olarak sigara kullanan annelerin bebekleri 200-250 gram daha düşük ağırlıkta ve 1 cm daha kısa doğmaktadır. Ayrıca doğum kilosu düşük olan bebeklerin kronik bir hastalığa yakalanma ve doğumdan sonraki ilk 1 ay içerisinde ölüm riski 40 kat artmaktadır. Doğum ağırlığındaki düşüş ile içilen sigara sayısı arasında direk bir bağlantı bulunmaktadır. Yani çok yaygın bir inanış olan 5 sigaranı zararı yoktur düşüncesi tamamen yanlış olup, sigaranın zararlı etkileri ilk sigara ile birlikte başlamaktadır. Gebeliğin ilk 16 haftasında sigarayı bırakan anne bebeklerinde doğum ağırlığı normal olmaktadır.Sigara içen gebelerde düşük ve erken doğum olasılığı 2 kat artmakta ve doğumdan sonraki ilk 1 yıl içerisinde ölüm riski artmaktadır. Doğumdan sonra 2-5. aylar arasında “ani ölümü” en önemli ölüm nedeni olup, sigara içen annelerin bebeklerinde bu içilen sigara sayısına bağlı olarak 2-6 kat artmaktadır. sırasında sigara bırakıldığı zaman doğum sonrası ölümlerinde %10 ve gebeliğin son dönemleri ile doğum sonrası erken dönemde kaybı riskinin ise %12 düzeyinde azalacağı tahmin edilmektedir. Gebelikte sigara kullanımın bir diğer önemi de bebeğin sinir sistemi gelişimi üzerindeki olumsuz etkileridir. Yapılan çalışmalarda doğum öncesi sigaraya maruz kalan bebeklerde hiperaktivite, dikkat eksikliği, heceleme ve okuma zorluklarınındaha sık olduğu görülmüştür. Yine bazı çalışmalarda bu bebeklerde entellektüel gelişimde yetersizlik ve bazı davaranış bozukluklarının daha sık olduğu gösterilmiştir. Bunun sonucunda dikkat eksikliği, okuma ve problemlerinin öğrenilmesi ortalama olarak 4-5 ay daha geç olmaktadır. Sigara içerisindeki karbonmonoksitin beyin proteinleri, DNA, noradrenalin ve seratonin konsantrasyonlarını azaltması, dopamin dolaşımını değiştirmesi ve nikotinin beyin oksijenlenmesini azaltmasının yukarıda sözettiğimiz etkilerden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Burun spreyinin en önemli avantajı ise sigarayı bırakmaya belirtileri hızlı bir şekilde hafifletmesi ve kilo alımının daha geç görülmesidir. Yani kilo alımını önlememekte, ancak daha geç ortaya çıkmaktadır.Sigaranın genel olarak sağlık üzerindeki olumsuz etkileri iyi bilinmektedir. Sigara kullanımı ile akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, mesane kanseri, mide-barsak kanserleri ve rahim ağzı kanseri gibi birçok hastalığın riskini ırdığı birçok çalışmada gösterilmiştir. A.B.D’de yılda 450.000 ölümden sorumlu nedenler arasında sigara da yer almaktadır. Ayrıca sigaranın neden olduğu hastalıklar nedeniyle yapılan harcamaların 157 milyar olduğu belirtilmektedir. Bu istatistikler sigaranın gerek sağlık, gerekse ekonomik açıdan ne kadar önemli bir sorun olduğunu net olarak göstermektedir. sırasında sigara kullanımının hem , hem de üzerinde çok önemli olumsuz etkileri bulunmaktadır. 4. Diğer tedaviler: Daha az kullanılmakla birlikte Klonidin ve Nortriptilin gibi ilaçlarda sigarayı bırakmak için kullanılmaktadır.5. Bilişsel-Davranışçı Tedaviler: Öncellikle sigara isteği uyandıran durumlarda sigara içilmemesi sağlanmalıdır. İçilen sigara sayısı tek tek kaydedilmeli ve sigaranın zararları her defasında hastaya anımsatılmalıdır. Sigara içilmesini teşvik eden nedenler ve çevresel etkenmeler mümkün olduğunca azaltılmalı ve hastanın sigara içmediği dönemdeki psikolojik etkilerini nasıl azaltabileceği konusunda verilmelidir. Sigara bırakma konusunda bir gün belirlenmeli ve bir eksersiz programına başlanmalıdır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada ise sigaraya maruz kalan bebeklerin daha hiperaktif olduğu, stressle başa çıkmada daha çok sorun yaşadıkları, daha az uyudukları, daha sık soludukları, sorunlarının daha sık olduğu, daha çok terledikleri ve daha sık ateşlendikleri gösterilmiştir. Sonuç olarak gebelikte sigaranın üzerinde doğum öncesi ve sonrası dönemde çok önemli yan etkileri bulunmaktadır. Genel olarak sağlık üzerindeki olumsuz etkileride gözönünde bulundurulduğunda sigara bırakmanın önemi açıkça görülmektedir. Burada direk olarak değinmemekle birlikte sadece aktif değil, pasif içicilikte aynı olumsuz etkilere yol açmaktadır. Gebelikte Sigara Bırakmanın Yolları dönemi ın sigarayı bırakma konusunda en motive olduğu dönemdir. Ancak buna rağmen birçok sigara bırakma konusunda başarısız olmakta veya hiç bırakma girişiminde bulunmamaktadır. Burada hekime de çok önemli görevler düşmektedir. Öncellikle sigaranın üzerindeki olumsuz etkileri hastaya detaylı bir şekilde anlatılmalı, hastaya sigarayı bırakma yolları konusunda verilmeli ve gerekirse bir psikiyatrist veya psikolog ile konsulte edilmelidir. Birçok hasta gebelikte 5 sigaranın hiçbir zararı omadığını düşünmekte ve yine birçoğu bu bilgiyi direk olarak bir hekimden aldığını belirtmektedir. Bu kesinlikle doğru olmayıp, daha önce de belirttiğim gibi sigaranın olumsuz etkileri ilk sigara ile birlikte başlamaktadır. Sigara bırakma yolları benim direk olarak alanıma girmediği için sadece başlıklar şeklinde verceğim:1. Sigara bırakmanın motive edilmesi: Bunun için hastaya sigrayı bırakmanın önemi ve sigaranın riskleri anlatılmalı, sigaranın bırakılması ile elde edeceği ekonomik çlar anlatılmalı ve gerekirse hasta belirli aralıklarla kliniğe çağrılmalıdır.2. İlaçlar: Bupropion SR (Zyban): Uzun dönemde sigara bırakma oranını 2 kat ırmaktadır. Tek başına veya nikotin replasman tedavisi (yapıştırma, sakız, sprey gibi) ile birlikte kullanılabilir.3. Nikotin Replasman Tedavisi: Bunun için yapıştırma, sakız, solunum yolu veya burun spreyi şeklinde alınabilir. Nikotin yapıştırma bantları sigarayı bırakma oranını 2 kat ırmaktadır. Yine yapılan çalışmalarda nikotin sakızlarının sigarayı bırakma oranını %30-80 ırdığı gösterilmiştir.

Yorumlar

GÜNEŞ IŞIĞINDAN KORUNMA

GÜNEŞ IŞIĞINDAN KORUNMA
Güneş ışığının deri üzerindeki olumlu etkisi yok denecek kadar azdır. Bazı mikropları öldürmesi, sedef hastalığı gibi bazı hastalıklara iyi gelmesi olumlu etkilerindendir. Fakat en yararlı ve en etkileyici yanı ve aydınlık yüzüyle verdiği moral etkisi ve çevremize ne kadar iyi yandığımızı ve tatilimizi nerelerde geçirdiğimizi göstererek hava atma olanağı sağlamasıdır. Oysa 1950′li yıllara kadar ten yalnız güneş altında çalışanlarda (inşaat işçisi, çiftçi, balıkçı vb.) görülür ve pek makbul sayılmazdı.Yeni ürünler, belli ölçülerde suya dayanıklı olmakla birlikte, denizde çok uzun süre kalındığında da yenilenmesinde yarar vardır
Bu etkiler beyaz ırk için geçerlidir ve ten rengi açıldıkça zarar oranı artar.Uzun yıllar güneş ışığı altında kalındığında, alınan toplam doza bağlı olarak deride hasar oluşur, incelme, yer yer lekelenmeler görülür ve daha sonra deri kanseri oluşur.
kaynağı, ısı, ışık ve enerji kaynağı olan, bir zamanlar adına tapınaklar yapılıp, kurbanlar verilen güneş, son 30-40 yıldır deri üzerindeki olumsuz etkilerinin farkedilmesinden sonra, sakınılması gereken bir güç olarak da gündemde yerini almıştır. Yönetici yıldızı güneş olan bir ”Aslan Burcu” erkeği olarak güneş hakkında olumsuz şeyler yazmak bana çok zor gelmekle birlikte, görev sorumluluğum gerçekleri yazmamı emrediyor.
Yüz ve kolların alt kısım veya atletin dışında kalan alanlarda ”amele yanığı”, sol kolda yerleşeni ”şoför yanığı”, yüz ve el sırtlarında yerleşen ”çiftçi yanığı” diye adlandırılırdı. ten modasından on yıllar sonra zararlı etkiler daha çok ortaya cıkmış ve anlaşılmaya başlanmıştır.Güneş ışığının içerisindeki Ultraviyole (morötesi) bölümü deri üzerindeki zararlı etkilerin sorumlusudur. Başlangıçta tüm zararlı etkilerden Ultraviyole B (UVB) Ônin bir sorumlu tutulmuşsa da son zamanlarda UVA’nın da daha düşük güçte olmakla birlikte aynı zararlı etkilere sahip olduğu farkedilmiştir. Bunlar en çok yüz ve dudakta görülür. Aralıklı ve yüksek dozlarda, ani güneş yanıkları ise (özellikle çocukluk yaşlarında daha çok etkilidir) bir başka deri kanserine zemin hazırlar. Deride leke ve ben oluşumu ile bu benlerin bir kısmının kanserleşmesi de söz konusudur. Ayrıca uzun süreli, yüksek doz güneş ışığı, vücudun bağışıklık sistemini de zayıflatır. Fakat, hepsinden daha önemlisi derinin erken yaşlanmasına yol açar. Deri, ince, gevşek, mat, buruşuk, kırış kırış, lekeli ve çabuk zedelenir bir durum alır ki bu dayanılası bir durum değildir.Güneşin ndan Korunmanın Bilinmesi gereken ilkeler:1. Korunma ne kadar erken başlarsa o kadar yararlı olur.2. Kızarma, su toplama, soyulmalara neden olacak yanıklara hiçbir zaman yol açılmamalıdır.3. Kuru ve sık dokulu giysiler iyi koruyucudur.4. Bulutlu havalarda, gölgede, şemsiye veya ak altında güneş ışınlarının %50’sinden fazlası süzülür, yansır ve yine zararlı etkilerini yaparlar.5. Yüksek yerlerde, denizde, kumda, karada etkilenme daha fazladır.6. Yüz ve eller için güneşten korunma yalnız tatilde, plajda değil, gündelik yaşamda, sokağa çıkılırken de yapılmalıdır.7. Güneşin dik olduğu saatlerde güneş altında mayo ile kalınmamalıdır. Bu saatler, gün ortasının 2 saat öncesi ve sonrası olarak kabul edilir, fakat bölgelere gore değişebilir. Pratik olarak saat 11 ile 15 arası sakınılması uygun olur.Güneşten korunmak için krem veya losyon şeklindeki koruyucu ürünler kullanılır. Bunlar, koruma güçlerine göre derecelendirilir ve bu derecelerin adı ”güneşten korunma faktörü”dür (Sun Protecting Factor = SPF) 1′den 100′e kadar değişik güçte koruma faktörlü ürünler bulunmaktadır. Kullanımda önemli olan nokta, ışığın altına çıkılmadan 20-30 dakika önce koruyucunun sürülmesi ve en az 3 saatte bir yenilenmesidir.

Yorumlar

Saç Dökülmesini Önleyen Beslenme

Birçok hormonal, metobolik ve besinsel etkiler ile saç oluşabilir. Bunlar ortadan kaldırılmadan %100 hiçbir zaman mümkün olmaz.

Read the rest of this entry »

Yorumlar

ŞOK DİYET TUZAĞI

Bu sezon defilelerde onlarca farklı tarz ele alınırken siz niye tek bir görüntüye bağlı kalmakta ısrar ediyorsunuz? Beyaz perdeden genç bir yıldız adayı, rockn’roll starı yada muhteşem çekici bir görüntüsüne kavuşmak için geç kalmadınız…

Read the rest of this entry »

Yorumlar

ŞOK DİYET TUZAĞI

Bu sezon defilelerde onlarca farklı tarz ele alınırken siz niye tek bir görüntüye bağlı kalmakta ısrar ediyorsunuz? Beyaz perdeden genç bir yıldız adayı, rockn’roll starı yada muhteşem çekici bir görüntüsüne kavuşmak için geç kalmadınız…

Read the rest of this entry »

Yorumlar

BENLER NELERDİR TEDAVİ ŞEKLİ NASIL.?

Benler (Nevüsler) Benler nedir?
Benler genellikle deriniz zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde melanositik nevüs olarak bilinirler ve melanosit denen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişirler.
Benler ne şekilde görülebilirler?
Benler düz veya kabarık olabilirler. Renkleri pembeden kahbverengi siyaha kadar değişebilir. Benlerin sayısı genetik olarak ve güneşe maruz kalmanın derecesine bağlı olarak değişir.
Benler ne zaman oluşurlar ve nasıl gelişirler?
Benler doğumda mevcut olabildikleri gibi genellikle çocukluk yaşında gelişirler. Erken evrede nevüs hücreleri derinin üst tabakası (epidermis) ile derinin orta kısmı (dermis) arasındadır. Bu nevüslere Junctional nevüs denir. Bu benler düz ve renklidirler. Benler geliştikçe nevüs hücreleri dermise de yayılır(compound nevüs) veya sadece dermiste bulunurlar (dermal nevüs). Bu benler kalınlaşmıştırlar ve sıklıkla deri yüzeyinden kabarıktırlar.Renkli omayan dermal nevüsler sellüler nevüs olarak adlandırılırlar. Bazı nevüsler ise oldukça koyu mavi renktedirler ve mavi nevüs adını alırlar. Benler güneşe maruz kalındıktan sonra ve gebelikte koyulaşırlar. Erişkin ç renklerini kaybeder ve yaşlılık döneminde tamamen ortadan kalkabilirler.
Ben tipleri nelerdir?
Doğumsal pigmente nevüs

Doğuşta mevcut olan bir ben konjenital pigmente nevüs olarak adlandırılır. % 1 bebekte bu benler görülür. Boyutları birkaç milimetreden vücudun çok geniş alanlarını kaplayacak kadar olabilir. Özellikle çok geniş olanlarının melanom denen bir kanseerine dönüşme olasılığı vardır.
Halo nevüs
Bazı benlerin etrafı beyaz bir halka ile kaplıdır. Bu tip benler çocuklukta ve ergenlik döneminde görülür. Herhangi bir zararları yoktur ve zamanla ortadaki ben ve beyaz halka ortadan kalkar. Bazen renk değişikliği melanom denen kanserinde de görülebilir, eğer şüphe duyulursa biopsi almak gerekebilir.
Çiller
Çiller küçük açık kahve renkli düz deri lekeleridir ve genellikle açık renkli kimselerde görülürler. Genellikle güneşe maruz kalınan alanlarda bulunurlar ve aylarında renkleri koyulaşır.
Sıradışı benler
Sıra dışı benler Clark Nevüs (Atipik nevüs) olarak bilinrler. Bu benler normal olmayan görüntüdedirler. Kenarları düzensiz, büyük boyutta, sıklıkla melanom denen kanserine benzer şekildedirler, fakat çoğunlukla selimdiler. Kaygı uyandıran görünümlerinden dolayı gerekli olmadığı halde cerrahi olarak çıkarılabilirler. Sıradışı benleri olan kişiler özellikle ailelerinde melanom denen kanseri var ise melanona yakalnma açısında taşırlar.
Benlerdeki değişiklikler neyin belirtisi olabilirler?
Melanoma derinin pigment (boya) hücrelerinden kaynaklanan kanseridir. Eğer bir ben büyüklüğünü, şeklini veya rengini değiştirirse ve ya erişkin dönemde yeni bir ben çıkarsa muhakkak bir dermatoloji uzmanı tarafından incelenmelidir. Dermatologlar dermatoskopi denen bir yöntemle benlerin görüntüsünü büyüterek inceleyebilirler ve eğer gerekirse biyopsi de alabilirler.
Benler nasıl edilir?
Bir çok ben zararsız olması ve çıkarılmasına gerek olmamasına rağmen aşağıdaki durumlarda edilmelidir.
olasılığı var ise: Bir benin yapsısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa edilmelidir. Eğer bir ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıcağının bene zarar verebileceği yerlerde ise çıkartılmalıdır. Kozmetik nedenler Benler hangi yöntemlerle edilir?
1.Traşlama şeklinde biyopsi
Deriden kabarık bir ben bu yöntem ile kolaylıkla edavi edilebilir. Deri lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıcak veya koter ile çıkartılır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşir.
2.Benin cerrahi olarak çıkartılması
Bu yöntem ben düzse veya melanom dediğimiz kanseri şüphesi var ise kullanılır. Deri deki ben tam kalınlığı ile çıkarılır ve sonrada dikiş atılır. Çıkarılan ben patolojik incelemeye gönderilir. Cerrahi yapılan yerde ince bir çizgi şekinde iz kalabilir.
Benlern üzerinde çıkan kıllar traş edilebilir. Cımbızla alınması benin altında inflamasyona yol açarak ağrılı şişliğe neden olabilir.
Deri nasıl muayene edilmelidir?
Ayda bir muayanizi yapınız:
Benlerinizde bir değişiklik görürseniz veya yeni bir benin çıktığını farkederseniz bir Dermatoloğa başvurunuz. Çok sayıda beniniz, atipik beniniz, daha önceden olan deri kanseriniz var ise veya doktorunuz önerdiyse düzenli olarak muayene olunuz. Çok sayıda ben ve sıradışı ben var ise fotograf ile kayıt almak faydalı olabilir. Dermatoskopi denen bir yöntem ile benlerin fotografları alınarak, benlerdeki melanom habercisi olabilecek değişiklikler kolaylıkla saptanabilir. kanserinden nasıl korunulur?
Güneşten korunma oldukça önemlidir.
uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve etekler, şapka giyilmelidir. güneşten koruyucu kullanın. Koruma faktörü 30 ve üzerinde olan güneşten koruyucuları sık olarak güneşe maruz kalan alanlara uygulayın.

Yorumlar (1)

Sigara bebekte zayıf doğum nedeni!

Selçuk Üniversitesi’nde (SÜ) yapılan bir araştırmada, hamilelik döneminde Read the rest of this entry »

Yorumlar

Gebelikte Alınmaması Gereken Besinler

Kahve ve çaylar:
Kahve alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmelisiniz. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir.
Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teofilin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 fincandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketiminin de günde iki fincan ile kısıtlanması gerektiğine inanmaktayım.
Suni tatlandırıcılar:
Suni tatlandırıcılar içlerinde genellikle aspartam adlı bir madde içerirler. Bu maddenin gebelikte kullanımında bir sakınca bulunmamıştır. Ancak fenilketonüri (doğumsal bir aminoasit metabolizma bozukluğu) tanısı konmuş anne adaylarının bu tatlandırıcıları doktorlarına danışarak kullanmaları gerekir.
Alkol kullanımı:
Alkol diğer bir bölümün konusu olmasına rağmen burada özet olarak değinmek gerekir: Alkol üzerinde gelişimsel kusurlar yaratabilen bir madde olduğundan ve bu kusurları yaratan gk dozun alt sınırı belirlenemediğinden, gebelikte kullanılmaması gereken bir maddedir.
Gebelikte alkol kullanımı
Sigara kullanımı:
Sigara kullanımı da ayrı bir bölümün konusu olmasına rağmen beslenmeyle yakın ilişkisi yüzünden burada da değinmek gerekir: Sigara verdiği tüm n dışında ı da kesen maddeler içerir. Sigarayı mümkün olduğunca azaltmak mutlaka olumlu etkiler yaratır, ancak bilinçli bir anne adayının döneminde sigaradan ve sigara içilen yerlerden tümüyle uzak durması gerekir.
Gebelikte sigara kullanımı
Tuz kullanımı:
Yıllar boyu anne adaylarına hekimler tarafından tuzsuz diyet önerilmiştir. Bunun altında yatan düşünce de preeklampsi gelişiminde vücutta tuz ve su tutulmasının birincil mekanizma olduğu, tuz alımı durdurulduğunda bu normaldışı durumun gelişmeyeceği varsayımıydı. Günümüzde bu uygulama ık kabul görmemektedir. Gebelikte vücutta sıvı tutulması gebeliğin normal seyrinin bir parçasıdır ve bu sürecin kesintiye uğraması sakıncalıdır. Preeklampside ani kilo alımı ve sıvı tutulması tuz alımıyla ilgili değildir. Bu yüzden anne adaylarının yemeklerine yeterince tuz katmalarında bir sakınca yoktur.
Preeklampsi gelişimini engellemek için önceleri anne adaylarına hekimler tarafından diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar neredeyse rutin olarak verilmekteydi. Ancak bu ilaçlar da sıvı ve elektrolit dengesini bozduklarından gelişmesi muhtemel problemleri önlemek bir yana, tümüyle normal seyreden bir gebelikte bile sıvı-elektrolit dengesizlikleri oluşmasına neden olabilirler.
Anne adaylarının gebelikte artmış iyot ihtiyacını karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmaları önerilir.
Sıvılar:
Gebelikte vücudun sıvı miktarı artar ve kan hacmi yaklaşık %50 oranında genişler. Amnios sıvısı da yaklaşık olarak üç saatte bir tümüyle yenilenir. Bu nedenle anne adayının vücudundaki sıvı dengesi çok önemlidir. Anne adaylarının günde en az iki litre sıvı almaları gerekir.

Yorumlar

Sigaranın Gebelik Dönemindeki Zararları

Hamilelikte içilen sigara;

1-Bebekte fiziksel ve beyin gelişimini engeller
2-Doğumda ve doğum sonrası ve ölümlerin artmasına sebep olur
3-Bebeğin rahim içi gelişimini engeller
4-Erken ve ölü doğum yapma riskini arttırır
5-Sigara içen annelerin bebekleri, sigara içmeyen annelerin bebeklerine oranla boyları 1-4 cm daha kısa, kiloları 200-300 gr. daha azdır.
6-Bebeklerin erken doğum sıklığı artar
7-Doğum sonrası ölümleri daha fazla görülür

Read the rest of this entry »

Yorumlar

« Previous entries Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0; Project-Id-Version: WordPress 2.3.1 Türkçe dil dosyası POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2007-10-28 10:09+0200 Last-Translator: Hasan Karaboga Language-Team: WordPress Türkiye MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;

eXTReMe Tracker